All I have in this world is my balls and my word and I don’t break them for no one.
Posted: November 4th, 2008 | Author: MserdarK | Filed under: Web Dünyası | Tags: business network, çağlar erol, cember.net, Hakan Gönenli, iş ağı, Lars Hinrichs, linkedin, Sabine Brockmeier, XING | 2 Comments »Yine yemek, yine yemek…
Bu öğlen Lars Hinrichs ile birlikteydim. Lars, Türkiye’de cember.net’i Çağlar Erol‘dan 4,36 milyon avroya satın alan Xing sitesinin kurcusu. 22 yaşında iş hayatına atılmış ve Avrupa’nın en büyük iş ağı sitesine imza atmış bir isim. The Socialsoftware Weblog, Business Networking ve Loic Le Meur’s Blog adlı 3 tane blogu var.
Read the rest of this entry »
Posted: November 1st, 2008 | Author: MserdarK | Filed under: Web Dünyası | Tags: ersan özer, myk, uzmantv | 5 Comments »Bilmiyor olabilirsiniz; uzmantv‘nin akademi çekimleri bizim stüdyoda gerçekleştiriliyor. Bazen bırakılan kalıntılar bize de bayağı malzeme çıkarıyor. Ancak bu seferkini nasıl kullanabiliriz bilemedim. Julien keşfetmiş, getirdi önüme koydu. Buyrun bakalım:

Orada neler oluyor?
Bir seferinde de vibratör ve prezervatiflere rastlamıştık. Akademi, uzman ayağına bizim stüdyoda bir haltlar dönüyor ama durun bakalım.
Ersan kardeşim baskın falan yemeyelim?
Posted: October 30th, 2008 | Author: MserdarK | Filed under: Web Dünyası | Tags: angel investor, fuat sami, helix, lab-x, labx, melek yatırımcı, private equity, risk sermayesi, venture capital | 2 Comments »İnternet girişimcilerimizin çoğu risk sermayesi denilen kavramın sadece web etrafında döndüğünü düşünüyor ancak bu sistemin tarihi internetten çok daha eskiye dayanıyor. Bu firmalar sahip oldukları sermayeyi ışık gördüğü girişimlere yatırarak borsaya açılma döneminde ya da satış aşamasında misliyle gelir kazanmayı hedefliyor.
Read the rest of this entry »
Posted: October 29th, 2008 | Author: MserdarK | Filed under: Web Dünyası | Tags: kartvizit, nevzat aydın, yemeksepeti | 2 Comments »Sansüre karşı ne yapabiliriz diye Nevzat’ın ev sahipliğinde ofisinde buluştuğumuzu yazmıştım. Ayak üstü muhabbet sırasında aldığım (ve Nevzat’ın yazabilirsin dediği) bazı ayrıntıları paylaşmak isterim:
- Yemeksepeti‘nin günlük sipariş sayısı 14 bine yaklaşmış durumda. Bu cümleden yola çıkarak hemen ortada “her siparişten 1 lira kazansan…” tarzı muhabbet dönmeye başladı. Türk refleksi :) Amma da yiyormuşuz dedim içimden.
- Çağrı merkezinde 23 kişi çalışıyor. Aksayan siparişler, şikayetler veya tebrikler için.
- Siparişin doğru dürüst gelmesi için kimi üyeler webdeki formu doldururken not kısmına “Nevzat da yanımızda, ona göre” diyormuş!
- Şu an kullandıkları villanın yanını da kiralamışlar. İşler büyüyor demek ki. Daha da büyüsün, 40 kişiye daha iş ve biz şehirlilere evde / işte aç kalmama imkanı doğsun. (Nevzatların eski tek oda ofisini hatırlıyorum da şimdi bakınca için için gururlanmadan edemiyorum)
- Bahçede bir langırt masası var. Biz toplantıya girerken oynuyordu birileri, 3 saat sonra hava kararmışken çıktığımızda hala oynuyorlardı. Siparişler aksıyorsa sorumlulardan biri o langırt masası olabilir.
- Nevzat’ın iddiasına göre rakiplerin ayakta durma şansı yok. 6 ay ile 1 yıl arasında her açılan kapanıyormuş. Doğru mu, değil mi karşılaştıracak bilgim yok doğrusu. Olabilir…
- Arda Kutsal, Burak Büyükdemir ve Hasan Yalçınkaya ile birlikte toplantıdan çıkarken bahçeden öyle bir köpek saldırısı başladı ki ben böyle bir şey görmedim. Biri pitbull olmak üzere iki HAYVAN mümkün olsa tel örgüleri aşıp bizi parçalayacaklardı. Ne yaptık biz bunlara anlamadım. Hasan hemen kaskını takıp motora binerek uzaklaştı :) Eğer onlar Nevzat’ınsa nasıl bir olay onlara muhtaç bırakmış dükkanı öğrenmek isterim.
Bu arada bir ayrıntıyı da unutmayalım. Yemeksepeti kartvizit olarak kendi konusuyla da ilintili olarak o meşhur Mabel sakızını kullanıyor. Şu an bu satırları okuyan kaç kişi hatırlıyor bilemem. Ben hala bulduğum pastanelerde bolca alıyorum.
