The only thing in this world that gives orders... is balls.

Acıbademin en dayanılmaz şekli

Posted: November 1st, 2008 | Author: | Filed under: Genel | Tags: , , , , | 7 Comments »

Bizim MYK küçük bir alana yayılıyor. Bir odamız stüdyo diğeri de ofis kısmı. Benle birlikte 9 sabit personel olduğundan metrekareye düşen insan sayısı hayli fazla. Yer konusunun sıkıntısını benim masam bile olmayışıyla özetleyebilirim :) Oysa bir Genel Müdür masasına bile razıydım!

Neyse; konu bu değil ama kökeni bu.

Günde en az iki toplantı yapıyorum. Bizim bir toplantı odamız olmadığı için insanların çalışma ortamını bozmamak adına iş toplantılarını genellikle dışarda yapıyorum. Bu konuda iki sabit adresim var: Kanyon Alışveriş Merkezi ve Taksim Gezi Cafe.

Kanyon’un avantajı yiyecek ve içecek adına seçeneklerin çok olması ve ofisimizin bulunduğu Taksim’den metroya atlayıp 10 dakika içinde ulaşabiliyor olmam (İstanbul’a aşina olmayanlar için otomobille bu mesafe ‘normal’ trafik şartlarında 1,5 saatin altında olmaz). Taksim Gezi Cafe’nin özelliğiyse hem yürüme mesafesinde olması, hem de mükemmel bir menüye, İstanbul’un en eli yüzü düzgün, kibar ve işini bilen personeline, güzel bir atmosfere, bedava kablosuz internete ve tarifsiz lezzetlere sahip olması. Bir cafeden daha fazlasını istemek için kötü niyetli olmak gerekir.

Burada menüsünü saymama imkan yok. Çünkü içinde ev yemeklerinden atıştırmalıklara sayfalar dolusu şey var. Şarap menüsü hiç fena sayılmaz. Rakıdan anlamam ama sevenler için olduğunu söyleyeyim. Çok ilginç çay ve kahve çeşitleri de var. Bütün günümü orada geçirebilirim.

Ama, ama, ama…

Acıbadem gibi hassas ve nadir bir tatlı çeşidini daha iyi bulabileceğiniz bir yer var mı bilemiyorum. Genellikle her gittiğimde bir tane atıştırıyorum. Dayanılır gibi değil.

Bugün açacağımız altıncı sitemiz için bir ön projelendirme toplantısı için yine oradaydım (sitelerimiz yahoyt ve televidyon‘dan ibaret değil. Bir kısmı pişti yenmeden önce soğumayı bekliyor, bir kısmının malzemeleri hazırlanıyor). Gelirken ofis heyetine de birer tane alayım hep birlikte yiyelim dedim.

Beğenmeyen olmadı. Ama ben eksik sayım yaptığımdan 8 tane almışım, ben bakınmakla yetindim.

Uzun lafın kısası, yolunuz Taksim’e düşerse, İstiklal’in keşmekeşine dalmadan Gezi’ye bir uğrayın, güzel bir çay için, yanında da acıbadem… Bana da içinizden bir selam edin, belki duyar eşlik etmeye gelirim.

İLGİNÇ BİR NOT: Bu yazıyı yazmaya 22:30 gibi başladım. Sonra stüdyo bölümüne geçtiğimde bir yedek masamız olduğunu fark ettim. Yüzmeye giden Murat da tam o sırada geldi (hayatının hatası). Oturup bana bir masa yaptık. Gece 01:45′te bitti.

Artık benim de bir masam var. Buyrun taze bir resmi:

İnternet Ekipler Amiri Karargahı

İnternet Ekipler Amiri Karargahı

Yarın sabah gelirken bir de İkea’dan sandalye kaptım mı, tamamdır!

Ne güzel bir duyguymuş masa sahibi olmak :)

