Every dog has his day.
Posted: May 15th, 2012 | Author: MserdarK | Filed under: Genel | Tags: arttırılmış gerçeklik, augmented reality, müze, sakıp sabancı, sakıp sabancı müzesi, ssm, türkan sabancı, yeni medya | No Comments »Geçtiğimiz hafta Sakıp Sabancı Müzesi’nden bir davet aldım. Atlı Köşk’e gitmeyeli seneler olmuştu.
Bu bina 1927 yılında Mısır’ın meşhur Hidiv ailesinden Prens Mehmed Ali Hasan için İtalyan mimar Edouard De Nari tarafından tasarlanmış son derece zarif bir yapı (Hidiv ailesinin bir diğer mekanı da bildiğiniz gibi bugün Anadolu yakasında Hidiv Kasrı adıyla hizmet veriyor).
Bir dönem Sakıp ve Türkan Sabancı’nın ev olarak kullandığı bu köşk 1998′de Sakıp Bey’in kararıyla Sabancı Üniversitesi’ne müzeye dönüştürülmek üzere bağışlanmıştı.

Emirgan'ın meşhur Atlı Köşk'ü 1998'den bu yana Sakıp Sabancı Müzesi olarak hizmet veriyor. Atlı Köşk olarak anılmasının sebebi yola bakan kısmında görülen değil; bu resimde camekanlı kapının hemen önünde yer alan at heykeli.
O günden bu yana Sakıp Sabancı Müzesi (SSM) adıyla hizmet veren kurumda ailenin yaşam alanı Sakıp Bey’in kişisel merak alanlarından biri olan hat sanatıyla desteklenerek ilginç bir dijital ruha kavuşturulmuş.
Yeni düzenlemede müzeye girişte size verilen iPad’lerde yüklü özel bir Augmented Reality (AR) uygulaması yardımıyla ‘Aile Salonları’ olarak adlandırılan odalarda gerçekle sanal arası yeni bir katmanı daha iPad ekranı üstünden gözlemleme fırsatı buluyorsunuz.
Read the rest of this entry »
Posted: May 14th, 2012 | Author: MserdarK | Filed under: Genel | Tags: abdullah gül, basın, çankaya köşkü, cumhurbaşkanı, cumhurbaşkanlığı, huber köşkü, Medya, sosyal medya, yeni medya | 20 Comments »Birkaç gün önce Ankara’dan resmi bir davet aldım. NATO Zirvesi için ABD’nin Chicago şehrini ziyaret edecek Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün uçağındaki heyette yer almak için!

Şöyle bir kareyle dönmezsem ne olayım :)
Bağlantıyı kuramayanlar için ziyaretin ikinci ayağını da aktarayım. Gül, bu Zirve’den sonra birkaç kabulün ardından San Fransisco’ya geçerek önce Stanford Üniversitesi’nde bir konuşma yapacak, ardından sırasıyla hafta boyunca Apple, Google, Facebook ve Twitter merkezlerini ziyaret ederek temaslarda bulunacak. Ayrıca bir grup internet yatırımcısıyla da görüşecek. Ben de seyahatin bu ikinci kısmına eşlik ve şahitlik edeceğim.
Read the rest of this entry »
Posted: May 5th, 2012 | Author: MserdarK | Filed under: Genel | Tags: Chuck Palahniuk, edebiyat, roman, yazı, yazma | 2 Comments »Chuck Palahniuk’u severim. Bir yazar olarak tanımasanız bile tarzına Fight Club (Dövüş Kulübü) adlı kitabından yola çıkılarak çekilen aynı adlı efsane filmden aşinasınızdır (ya da Türkiye’de yasaklanan romanı Ölüm Pornosu‘na ait haberlerden).
Her bir kitabı (benim için) başyapıttır. Hepsini bir solukta okudum; kesinlikle tavsiye ederim.