Sakızın dış kaplamasının önünü isim ve illüstrasyon için, arkasınıysa adres ve iletişim bilgileri için kullanmışlar.

Bence harika bir fikir. Benden başka kişiler de böyle düşünmüş olacak ki ödül almışlar birkaç tane. Ama işin ilginci toplantılarda masaya getirince çoğu insan anlamıyormuş. Kimi masada bırakıp gidiyormuş hatta! Yaratıcılık da zor zenaat.
Posted: October 29th, 2008 | Author: MserdarK | Filed under: Memleket Halleri, Web Dünyası | Tags: hukuk, sansür | 33 Comments »Haber verdiğim gibi dün akşamüstü iki buçuk saatten fazla süren bir toplantıda, Türkiye internetine emek veren 21 kişiden oluşan bir grupla Nevzat’ın (yemeksepeti) ofisinde toplandık. Amacımız blogspot sansürüyle artık gemi azıya alan ve isyan ettiren uygulamadan nasıl kurtulacağımıza dair fikir yürütmek ve bir eylem planı oluşturmaktı. (toplantının akışını bozmamak için fotoğrafları başta çektim. Biraz geyik muhabbeti ve yeme-içme toplantısı gibi görünmesi ondandır. Hiç de öyle olmadı. Hatta bence gayet de verimli geçti)

Aralarında avukat Gökhan Ahi ve Başak Purut, Alemşah Öztürk, Burak Büyükdemir, Arda Kutsal, Füsun Sarp Nebil, Savaş Şakar, Erdem Yurdanur, Çağlar Erol, Hadi Özışık, Nevzat Aydın, Hasan Yalçınkaya, Orkun Tekin, Burak Büyükdemir, Erdem Yurdanur gibi farklı alanlardan kişiler bulunan geniş bir katılmcı grubuyla mevcut durumu ve ne yapılabileceğini tartıştık.
Çok uzun bir süre ve çok fazla konu başlığı üstünde konuştuğumuz için kabaca özetlemeye çalışayım:
Read the rest of this entry »
Posted: October 28th, 2008 | Author: MserdarK | Filed under: Web Dünyası | Tags: arda kutsal, ffholic, friendfeed, sosyal ağ, sosyal medya, sosyal paylaşım | 3 Comments »
Türkiye’nin en fazla kullanan ülkeler arasında yer aldığı FriendFeed sitesini ben de aktif olarak kullananlardan biriyim. Konunun özeti, herkesin takip ettiği şeyi başkalarıyla paylaşması. Bu sayede siz de ilgili olduğunuz kişi ve arkadaşlarınızın nelerle ilgilendiğini, internette ne yaptığını takip edebiliyorsunuz (benim ettiklerim).
Uyuşturucu gibi bir şey. 5 sene önce anlatsak ‘teşhircilik’ denecek bir şey bugün ‘sosyalleşme’ oldu :)
Yazmadan önce Arda’nın da yazdığını fark ettim ama ben yeni keşfettim, yazayım dedim. FFholic isimli (çok zor / yanlış bir alan adına sahip) bir site var. Arda Kutsal’ın da ortağı olduğu uluslararası bir girişim. Takip sitesinin takip sitesi diyebiliriz. FriendFeed’in sunmadığı bazı hizmetleri sunarak tamamlıyorlar. İnceleyerek daha iyi anlayabilirsiniz.
Orada ilginç listeler var. Mesela Türkiye’deki FF camiası hakkında bilgi edinmek için şu linkleri kullanabilirsiniz:
Bu listeler son 24 saati içeriyor. Daha uzun ölçekli var mı bilmiyorum / bulamadım ama fikir veriyor. (Siz baktığınızda durum değişmiş olabilir ama benim en yanlış anlaşılan başlığım şu an en tartışılanlar arasında ilk sıraya yerleşmiş. Kader işte…)
FriendFeed dedim durdum, bu kadar link verdim ama Türkiye’den toplasanız 1000 üyesi vardır, yoktur. Ama en ‘kaymak’ 1000 kişi olacak ki bu kadar lafı geçiyor.
İki toplantı arası girilen blog başlıklarımdan biri daha…
Posted: October 27th, 2008 | Author: MserdarK | Filed under: Web Dünyası | No Comments »Kısa bir süre önce tanıştığım, güzel işler yapan ama benim kısa gözlemim sonucunda erken zamanda yanlış tarafa kanalize olan (ben o yaşta ve o özgürlükte olsam kolları sıvayıp kendi işimi yapardım mesela) Şekip Can Gökalp‘ten iki link vermek istiyorum. (Hiç tanımayanlar için siyahkahve, ortakantin, mixxt, okumasitesi ve expodea gibi projelerde değişen oranda katkıları var)
- Bir internet projesinin adımları. Ne yapmalı, ne yapmamalı? (televidyon)
- Son anda gidemediğim Berlin Web2.0 Expo ile ilgili derleme (webrazzi)
Tavsiye ederim.
