Aramızda komik bir anı olarak kalabilirdi ama Arda olayı FriendFeed’e taşıyınca bir açıklama farz oldu :) Öyle fazla heyecanlanacak bir şey yok, baştan söyleyeyim…

Bugün öğlen Arda Kutsal ile Kanyon Kitchenette’te bir öğle yemeği yedik. (tam şu anda farkettim ki blogumdaki girişlerin neredeyse tamamı benim yemeklerle ilgili. Niye bu kilolar diye soranlara cevabımdır). O kadar çok konudan, projeden bahsettik ve öyle hudutsuz dedikodu yaptık ki etrafımızdan iyice kopmuşuz.

Benden daha önce mekana gelen Arda sağolsun tuvaletin hemen yanındaki masayı seçerek pek isabetli karar vermiş. Bir ara Arda’nın kaşı gözü bir farklı oynamaya başladı. Anladım ki etrafımızda bir şeyler oluyor. Sonra farkettim ki yanımızdan HAKKI BULUT geçti. Meğer arkamızda yemek yiyormuş. Tek başına…

Yemin ediyorum ki aynen böyleydi kendisi. Şahitlerim var!

Yemin ediyorum ki aynen böyleydi kendisi. Şahitlerim var!

Hakkı Bulut yine sadece Aksaray Yeraltı Çarşısı’nda bulunabilecek cinsten bir takım elbiseyle tuvalete girdi. Kendisi biliyorsunuz aynı zamanda bizim Yahoyt’un yazarlarından biri (mahlas sanatının fütur sınırı). O an bir kendisiyle bir fotoğraf çektirip ‘Yahoyt yazarları Kanyon’da buluştu’ tarzında bir haber yapayım dedim.

Kendisi tuvalette bayağı bir kalmış olmalı ki biz arada bir projenin ana hatlarını çizmiştik bile. Çıkınca hemen üstüne atlayıp “Hakkı Bey ben sizin hayranınızın, birlikte bir fotoğraf çektirebilir miyiz?” dedim. Kitchenette ortamında esen soğuk havaya ve çevrilen gözlere rağmen benim N96′yı Arda’ya verdim. (bu arada Hakkı Abi önce kendi telefonunu çıkardı? Hala gülüyorum bu ayrıntıya…)

Arda fotoğrafı çekti, Hakkı Abi gitti. Ben de heyecanla ekrana baktım. O da ne!!! YOK, ÇEKEMEMİŞ! Web sitesinin ismi Webrazzi olan bir adam bir telefonla fotoğraf çekmeyi beceremedi! Web Paparazzo efsanesi de böylece tuzla buz oldu. Konuştuğumuz bütün proje ve hedeflerin üstüne örtüyü serdim.

Gerçi sonradan “gidip arayalım, buralardadır” gibi fantastik projeler de ürettiyse de beyhude elbet… Hatta devamında kendisinin aslında çektiğini, flaşın patladığını bile iddia etti… O ortamda Hakkı Bulut fanboy durumuna düştüğüme mi yanayım, fotoğrafsız kalmama mı?

Bir ara da Arda ile konuştuklarımızı yazayım; bayağı ilginç şeyler oluyor kendisinin tarafında. Şu sektörde en az görüştüğüm adam Arda. Ama yakında şöyle bir heyetle kapalı devre toplantı yapıp sonrasında bütün internetle paylaşma konusunu pişiriyorum: Ersan Özer, Arda Kutsal, Burak Büyükdemir, Alemşah Öztürk. Nasıl? Türkiye’nin TWiT‘i olur bence rahat…

(gerçi gördüğünüz gibi Arda fiyaskolara gebe… Sonrasında olayı telafi etmek için çektiği kareyi de aşağıya koyuyorum. Üzüntüm yüzümden okunuyor :)

Bir insanın hayalleriyle böyle oynanır mı?

Bir insanın hayalleriyle böyle oynanır mı?

Burak Bayburtu “Abi o kadar uzun yazma kimse okumaz” diye uyardı ama duramıyorum; bir de video ekliyorum. YouTube’a erişebilenler için elbette… (Peki, Youtube’a nasıl erişirim?)

EKLEME: Arda bu yazının üstüne FriendFeed sayfasında bir link verdi ki ne diyeceğimi bilemedim… İnternet yokken ne keyifsizmiş meğer hayat.

Yazdır Yazdır