İlgili olabilecek diğer yazılar

  • 02/14/2009 -- İcraatın İçinden
    MYK Medya olarak bir video blog açma fikri epeydir aklımızdaydı. Elimize bir sürü komik videolar geçiyor, kendi stüdyomuza bir sürü ilginç video arkası görüntüler oluyor, sağda solda çektiklerimiz de ...
  • 12/31/2008 -- MYK’nın ilk yatırım ortaklığı
    Birkaç haftadır gündemimi meşgul eden bir konuyu paylaşma için sabırsızlanıyordum, ondan da bahsedip seneyi kapatayım.MYK olarak kurulduğumuz ilk günden bu yene hep karlı, aysonunu artıda ay kapat...
  • 12/28/2008 -- Devlet halkından korkunca
    Mutfakta çalışan yardımcı ve şişmanlatıcı kadınımız babasının emekli maaşını almaya devam edebilmek için sigortasız çalışmak istediğini söyledi. Ben de sigortasız kimse çalıştırmak istemediğim için re...
  • 12/26/2008 -- MYK’nın ilk site alımının hikayesi
    MYK'dan çok söz ediyor olabilirim ama hayatımın büyük bir bölümünü de bu firma oluşturduğu için doğal olarak böyle bir sonuç çıkıyor. Bu seferki meseleyse paylaşmak için birkaç gündür sabırsızlandığım...
  • 12/09/2008 -- En büyük derdim yeni bir iş yarattı!
    Beni bilen bilir; ben kaybolurum. Timur bunun efemine bir özellik olduğunu söyleyerek yaramı kaşıyıp durur ama ne yazık ki bu kontrol edilebilir, değiştirilebilir bir şey değil. Tam terimi nedir bilem...
  • 11/15/2008 -- Gezi Cafe yenilendi
    Birkaç gün önce Sevim Gözay Kanaltürk'teki Cosmoplus programı için benimle bir röportaj yaptı. Konu internet sansürü, yasaklar ve genel durumdu. Bayağı keyifli bir sohbet oldu, ekrana nasıl yansır, ne...
  • 11/15/2008 -- 10 Kasım’a dair
    Atatürk'ün ölüm yıldönümünde saat 9'a doğru otomobilimin gömüldüğü trafik içinde radyoda konuşulanları dinliyordum. Kanallar arasında dolanırken yanlış hatırlamıyorsam Radyo Tatlıses'te (İbo'nun kurdu...
  • 11/06/2008 -- Peki Maksim Gazinosu ne oldu?
    Bir dönem sahnesi için ayrı, seyirci koltukları için ayrı kavganın koptuğu yerlerde şimdi bambaşka kavga ve hevesler var....
  • 11/04/2008 -- Taksim Devlet Sahnesi ne oldu?
    Geçen bir toplantıdan ofise dönerken yıllardır kurt gibi merak ettiğim bir sorunun cevabını buldum. Biliyorsunuz Maksim Gazinosu kapanalı çok oldu. Bir ara hortlatmaya çalıştılar ama yine olmadı. Bitm...
  • 11/01/2008 -- UzmanTV’nin uzmanları bir garip
    Bilmiyor olabilirsiniz; uzmantv'nin akademi çekimleri bizim stüdyoda gerçekleştiriliyor. Bazen bırakılan kalıntılar bize de bayağı malzeme çıkarıyor. Ancak bu seferkini nasıl kullanabiliriz bilemedim....

Facebook Yorumları

7 Comments on “Acıbademin en dayanılmaz şekli”

  1. 1Simto Alev said at 03:55 on November 1st, 2008:

    Eheh.. Afiyet olsun..

  2. 2Burak Bayburtlu said at 04:31 on November 1st, 2008:

    Amirim iki nokta dikkatimi cekti: Murat’in yuzmeden geldigi saat ve Elif’in fotograf vermesi. Hayat bazen ne kadar comert olabiliyor alabilene diyorum. Sevgiler MYK :-)

  3. 3Elif ÖZKAYA said at 11:58 on November 1st, 2008:

    Özyurt, Mustafa’nın soyadı. Benimki Özkaya. ÜHÜ! :`( :`( (Hayat bir eliyle verdiğini diğer eliyle almasını da biliyor yani sevgili Burak. =)

  4. 4Arda Çetin said at 16:26 on November 1st, 2008:

    Acıbadem için Beşiktaş’ta Balık Pazarı’nın az ilerisinde, kartal heykelinin karşısında yer alan 7-8 Hasanpaşa Fırını’nı (http://eniyion.hurriyet.com.tr/default.aspx?mekanID=417&siraID=3503&hID=5090376&mKat=1) şiddetle tavsiye ederim.
    Aynı şekilde Taksim’e yolum düştüğünde Gezi’ye uğrayıp, kulağınızı çınlatabilirim.

  5. 5Deran said at 16:45 on November 1st, 2008:

    Serdar abi genel müdür masandaki sürahin çok hoşuma gitti. Devlet dairelerinden meşur olanlardan değil mi o ? :D

  6. 6MserdarK said at 00:46 on November 2nd, 2008:

    O sürahiye oldum olası hastayım. Bir tane evde var, bir de işte. Başka bir adresim olsa mutlaka orada da olacak. Siz de isterseniz bir tane, Paşabahçe mağazalarında bulabilirsiniz. Onun sayesinde günde en az 2 litre su içiyorum. Bardağım da yine Paşabahçe’den İngiliz bira bardağı. Pint da diyebiliriz. Muhteşem ikili.

    İçiyorum hepinizin şerefine şu an bir bardak daha.

  7. 7Gezi Cafe yenilendi | M. Serdar Kuzuloğlu said at 00:47 on November 15th, 2008:

    [...] olarak mekan seçimini Taksim Gezi Cafe’den yana yapmıştı. Benim oraya düşkünlüğüm malum. Tam o gün yaz boyunca kapalı kalan ikinci katın açıldığını farkettim. Röportajı da o [...]


Leave a Reply