All I have in this world is my balls and my word and I don’t break them for no one.
Posted: November 15th, 2008 | Author: MserdarK | Filed under: Memleket Halleri | Tags: 10 kasım, atatürk, cumhuriyet anıtı, samatya, saygı duruşu, taksim | 3 Comments »Atatürk’ün ölüm yıldönümünde saat 9′a doğru otomobilimin gömüldüğü trafik içinde radyoda konuşulanları dinliyordum. Kanallar arasında dolanırken yanlış hatırlamıyorsam Radyo Tatlıses’te (İbo’nun kurduğu, sonradan Saadettin Saran’ın satın aldığı radyo) Cumhuriyet Gazetesi Yazarı Ümit Zileli’nin hazırlayıp sunduğu bir programa denk geldim. ‘Sesli Gazete’ şeklinde yaratıcılıktan zerre kadar nasiplenmemiş bir ismi vardı.
Tam o sıralarda ekonomi haberleri için bağlandığı kişi bir gün önce oynanan GS-FB derbisiyle ilgili komik şeyler anlatıyordu. Zileli bir iki dakika sonra (09:05) başlatacağı Atatürk’e saygı bölümü için toparlamaya çalışıyor ama başarılı olamıyordu. Ben de ibretle dinliyordum.
Read the rest of this entry »
Posted: November 6th, 2008 | Author: MserdarK | Filed under: Memleket Halleri | Tags: maksim gazinosu, otopark, taksim | 4 Comments »Taksim Devlet Sahnesi ile ilgili yazım rekor sayıda okunmuş, Google’dan da bayağı ziyaretçi çekiyor (nedense?). Orada bahsetmiştim; her gün arabamı eski Maksim Gazinosu’na park ediyorum. Orayı yıkıp otopark yapmışlar. Orası da eski Devlet Sahnesi ile birlikte dümdüz edilip alışveriş merkezi + otopark + otel olmak için gün sayıyor. Taksim’in en değerli arazisi olduğuna şüphe yok. Bu iştahı anlayabiliyorum içim parçalansa da.

Maksim'i daire içine aldım. Taksim Meydanı'nın en stratejik noktasında. Hemen yanında da Devlet Sahnesi. Etrafındaki pek çok yerin üstündeki planlar ve yapılan değişiklikler de malum. Bir şeyi engellemek mümkün değil bu ülkede ama en azından bir dönemlerini bilelim. Bu hakkımız hala var (tıklayarak büyütebililrsiniz).
Önce bir zamanların ihtişam ve statü sembolü Maksim’in eski halini hatırlayalım:

Buyrun bu da şimdiki hali:
Julien de heveslenip gidip bir çekim yapmış. Ondaki fotoğraflar biraz daha detaylı.
(YILLAR SONRA BİR EKLEME: İşlem tamam)
Posted: November 4th, 2008 | Author: MserdarK | Filed under: Memleket Halleri | Tags: istanbul, maksim gazinosu, taksim, taksim devlet sahnesi, tiyarto | 6 Comments »Geçen bir toplantıdan ofise dönerken yıllardır kurt gibi merak ettiğim bir sorunun cevabını buldum. Biliyorsunuz Maksim Gazinosu kapanalı çok oldu. Bir ara hortlatmaya çalıştılar ama yine olmadı. Bitmiş demek ki bu topraklarda gazino kültürü.

Hemen bitişiğinde yer alan Taksim Devlet Sahnesi’ne ait tiyatro da uzun süredir kapalı. Boşluklarında şimdilerde kaçak mağazalar var. Oranın eski halini hiç bilmeyen biri için o dükkanlar hep oradaymış izlenimi verebilir pekala. O kadar ustalıkla gömülmüş ki insan hayranlık duymadan edemiyor.