Palahniuk’u bir süre Twitter hesabından takip ettim ama onun sosyal medya kullanım tarzı beni pek açmadı. Ama eskiden beri takip ettiğim sitesi beni hiç hayal kırıklığına uğratmadı.
Palahniuk sitesinde yazı tarzına ve ilham kaynaklarına yönelik çok özel şeyler paylaşıyor. İçinde beğendiklerimden birini benim gibi hayatını yazarak kazananlara ya da yazma konusuyla ciddi ilgilenenlere faydalı olacağını düşünerek paylaşmak istedim.
Read the rest of this entry »
Posted: April 11th, 2012 | Author: MserdarK | Filed under: Genel | Tags: brunei, Hassanal Bolkiah, krallık, sultan, zenginlik | 3 Comments »Zenginliği maddi ve manevi anlamda ikiye ayırmak gerekirken genellikle gözümüzü hep maddi zenginlikler çeliyor.
Örneğin dünyanın en önemli zenginliği olan sağlık(lı olma hali) kimse için övünç ve şükür sebebi değil. Ama kenarda köşedeki üç kuruş para, ev, araba her zaman böbürlenecek bir şey.
Paranın bir şekilde geldiğine inananlardanım. Akıl, inanç, sabır ve azme ortalamanın üstünde bir miktar sahip olan kimse acından ölmez.
Kimi zaman da para öylesine geliverir. Uğraşmazsınız. Örneğin anne-babanız zengindir. Kimine şans gibi gelirse de bence lanettir. Hırsını, azmini, hevesini köreltir. En iyi ihtimalle onların açtığı yolda birkaç adım daha ileri gidersin. Çoğunlukla o birikimi haybeye çarçur edersin. Aile servetiyle kendi yolunu çizip aynı başarıyı tekrar eden yok denecek kadar azdır.
Kimi zaman da Sultan, Kral doğarsın. Üstelik hap kadar toprağında kara altın denen petrol çıkar.
Brunei Sultanı Hassanal Bolkiah gibi.
Read the rest of this entry »
Posted: April 5th, 2012 | Author: MserdarK | Filed under: Genel | Tags: eğitim, eğitim sistemi, entourage edge, fatih projesi, khan academy, öğrenim, okul, salman khan, tablet | 4 Comments »(Bu yazıyı ilk olarak 5 Nisan 2012 tarihinde Radikal gazetesi için yazdım)
Eğitim hakkında fikir yürütmek cesaret işi. Modern yaşamın her köşesinde belirleyici olan bu yapı hakkında ilginç bir şekilde bu süreçten geçenlere hiçbir söz hakkı yok. ‘Eğitim sistemi’ dediğimiz şey aslen kim olduğunu bile bilmediğimiz birileri tarafından ÇOK önceden tasarlanmış ve içinden geçen öğrenci ve velilerine hiç danışılmamış bir dogmadan ibaret.

Yeni umudumuz Fatih Projesi.
Öğretilen şeylerden öğretim şekline, binasından eğitmenine kadar hiçbir müdahale ya da talep hakkımız olmayan bu dev sistemin içinde yol bulmaya çalışıyoruz. Geçen haftaki yazımda değindiğim gibi ‘okuyup adam alma’ gibi büyük vaatler sunan eğitim sistemine yönelik doğal olarak yükselen beklentimiz genellikle boşa çıkıyor. Nice emek, para ve zaman harcadığımız eğitim kurumları bize artık ne iş, ne gelecek garantisi veriyor.
Read the rest of this entry »
Posted: March 28th, 2012 | Author: MserdarK | Filed under: Genel | Tags: eğitim, fatih projesi, ken robinson, öğrenim, öğretim, okul, okul hayatı | 1 Comment »(Bu yazıyı aslen 28 Mart 2012 tarihinde Radikal gazetesi için yazdım)
Başbakan Erdoğan geçen hafta dershaneleri de sınavları da kaldıracaklarını vaat etti. Eğitim sistemimizin 4+4+4 adlı bir başlıkla kim bilir kaçıncı defa değiştirilmesinin telaşında sarf edildi bu sözler. Yıllık 710 bin öğrenci kapasitesine rağmen 1 milyon 700 bin öğrencinin sınava girdiği bir ülkede kimsenin kayıtsız kalamayacağı bir iddiaydı bu. Üstelik sayısı 5 bini geçmiş dershanelerde 1.5 milyondan fazla öğrenci okuyor, özel okullar yüzde 42 kapasiteyle hizmet veriyorken.

