You wanna fuck with me? Okay. You wanna play rough? Okay. Say hello to my little friend!

Eğitim sistemini kim eğitecek?

Posted: April 5th, 2012 | Author: | Filed under: Genel | Tags: , , , , , , , , | 4 Comments »

(Bu yazıyı ilk olarak 5 Nisan 2012 tarihinde Radikal gazetesi için yazdım)

Eğitim hakkında fikir yürütmek cesaret işi. Modern yaşamın her köşesinde belirleyici olan bu yapı hakkında ilginç bir şekilde bu süreçten geçenlere hiçbir söz hakkı yok. ‘Eğitim sistemi’ dediğimiz şey aslen kim olduğunu bile bilmediğimiz birileri tarafından ÇOK önceden tasarlanmış ve içinden geçen öğrenci ve velilerine hiç danışılmamış bir dogmadan ibaret.

Eğitim sistemini kim eğitecek?

Yeni umudumuz Fatih Projesi.

Öğretilen şeylerden öğretim şekline, binasından eğitmenine kadar hiçbir müdahale ya da talep hakkımız olmayan bu dev sistemin içinde yol bulmaya çalışıyoruz. Geçen haftaki yazımda değindiğim gibi ‘okuyup adam alma’ gibi büyük vaatler sunan eğitim sistemine yönelik doğal olarak yükselen beklentimiz genellikle boşa çıkıyor. Nice emek, para ve zaman harcadığımız eğitim kurumları bize artık ne iş, ne gelecek garantisi veriyor.

Read the rest of this entry »


Sosyal Medya programına dair ara güncelleme

Posted: April 2nd, 2012 | Author: | Filed under: Medya | Tags: , , , | 17 Comments »

Sosyal Medya isimli televizyon programıyla tanışmam, konuk olarak çağrılmam sayesinde olmuştu. TRT Haber kanalında Nagehan Alçı’nın sunduğu programa ilk konuk olarak Mirgün Cabas ve ben davet edilmiştik. 13 hafta sonra sunucu koltuğuna oturacağımı tahmin etmezdim elbette.

Ama oldu işte.

Sosyal Medya programına dair ara güncelleme

‘Sosyal medya’ çok geniş bir kavram. Sosyal ağları kapsadığı gibi, yepyeni bir ekolü de temsil ediyor. Teknik kısmı belki en küçük ayrıntısı. Sosyolojisi, psikolojisi, ekonomisi, yansıması, kendine has karakterleri, mecralarıyla dev bir konu. Bir yanıyla teknik bir mesele, diğer yanıyla 1 milyara yakın kullanıcıyı kapsayan dev bir akım.

Nereden baktığınıza göre değişen; körün fili tarifi gibi bir şey.

Sosyal Medya öncesi televizyon dünyasındaki üç programdan oluşan kısa tecrübem bana birkaç şey öğretmişti:

  • Herkesi mutlu edemezsiniz. Ne yaparsanız yapın memnun olmayacak birileri olacaktır.
  • İzleyicilerin tamamına yakın bir bölümü sözde şikayet ettiği program ve insanları özde çeşitli bahanelerle gayet büyük bir iştahla izler.
  • İnsanlar televizyon ekranında ünlü / tanınmış yüzler görmek istiyor. Ünlü yüzlere yönelik beklenti de tolerans da daha yüksek. Ve aynı şekilde tanınmamış yüzleri izlerken fazlasıyla sorgulayıcı ve tahammülsüzler.
  • İnsanların çoğu takdiri gizleyip eleştiriyi dillendirmeye daha meyillidirler.

Bu yazıyı yazarken bir yandan da Sosyal Medya’nın 82. bölümüne hazırlanıyoruz. Yani devraldığım 14. bölümden itibaren 68 bölümü geride bırakmışız. Büyük bir aksilik olmazsa önümüzdeki hafta yepyeni bir dekorla ekranınızda olacağız.

Read the rest of this entry »


Gelişimin önündeki en büyük engel: Eğitim!