O gün tam yanından yürürken bir de baktım ki demir kapılarından biri ardına kadar açık! Hemen içeri daldım. Kapısında bizim ofisin bulunduğu apartmanın bodrumunda yatıp kalkan ve bir teke gibi kokan adam bir halı süpürüyordu. Şaşkın şaşkın baktı, ben de daldım içeri.
Read the rest of this entry »
Posted: November 4th, 2008 | Author: MserdarK | Filed under: Memleket Halleri | 5 Comments »Geçenlerde Taksim The Marmara Hotel’de bir toplantım vardı. İçerde TRT’nin Pazar programlarında caz piyano çalan amca vardı. Adını unuttum ama büyük bir adam olduğunu Kuruçeşme Arena’da izlediğim Mazhar Fuat Özkan konserinde Mazhar Alanson söylemişti. Neyse…
Tuvalete uğradığımda tam çıkış kapısının önünde internet kioskunu gördüm. Oda kartınızı (artık otellerde anahtar kalmadı nedense) sokup internete bağlanıyorsunuz. Ancak ekranındaki animasyonlar ilginçti. Buyrun işte Osmanlı’nın web tercihi. Aynı fikirde değilmişiz meğer…

Posted: October 29th, 2008 | Author: MserdarK | Filed under: Memleket Halleri, Web Dünyası | Tags: hukuk, sansür | 33 Comments »Haber verdiğim gibi dün akşamüstü iki buçuk saatten fazla süren bir toplantıda, Türkiye internetine emek veren 21 kişiden oluşan bir grupla Nevzat’ın (yemeksepeti) ofisinde toplandık. Amacımız blogspot sansürüyle artık gemi azıya alan ve isyan ettiren uygulamadan nasıl kurtulacağımıza dair fikir yürütmek ve bir eylem planı oluşturmaktı. (toplantının akışını bozmamak için fotoğrafları başta çektim. Biraz geyik muhabbeti ve yeme-içme toplantısı gibi görünmesi ondandır. Hiç de öyle olmadı. Hatta bence gayet de verimli geçti)

Aralarında avukat Gökhan Ahi ve Başak Purut, Alemşah Öztürk, Burak Büyükdemir, Arda Kutsal, Füsun Sarp Nebil, Savaş Şakar, Erdem Yurdanur, Çağlar Erol, Hadi Özışık, Nevzat Aydın, Hasan Yalçınkaya, Orkun Tekin, Burak Büyükdemir, Erdem Yurdanur gibi farklı alanlardan kişiler bulunan geniş bir katılmcı grubuyla mevcut durumu ve ne yapılabileceğini tartıştık.
Çok uzun bir süre ve çok fazla konu başlığı üstünde konuştuğumuz için kabaca özetlemeye çalışayım:
Read the rest of this entry »
Posted: October 28th, 2008 | Author: MserdarK | Filed under: Memleket Halleri | Tags: ceza, istanbul, kasko, metro, metrobüs, muayene, otopark, stress, taksi, trafik, vapur, vergi | 6 Comments »Birkaç yıldır otomobilin bu şehirde nimet mi külfet mi olduğuna dair ciddi sorgulamalar içindeyim. Her Pazartesi 10:00′da MYK’da genel bir ekip toplantımız var. Bu sabah 08:45′te çıktığım yolda, 19 km mesafeyi alıp ofise vardığımda saat 10:15′i gösteriyordu.
Otomobil sahibi olmanın nimetlerini herkes sıralayabilir. Ben (nedense) pek bahsedilmeyen ama sahip olan herkisin ortak paydası olan külfetlerinden bahsetmek istiyorum bu sefer de (züppelik olarak algılamayın lütfen):
- Vergi: Alırken ödenenden bahsetmiyorum. O zaten mantık dışı. Ama sahip olma maliyetinde ödenen vergi cidden düşündürücü. Hele hele benim gibi yüksek motorlu bir araç kullanıyorsanız (2500cc) kara kara düşündürücü oluyor.
- Trafik Muayenesi: Yaptırması da dert, parası da cabası.