Konforu, dekoru ve içeriği değişse de dünyanın neredeyse tamamına yakını için eğitim bu ortamlarla özdeşleşmiş durumda.
Aslında bu Erdoğan’ın dershanelerle ilgili ilk çıkışı değil. 2008’de dönemin Milli Eğitim Bakanı’nı da muhatap alarak “Dershanesiz olmuyorsa bu okullar ne işe yarıyor?” minvalinde çok daha sert bir açıklama da yapmıştı. Elimizi vicdanımıza koyduğumuzda bir şeylerin ters gittiği ortada. Milyonlarca aile kelime anlamıyla yemiyor, içmiyor, çocuğunu o okuldan bu kursa, o özel dersten bu dershaneye taşıyıp duruyor. Okulların sahiden neden tek başına yeterli olmadığını sorgulayan yok. Dahası kapısından girme uğruna nice emek verilen okul ve üniversitelerin sonucunda ne olduğunun da.
Read the rest of this entry »
Posted: March 19th, 2012 | Author: MserdarK | Filed under: Genel, Memleket Halleri | Tags: adabımuaşeret, eğitim, genel kültür, şehir yaşamı, video | 7 Comments »Blogumu elimden geldiği kadar bilinen ilgi alanlarım dışındaki konulara ayırmaya çalışsam da nalıncı keseri misali yine mesele dönüp dolaşıp internete bulaşıyor. Bu yazı onlardan biri olmayacak.
2009 yılında aklıma gelen bir projeden yola çıkarak bana da başlama gücü versin diye şehirde yaşama adabına dair bir yazı yazmıştım. Çıkış noktam şuydu: çoğumuzun şikayet ettiği şehir yaşamına dair dertlerin neredeyse tamamı aslında bizim kurallara uymuyor değil, kuralları bilmiyor oluşumuzdan kaynaklanıyor.

Kalabalık belirli bir oranı geçtiğinde önceliği asla kültür ve saygıya veremezsiniz.
Ben Anadolu’da doğup büyümüş ve Erzurum’da üniversiteyi bitirdikten sonra İstanbul’a göç edip evlenmiş bir ailenin iki çocuğundan biriyim. Anne ve babamın bana aktardığı genel kültür ve şehir yaşamını nereden öğrendikleri bilmiyorum (gerçi onlar da Anadolu şehirlerinde büyümüşlerdi). Ama şehir hayatına uyum sağlamakta zorluk çektiğimizi, yadırgandığımızı da hiç hatırlamıyorum.
Örneğin babamın büyüdüğü kasaba bugün çok daha muhafazakar ve renksiz. Oysa babamdan çok renkli anılar dinleyerek büyüdüm.
Sebebi bu mudur bilmem ama annemle babamın senaryosunun tekrarında bugünkü sonuç çoğunlukla farklı oluyor.
Read the rest of this entry »
Posted: March 8th, 2012 | Author: MserdarK | Filed under: Genel | Tags: belgesel, idi amin, Joseph Kony, katliam, Lord Resistance Army, LRA, Tanrı'nın Direniş Ordusu, terör, uganda | 5 Comments »Sosyal medyadaki varlıklarımın hepsini ayrı bir tonda tutmaya çalışıyorum. En hoyrat olduğum yer Twitter (ama seçenekler de yok değil), en özendiğim alan bu blog. Facebook sayfamı da mümkün olduğu kadar paylaşılmaya değer, ilginç şeyler için kullanmaya çalışıyorum.
Ben bir şeyler paylaşırken bu mecralar sayesinde sosyalleştiğimiz kişiler de benimle bir şeyler paylaşıyor. Sağolsunlar; sayelerinde çok şey öğrendim, çok şeyden haberdar oldum. Bir alışveriş ise buralar eğer; kendi payıma da bir şeyler aldım yani.