Posted: March 28th, 2012 | Author: | Filed under: Genel | Tags: , , , , , , | 1 Comment »

(Bu yazıyı aslen 28 Mart 2012 tarihinde Radikal gazetesi için yazdım)

Başbakan Erdoğan geçen hafta dershaneleri de sınavları da kaldıracaklarını vaat etti. Eğitim sistemimizin 4+4+4 adlı bir başlıkla kim bilir kaçıncı defa değiştirilmesinin telaşında sarf edildi bu sözler. Yıllık 710 bin öğrenci kapasitesine rağmen 1 milyon 700 bin öğrencinin sınava girdiği bir ülkede kimsenin kayıtsız kalamayacağı bir iddiaydı bu. Üstelik sayısı 5 bini geçmiş dershanelerde 1.5 milyondan fazla öğrenci okuyor, özel okullar yüzde 42 kapasiteyle hizmet veriyorken.

Gelişimin önündeki en büyük engel: Eğitim!

Konforu, dekoru ve içeriği değişse de dünyanın neredeyse tamamına yakını için eğitim bu ortamlarla özdeşleşmiş durumda.

Aslında bu Erdoğan’ın dershanelerle ilgili ilk çıkışı değil. 2008’de dönemin Milli Eğitim Bakanı’nı da muhatap alarak “Dershanesiz olmuyorsa bu okullar ne işe yarıyor?” minvalinde çok daha sert bir açıklama da yapmıştı. Elimizi vicdanımıza koyduğumuzda bir şeylerin ters gittiği ortada. Milyonlarca aile kelime anlamıyla yemiyor, içmiyor, çocuğunu o okuldan bu kursa, o özel dersten bu dershaneye taşıyıp duruyor. Okulların sahiden neden tek başına yeterli olmadığını sorgulayan yok. Dahası kapısından girme uğruna nice emek verilen okul ve üniversitelerin sonucunda ne olduğunun da.

Read the rest of this entry »


Roman

Posted: March 23rd, 2012 | Author: | Filed under: Video / Ses | Tags: , , , | 1 Comment »

Çok ağladım diye sevdiğim o filmi
Yine yeni baştan izlemek gibisin.
Senle ilgisi yok; yok bilmelisin.
Ben acıyı seviyorum; sebebi bu.

Çok sevildim, öyle sandım.
Çok da sevdim, belki yanıldım
Çok yanan en çok bilense.

Acılara gülümseyen anılarım
Arsız duygularım var.
Evet hayat hep son sözü söyler ama
Benim de cümlelerim var.

Yok ağladın diye değişir mi sonu?
Kendi acılarını kendin çekmelisin.
Aşk bana delidir, ben ona sevdalı.
Can bedenden çıkmadıkça durumum bu.

(Burcu Tatlıses)


Videolu görgü rehberleri

Posted: March 19th, 2012 | Author: | Filed under: Genel, Memleket Halleri | Tags: , , , , | 7 Comments »

Blogumu elimden geldiği kadar bilinen ilgi alanlarım dışındaki konulara ayırmaya çalışsam da nalıncı keseri misali yine mesele dönüp dolaşıp internete bulaşıyor. Bu yazı onlardan biri olmayacak.

2009 yılında aklıma gelen bir projeden yola çıkarak bana da başlama gücü versin diye şehirde yaşama adabına dair bir yazı yazmıştım. Çıkış noktam şuydu: çoğumuzun şikayet ettiği şehir yaşamına dair dertlerin neredeyse tamamı aslında bizim kurallara uymuyor değil, kuralları bilmiyor oluşumuzdan kaynaklanıyor.

Videolu görgü rehberleri

Kalabalık belirli bir oranı geçtiğinde önceliği asla kültür ve saygıya veremezsiniz.

Ben Anadolu’da doğup büyümüş ve Erzurum’da üniversiteyi bitirdikten sonra İstanbul’a göç edip evlenmiş bir ailenin iki çocuğundan biriyim. Anne ve babamın bana aktardığı genel kültür ve şehir yaşamını nereden öğrendikleri bilmiyorum (gerçi onlar da Anadolu şehirlerinde büyümüşlerdi). Ama şehir hayatına uyum sağlamakta zorluk çektiğimizi, yadırgandığımızı da hiç hatırlamıyorum.