- Egzost muayenesi: (nasıl yazayım diye epey düşündüm) Bu meseleye verilen önemi ceza oranıyla açıklamak mümkün değil. Uyduruktan da bir prosedürü var, o ayrı.
- Otopark gideri: Hiç düşünülmez ama her sene ciddi bir miktar da buna gidiyor. Örneğin ben sadece ofisin oraya park edebilmek için ayda 175 YTL para veriyorum. Evimde otopark var ama yakında taşınacağım yerdeki otopark aylığı 300 YTL’den BAŞLIYOR! Sağda solda gittiğim yerde ödediklerimi saymıyorum.
- Yakıt gideri: Bir şey söylemeye gerek var mı?
- Bakım, tamirat, vs: Aracınızın markasına, modeline göre değişir ama araba dediğin durduğu yerde bile illa masraf çıkarıyor.
- Kaza: Sürprizdir, gelir ve can acıtır. Cana da gelse dert, mala da.
- Sigorta: Zorunlusu ayrı, kaskosu ayrı. Hele birincisi adı üstünde zorunlu…
- Cezalar: İlla ki çıkar.
Bunlar ilk etapta aklıma gelenler. Daha da vardır elbette. Ama şimdi bütün bunlara ‘yeter’ desem ve her yere taksiyle gitsem aklıma gelen avantajlar:
Read the rest of this entry »
Posted: October 27th, 2008 | Author: MserdarK | Filed under: Memleket Halleri, Web Dünyası | Tags: blogger, blogspot, digitur, filtre, sansür | 9 Comments »İnternette sansürle ilgili Çin’in meşhur filtre çalışmalarını başlattığı yıllardan bu yana yazılar yazıyorum. O süreci iyi biliyorum. Buralara nasıl gelindiğini de… Ortadoğu’daki girişimleri de neredeyse gün be gün takip ettim Türkiye’deki süreci de ister istemez seyrediyorum. Bu konuda Meclis’teki çalışma grubu toplantılarına kadar gözlemlemişliğim vardır.
Bunları böbürlenmek için anlatıyor değilim elbette; bunu yapana madalya vermiyorlar. Öte yandan bir gazetecinin işi nedir başka?
Ama bu konuda çok yazmış etmiş biri olarak artık lafı tükettiğim için dozu kendi marjım içinde en üst noktaya getirerek kapatmak istiyorum. Çünkü artık yazacak bir şeyim kalmadı. Ne buraya, ne oraya, ne de başka bir yere. Buyrun size gazetedeki köşe yazım.
Daha ötesinde ne denir bilemedim.
Posted: October 24th, 2008 | Author: MserdarK | Filed under: Memleket Halleri, Video / Ses | Tags: ankaralı turgut, murathan mungan, müslüm gürses, müzik, şarkı sözleri, sezen aksu | 2 Comments »
Her sabah yanımda duran iki küçük kucak delisinden kalan fırsatta yarım simit içine rokforlu Karper peynir, 1 haşlanmış yumurta ve 2 bardak açık çaydan oluşan klasik kahvaltımı ediyorum.
Garip bir de huyum var; tuvalette, banyoda, yatakta, yemekte ne olursa olsun radyo çalsın istiyorum. Talk radio düşkünlüğümden genelde tercihim haber kanalları, TRT-1 (süper bence) ve Açık Radyo oluyor. Ev halkının zevkleri farklı olduğundan en azından kahvaltıda müzik kanallarını açıyorum.