Posted: October 27th, 2008 | Author: MserdarK | Filed under: Memleket Halleri, Web Dünyası | Tags: blogger, blogspot, digitur, filtre, sansür | 9 Comments »İnternette sansürle ilgili Çin’in meşhur filtre çalışmalarını başlattığı yıllardan bu yana yazılar yazıyorum. O süreci iyi biliyorum. Buralara nasıl gelindiğini de… Ortadoğu’daki girişimleri de neredeyse gün be gün takip ettim Türkiye’deki süreci de ister istemez seyrediyorum. Bu konuda Meclis’teki çalışma grubu toplantılarına kadar gözlemlemişliğim vardır.
Bunları böbürlenmek için anlatıyor değilim elbette; bunu yapana madalya vermiyorlar. Öte yandan bir gazetecinin işi nedir başka?
Ama bu konuda çok yazmış etmiş biri olarak artık lafı tükettiğim için dozu kendi marjım içinde en üst noktaya getirerek kapatmak istiyorum. Çünkü artık yazacak bir şeyim kalmadı. Ne buraya, ne oraya, ne de başka bir yere. Buyrun size gazetedeki köşe yazım.
Daha ötesinde ne denir bilemedim.
Posted: October 24th, 2008 | Author: MserdarK | Filed under: Web Dünyası | Tags: myk, sinema, sinevidyon, stop-animation, stop-motion, televidyon | 4 Comments »Özgür Poyrazoğlu ile zamanında danışmanlığını yaptığım Tikle‘den tanışıyoruz. O dönem Tikle’ye bağlı Yeni Renk şirketinin başındaydı. Sonra kurduğu SodaMedya ile kendi yolunda ilerlemeye başladı. Beraberinde sinema.com gibi önemli bir adresi ve veri kaynağını da alarak…
Senelerce görüşmediğimiz Özgür ile Webrazzi’nin TechCrunch Meetup etkinliğinde karşılaştık. (hatta videoda önlü arkalı oturduğumuz görünüyor) Laf lafı açtı ve televidyona geldi. Ben deli gibi sinema programı istiyordum, onlar da meğer yapmak istiyormuş. Konuştuk, heveslendik, sonra unuttuk gitti…
Read the rest of this entry »
Posted: October 24th, 2008 | Author: MserdarK | Filed under: Web Dünyası, Yazılım | Tags: blackberry, funambol, senkronizasyon, syncml | 8 Comments »İşim gereği sürekli cep telefonum değişiyor. Üretici firmalar yeni bir model çıktıkça denemem için bir süreliğine veriyor. Dolayısıyla aslında hiçbir zaman gerçekten kendime ait bir cep telefonum olmuyor. Para verip satın aldığım son telefonun firması kapanalı 7 yıl oluyor.
Ne var ki bütün randevularım, adres defterim, notlarım telefonumda kayıtlı. Bir kopyası da Google Notebook, Google Mail, Google Docs ve Google Calendar uygulamalarında. Outlook ve benzeri antik çağa ait bilgisayara bağlı uygulamaları bırakalı da epey oluyor.
Dolayısıyla bilgisayarım, internet ve cep telefonum arasında sürekli bir senkronizasyona ihtiyacım var. Bunun için tamamen web tabanlı yapıya geçtiğim dönemde uzun araştırmalardan sonra keşfettiğim Schedule World diye bir hizmet var. Tamamen ücretsiz, syncml ve funambol tabanlı bir senkronizasyon hizmeti.
Yaptığı da kabaca şu: cep telefonunuzu (notlar, bookmarklar, adres defteri, ajanda, vs) internete yedekliyor ve isterseniz kendi sitesindeki basit arayüzünde gösterip güncellemenize izin veriyor; isterseniz (ve kullanıyorsanız) Google’ın Gmail, Calendar, Notebook gibi hizmetleriyle senkronize ediyor.
Örneğin cep telefonunuzda bir randevu girdiğinizde webdeki ajandanız da güncelleniyor. Gmail’e yeni bir kişi eklediğinizde otomatik olarak cep telefonunuza da ekleniyor.
Üstelik hiçbir yazılım kurmanıza da gerek yok. SyncML tabanlı bütün telefonlarda çalışıyor. Eğer Blackberry ile kullanmak isterseniz ise https://www.forge.funambol.org/download/ adresindeki seçeneklere mutlaka bakın derim (ne var ki bende Blackbery üstünde pil vakumuna dönüştü). Bu uygulama da Schedule World ile uyumlu çalışabiliyor. Kendine has benzer bir çözümü de var.
Özetle: NİMET!
Yalnız ilk kullanımda hayli kafa karıştırıcı olabiliyor. Ve birkaç sefer bütün bilgilerimin uçmasına sebep olduğunu hatırlatırım (benim hatamdan dolayı). Yazıları, yönlendirmeleri ve uyarıları dikkatle okuyun. Ve lütfen beni bir çağrı merkezi ya da destek masası olarak kullanmayın :)
http://www.scheduleworld.com/
EKLEME: Bu konuyla ilgili arayışlarımdan sonra tamamlayıcı bir yazı daha yazdım: Senkronizasyon yolculuğuna devam.