Örneğin babamın büyüdüğü kasaba bugün çok daha muhafazakar ve renksiz. Oysa babamdan çok renkli anılar dinleyerek büyüdüm.

Sebebi bu mudur bilmem ama annemle babamın senaryosunun tekrarında bugünkü sonuç çoğunlukla farklı oluyor.

Read the rest of this entry »


Dijital yayıncılığın umut veren yüzü 1 yaşında

Posted: March 17th, 2012 | Author: | Filed under: Web Dünyası | Tags: , , , , , | 1 Comment »

Size (büyük ihtimalle daha önce duyduğunuz) bir girişimden bahsedeceğim ama önce kısa bir giriş yapmam gerek.

Ben bugün ‘internet’ dediğimiz türden bağlı yaşama BBS‘ler ile başladım. Bugün belki bu yazıyı okuyan kimse bu terimi bile duymamıştır bile ama bugünkünden çok daha zevkli bir yaşamımız vardı o ağların içinde.

BBS kabaca bir gönüllünün telefon hattına bağlı (genellikle evinde) kurduğu bir sunucu bilgisayardan ibaretti. Modemli bilgisayar sahibi olmak bir ayrıcalıktı. Bilgisayarın başına oturup numarasını çevirir, kullanıcı adı ve şifrenizle giriş yapar, o BBS’in üyelerinin yazdıklarını ve size gelen mesajları okurdunuz. Siz bağlıyken diğer üyeler bağlanamazdı çünkü genellikle tek bir telefon hattına bağlı olurdu BBS sunucuları. Küçük öbeklerden oluşan internetçikler gibi düşünün. Zevkliydi!

Read the rest of this entry »


South by Southwest’ten ‘uzak’ kesitler

Posted: March 15th, 2012 | Author: | Filed under: Medya, Web Dünyası | Tags: , , , | No Comments »

South by Southwest ya da daha tercih edilen yazım şekliyle SXSW her yıl ABD’de düzenlenen dünyanın en büyük etkinliklerinden biri. 1987 yılında bir müzik festivali olarak başlamasına rağmen zaman içinde film ve dijital sektörü de kapsayarak dev bir yapıya dönüştü.

Bu festivalin dünyaya en popüler hediyelerinden biri de Twitter. Bu hizmetin tanınması ve kitlelere yayılması 2007 yılındaki SXSW etkinliğinde olmuştu.

Texas eyaletinin başkenti Austin‘de gerçekleştirilen ve 9 gün süren etkinliğe dair bilgi vermesi için geçen seneden arta kalan birkaç resmi veri paylaşayım (2012 özeti etkinlik henüz bitmediği için yayınlanmadı):

  • 92 sahnede 2 bin 98 müzik gösterisi.
  • Yer almak için başvuran müzik grubu sayısı: 10 bin 915.
  • Müzik etkinliklerini izleyen sayısı: 45 bin.
  • Dijital konulu sunum ve panellere katılım: 63 ülkeden toplam 19 bin 364 kişi.
  • Dijital konulu sunum sayısı: 935.
  • Film konulu 105 oturumda izlenen 140 uzun metrajlı ve 153 kısa metrajlı film.
  • Film festivaline katılan kişi sayısı: 66 bin 842.
  • Etkinliğin fuar alanına katılım: 65 bin 200 kişi.
  • SXSW’in Austin ekonomisine katkısı: 168 milyon dolar (bu yıl da -ABD’nin içinde bulunduğu ekonomik krize rağmen- yaklaşık bu miktarda bir katkı sağlandığı söyleniyor).

TV programım yüzünden bu sene çok istememe rağmen SXSW’e katılamadım. Bir grup arkadaşım gitti, gidenlerin bir kısmı gözlemlerini paylaştı (biraz tembel çıktılar gerçi).