Bu şarkı sözleri ne de felaket hale gelmiş böyle? Sonra oturdum düşündüm en hoşuma giden şarkı sözleri nedir diye, hepsinden önce Sezen Aksu‘nun şu şarkısı aklıma geldi (ki sevmem Sezen Aksu). Koyu olarak işaretlediğim laf cambazlığı adına benim dikkatimi çekenler. (ağır ağır okumak gerekiyor velakin):
Read the rest of this entry »
Posted: October 23rd, 2008 | Author: MserdarK | Filed under: Memleket Halleri | Tags: ekber, işporta, parfüm, sıraselviler, taksim | 11 Comments »Bizim küçük güzel dükkanımız Taksim Sıraselviler Caddesi’ni kesen bir sokakta. Dolayısıyla her sabah/akşam bayağı şenlikli bir güzergah kullanıyorum. Burada bazı sabit insanlar var. O hengamenin içinde ancak birkaç sefer sonra gözünüze ilişiyor tutarlılıkları.
Read the rest of this entry »
Posted: October 23rd, 2008 | Author: MserdarK | Filed under: Memleket Halleri | Tags: atatürk, cumuriyet anıtı, güvenlik, polis, taksim | 6 Comments »Atatürk’ü sevmeyen bir kesim olduğu malum. Zararı da yok. Yani kavrama, anlamına ve etkisine zararı yok ama bazen heykellerine, büstlerine zararı olduğu oluyor. Bu yüzden midir nedir bilmiyorum ama benim gözlemlediğim kadarıyla hayli uzun bir süredir Taksim’deki meşhur anıta yaklaşmak yasak.
Etrafındaki 4 giriş polis barikatıyla kapanmış durumda. Yetmezmiş gibi her birinde nöbetçi polisler var. hatta bir tane de araç bekliyor kordonun içinde.

Bu ayıp bize yeter mi?
Oysa ki çoğu İstanbullu’nun yanından defalarca geçtiği o anıt Cumhuriyet adına çok önemli bir eser. İçinde bir sürü sembol ve anlam yüklü (bu yazıyı sabredip okumanızı tavsiye ederim).
Vikipedi’den alıntı yaparsak:
Anıtın kuzey yönünde Mustafa Kemal, yanında İsmet İnönü, Fevzi Çakmak , halk ve iki rus generali Kliment Vefremoviç Voroşilov ile Mihail Vesilyeviç Frunze betimlenmiştir. Anıtın yan yüzlerinde birer asker üstlerindeki madalyonlarda ise iki kadın figürü görülmektedir. Anıtın dar yüzleri altında mermerden yalaklar bulunur. Bunlar çeşme olarak düşünülmüş daha sonra eklenmemiştir.
Hatta yazar Orhan Pamuk bir röportajında kızıyla bu meydanda bir sabah çektirdiği fotoğraftan bahsederken “her türk çocuğunun Taksim Meydanı’nda bir fotoğrafı olması lazım. Türklere nüfus kağıdı yerine bu fotoğraf sorulmalı” demişti.
Peki artık neden bize yasaklı bu anıt? Bilen var mı? Ben arada sırada yaptığım gibi onun yakınına gitmeyi, incelemeyi, batı tarafındaki açık başlı ve doğru tarafındaki örtülü başlı kadınlara bakıp hiçbir zaman bitmeyecek açmazlarımıza, kısır döngülerimize bakmayı istiyorum.
Halkından bu kadar korkan, çekinen bir devlet olmamalı. Bir şey olursa Taksim’in göbeğinde Cumhuriyet anıtlarını koruyacaklar çıkacaktır elbet. Bu çirkinliğe tahammül etmeli miyiz yoksa? Ben ilerde çocuklarımla gidip o anıtın dibinde fotoğraf çektirmek istiyorum.
Bu bahanenin altında başka manidar şeyler de aklıma gelmiyor değil hani…
NOT: Bu konuda bir Facebook grubu da kurmuş, olayı takip etmiş ancak sağlıklı hiçbir sonuca ulaşamamıştım. Nedeni bilinmez bir şekilde başlayan bu karantina bu hafta sessizce kalktı. Umarım kimileri için fırsat ya da yaklaşmakta olan bir şey için ön hazırlık değildir. Destek olan herkese çok teşekkürler! (08/08/2009)