Size topluca ve korku içinde uyuyan bu çocukların hikayesini anlatacağım.
Bunlar arasında en çarpıcı olanlardan biri Facebook sayfamın mesaj kutusundan bana ulaşan Onur Melih Minder’in linkini yolladığı bir video oldu.
Read the rest of this entry »
Posted: March 6th, 2012 | Author: MserdarK | Filed under: Genel | Tags: hayat, Holstee Manifesto, Holstee Manifestosu, yaşam | 7 Comments »Bilgisayarımda duran bazı fotoğraf ve illüstrasyonlar var. Arada açıp baktığım şeyler. Mesela neredeyse yazacağım her gazete / dergi yazısı öncesinde aşağıdaki resmi açıp bir süre bakarım, kafamı boşaltırım. Bu yaptığım kafa boşaltmak mı yoksa başka bir alana yoğunlaştırmak mı bilemiyorum.

Bu yazıyı yazana dek kökenini bilmediğim bu eserin izini Facebook’ta Aykut Alp Ersoy sayesinde buldum. (Tıklayarak büyütebililrsiniz)
Bu kategorideki illüstrasyonlardan biri de daha çok ‘Holstee Manifestosu’ olarak bilinen metin. Ama önce biraz Holstee’den bahsedelim.
ABD’nin San Fransisco şehrinde yaşayan Fabian Pfortmüller, Michael Radparvar ve Dave Radparvar hayatlarından fazlasıyla sıkıldıklarını fark eder ve yeni bir arayışa girerler. Meşhur Union Square parkında oturup yeni hayatlarına dair akıllarından geçenleri o ana kadar yaşadıkları tecrübelerle birleştirip kağıda dökmeye başlarlar.
Read the rest of this entry »
Posted: February 25th, 2012 | Author: MserdarK | Filed under: Genel, Web Dünyası | Tags: etkinlik, gdol, generation do it online, generation do it onliners, konferans | No Comments »Hayatımın hatırı sayılır bir bölümü konferanslarda geçiyor. Kimini düzenliyorum, kimini izliyorum, kiminde konuşmacı olarak yer alıyorum.
Gözlemlerime dayalı kişisel fikrim, şirketlerin kendi ihtiyaçları için düzenlediği özel (dışarı kapalı) örnekler dışında herkese açık, ücretli / ücretsiz etkinliklerin sıradanlaşması. Aynı kişiler, aynı kitleye, aynı cümlelerle, aynı konuşmaları yapıyor ve (üzgünüm) Türkiye’de çok az kişi sahnede konuşma yeteneğine sahip. Ve bu özellik bir konferansın ‘iyi’ olarak değerlendirilmesinin olmazsa olmaz, ilk, temel şartı. (Bu konudaki bazı mütevazı tecrübelerimi paylaşmıştım. Blogun en çok okunan ikinci yazısı olduğuna göre ilgilisi de varmış)
Katılımcılar konusunda da konuşulacak çok şey var elbet. Zira yine azımsanmayacak bir katılımcı grubu için konferanslar işten kaytarma, aralarda bir iki kişiyle tanışıp kendine bir iş / fırsat çıkartma bahanesi. Hazır yazılmışı olduğu için ben detaylarına girmeyeceğim.
Yeni bir şeylerin arayışındayken ortaya güzel bir fırsat çıktı: GDOL Digital Talkfest (GDOL-DT diyelim).
Read the rest of this entry »