Binlerce oturum / etkinlik arasında titiz bir program yapmanız gereken bir festival olduğundan ben de öncesinde epey zaman ayırıp kendimce bir seçki yapmıştım. (Festivalin planlama için harika bir sitesi var)

Read the rest of this entry »


Twitter virüslerinden korunma / arınma yolları

Posted: March 12th, 2012 | Author: | Filed under: Web Dünyası | Tags: , , , | 12 Comments »

Virüs diye geçiştirsek de elektronik zararlıların truva atı, solucan gibi farklı türevleri var. Ben kafa karıştırmadan (gazeteci refleksi) hepsini virüs diye adlandırıp konuya gireceğim.

Twitter’ın yükselişi, popülerliği malum. Birçok kişi sürekli lafını duyduğu bu ortama girip bakınıyor. İlk girenin kafasındaki en büyük karışıklık kimi takip edeceği, ne yapacağı, ne yazacağı. Ardından uygulamalar dünyası geliyor.

Şu an 10 bine yakın uygulama Twitter hesaplarınız üstünden bir şeyler yapmaya, yaptırmaya çalışıyor. Yakın bir geçmişe kadar Twitter’ın kendi uygulamasıyla fotoğraf ve video paylaşımı bile yapılamıyordu. Dolayısıyla fotoğraf yükleme, kaç mesaj attığını sayma, en iyi dostunu bulma gibi akla hayale gelmedik pek çok konuda binlerce uygulama size bir şeyler sunuyor.

İşin güzel tarafı bu uygulamaların hepsi sizden izin almak zorunda. 2010 yılına kadar uygulamalar çalışabilmek için sizin kullanıcı adı ve şifrenizi alabiliyordu. Twitter yönetimi sonradan aldığı bir kararla şifre paylaşımı yerine sizin izin vererek uygulamaları kullanabildiğiniz bir mekanizma geliştirdi. Fakat bu da uç veren dertlerin çözümü olmadı.

Read the rest of this entry »


Milyonlarca çocuğun bizden küçük bir isteği var

Posted: March 8th, 2012 | Author: | Filed under: Genel | Tags: , , , , , , , , | 5 Comments »

Sosyal medyadaki varlıklarımın hepsini ayrı bir tonda tutmaya çalışıyorum. En hoyrat olduğum yer Twitter (ama seçenekler de yok değil), en özendiğim alan bu blog. Facebook sayfamı da mümkün olduğu kadar paylaşılmaya değer, ilginç şeyler için kullanmaya çalışıyorum.

Ben bir şeyler paylaşırken bu mecralar sayesinde sosyalleştiğimiz kişiler de benimle bir şeyler paylaşıyor. Sağolsunlar; sayelerinde çok şey öğrendim, çok şeyden haberdar oldum. Bir alışveriş ise buralar eğer; kendi payıma da bir şeyler aldım yani.

Milyonlarca çocuğun bizden küçük bir isteği var

Size topluca ve korku içinde uyuyan bu çocukların hikayesini anlatacağım.

Bunlar arasında en çarpıcı olanlardan biri Facebook sayfamın mesaj kutusundan bana ulaşan Onur Melih Minder’in linkini yolladığı bir video oldu.

Read the rest of this entry »


Yeni medyanın kazananı kim olacak?

Posted: March 8th, 2012 | Author: | Filed under: Medya, Web Dünyası | Tags: , , , , , , | 3 Comments »

Dün İsmail Hakkı Polat‘ın davetiyle Kadir Has Üniversitesi Yeni Medya Bölümü öğrencilerine kendi bakış açımla yeni medyayı ve yeni medyanın kullanıcı kitlesini anlattım. Bu ders sonrasında çok önemli bir ayrıntıyı atladığımı fark ettim. Bari burada kapatmış olayım.

Yeni medyanın kazananı kim olacak?

Öncelikle yeni medyanın ‘yeni’ sıfatı altında bu yazıya sığdıramayacağım kadar uzun bir liste yer aldığını hatırlatmak isterim. Buradaki ‘yeni’ kavramını doğuran ayrıntı medyanın yeteneklerine yönelik yenilikler kadar mecra ve kaynakların çeşitliliğini de içeriyor.

Read the rest of this entry »