Psychic spies from China
Try to steal your mind’s elation
Little girls from Sweden
Dream of silver screen quotations
And if you want these kind of dreams
It’s Californication
It’s the edge of the world
And all of western civilization
The sun may rise in the East
At least it settles in the final location
It’s understood that Hollywood
sells Californication
Pay your surgeon very well
To break the spell of aging
Celebrity skin is this your chin
Or is that war your waging
First born unicorn
Hard core soft porn
Dream of Californication
Dream of Californication
Marry me girl be my fairy to the world
Be my very own constellation
A teenage bride with a baby inside
Getting high on information
And buy me a star on the boulevard
It’s Californication
Space may be the final frontier
But it’s made in a Hollywood basement
Cobain can you hear the spheres
Singing songs off station to station
And Alderaan’s not far away
It’s Californication
Born and raised by those who praise
Control of population everybody’s been there and
I don’t mean on vacation
Destruction leads to a very rough road
But it also breeds creation
And earthquakes are to a girl’s guitar
They’re just another good vibration
And tidal waves couldn’t save the world
From Californication
Pay your surgeon very well
To break the spell of aging
Sicker than the rest
There is no test
But this is what you’re craving
(Böyle satırlar yazan zihinlerin frekansına girebilme ümidiyle geçti seneler… Usanmadım, çilemi doldurmaya devam ediyorum. Dünya, dünyayı böyle gören gözler yüzünden hala çekilebilir bir yer.)
What else should I be?
All apologies.
What else could I say?
Everyone is gay.
What else could I write?
I don’t have the right.
What else should I be?
All Apologies.
In the sun
In the sun I feel as one
In the sun
In the sun
Married!
Buried!
I wish I was like you
Easily amused
Find my nest of salt
Everything is my fault
I’ll take all the blame
aqua seafoam shame
Sunburn with freezer burn
Choking on the ashes of her enemy
In the sun
In the sun I feel as one
In the sun
In the sun
Married, Married, Married!
Buried!
Yeah, yeah, yeah, yeah,
IPTV temelde internet üstünden zenginleştirilmiş video yayın hizmeti. Televizyon ekranından aldığınız hizmetleri çok daha farklı hizmetlerle bezeyerek daha faydalı hale getiriyor. Elbette aynı zamanda internetin popüler yüzünü de ekrana taşıyarak işi katmerliyor. Ayrıntılarına bir ara gireriz.
İşim ve ilgim gereği IPTV konusuyla yıllardır haşır neşirim. Herhalde dünyada bununla ilgili çözüm geliştiren her firmanın demo merkezine gittim, teknolojilerini inceledim, sektörel fuarları gezdim.
Radikal gazetesindeyken DTV Holding’de üç ortaklı bir grubun ön strateji ve fizibilitelerini çıkardım. Maliyetler milyar dolara vurunca o iş uyumaya bırakıldı. Seneler sonra aktif olarak DTV Holding’de Yeni Nesil Hizmetler Direktörü olarak bizzat bu işlerle sorumlu hale gelince yine yeltendim ama işler çok daha karışmıştı.
Bütün bu süreçte önümüzdeki engel altyapı yatırım maliyeti ve gelir paylaşım modeliydi. Altyapı operatörleri aslan payını istiyor, yeni altyapının astarı yüzünden pahalıya geliyor; en kötüsü fizibiliteler uzun yıllar zarar projeksiyonu yapıyordu. İçerik sahibi tarafında bu pek göze alınan bir şey değil elbette. Altyapının sahibi önünde sonunda o yatırımı çıkaracak nasıl olsa.
Ama bütün bu çekişmeler sonuçta alternatifleri doğuruyor.
Bu alanda çalışanlardan biri de Sony. Önce Bravia serisinde yaptıklarını izleyelim:
Burada gördüğümüz tam donanımlı bir IPTV platformu değil ama sadece Bravia Z serisi televizyonunuz ile alabildiğiniz hizmetler anlamında düşündürücü. Kullanıcıların birçoğu buna bile razı. Üstelik hiçbir yeni altyapı yatırımı, gelir modeli kurgusu da gerektirmiyor.
Bir başka örneğe de bakalım:
Medya içeriği üretenlerin takip etmesi gereken bir alan olduğu kesin.
Janis Joplin ve Porsche'si. Tanrı onun dualarını kabul etti.
Oh Lord, won’t you buy me a Mercedes Benz ?
My friends all drive Porsches, I must make amends.
Worked hard all my lifetime, no help from my friends,
So Lord, won’t you buy me a Mercedes Benz ?
Oh Lord, won’t you buy me a color TV ?
Dialing For Dollars is trying to find me.
I wait for delivery each day until three,
So oh Lord, won’t you buy me a color TV ?
Oh Lord, won’t you buy me a night on the town ?
I’m counting on you, Lord, please don’t let me down.
Prove that you love me and buy the next round,
Oh Lord, won’t you buy me a night on the town ?
Oh Lord, won’t you buy me a Mercedes Benz ?
My friends all drive Porsches, I must make amends,
Worked hard all my lifetime, no help from my friends,
So oh Lord, won’t you buy me a Mercedes Benz ?
Bülent Ecevit’in 1940 yılında yazdığı ‘Robot’ adlı bir şiir. Can Dündar’ın da değindiği gibi, dönem daha robotların bilimkurgu malzemesi olduğu dönem. Üstelik Ecevit henüz 15 yaşında.
İlginç…
ROBOT
Ellerim dallar gibi açılır bazen Allah’a.
Ki Allah’tır veren bu güçsüz ellerimi benim.
Senin ellerinden güçlü ellerim ki ben verdim,
Onlar kapalıdır Allah’a.
Bir parça demirden ibaretsin Allah’a göre.
Sana verdiğim bir ömürdür,
Ki yaşamadan sürüyorsun sen onu.
Sana bu ömrü verenler senden çabuk ölür.
Çeliğin çürümesi kadar uzaktır bir robotun sonu.
Allah, Allah olduğu için yarattı beni.
Ben Allah olamıyorum ne kadar yaratsam. Ve tapmıyor bana benim yarattığım adam,
Beni yaratana ben nasıl tapıyorsam…
Memleketimizin enteresanlıklardan yana ne bereketli olduğu malum. Horoz Mustafa’yı düşünelim mesela:
Ülke olarak fenomen haline getirdiğimiz Örovizyon ise öyle bir konu ki sosyal mecralardaki dalgaları bile iskeleleri yıkıp geçiyor. Gerçek yaşamın da ondan geri kalır yanı yok aslında. İşte Hadise’den sonraki ana hadise: Tülay Bolat!