Me, I want what's coming to me. The world, chico, and everything in it.

Auschwitz; insanın insana yapabileceklerine dair…

Posted: September 7th, 2009 | Author: MserdarK | Filed under: Genel | Tags: , , , , , , , , , , , , | 63 Comments »

Dün Polonya’da dünyanın en büyük soykırımlarından birinin yaşandığı Auschwitz Toplama Kampı‘nı ziyaret ettim (resmi sitesi).

Birkenau ToplamaKampı girişi

Birkenau ToplamaKampı girişi

Nazi soykırımı konusunda onlarca kitap okudum, birçok film seyrettim. Dolayısıyla o toplama kampının kurulduğu topraklarda yürümenin, o insanların bir dönem yaşadığı, çalıştığı, zehirlenerek öldürüldüğü, kurşuna dizildiği, yakıldığı, topluca gömüldüğü yerleri bizzat görmenin beni çok fazla etkilemeyeceğini düşünmüştüm.

Yanılmışım…

Auschwitz, Hitler’in Avrupa’nın tam merkezinde yer alma, kolay gizlenebilme ve genişleyebilme özelliklerinden yola çıkarak yerini bizzat belirlediği bir alan. Kasabanın asıl ismi Oświęcim; ancak 1939′daki Alman işgalinden sonra ismi Almanlaştırılarak Auschwitz adını alır. Toplama kampına dönüştürüleceği için hemen etrafındaki halk boşaltılır, uzak bölgelere sürülür. Evler yıkılır, bir kısmı da subayların karargah ve evleri olarak korunur. Bir süre sonra gaz odaları gelenleri öldürmeye yetmeyince gaz odalarına dönüştürüleceklerdir.

Kampın ilk kurulma amacı savaş döneminde Alman güçlerine önemli stratejik üstünlük sağlayan başta I.G. Farben olmak üzere birçok fabrikanın ihtiyaç duyduğu 100 bin kişilik köle işçi ihtiyacını mahkumlardan karşılamaktır. (1925 yılında kurulan I.G. Farben şirketi Basf, Bayer ve Agfa’nın da aralarında bulunduğu 5 Alman devinin ortak girişimi ve dünyanın o dönemdeki 4. büyük kuruluşudur)

Kampın girişinde meşhur ‘Arbeit Macht Frei’ (Çalışmak Özgür Kılar) yazısı yer almaktadır. 1800′lü yıllarda milliyetçi bir Alman yazarın roman başlığı olan bu söz sonrasında açılacak her kampın kapısında yer alacaktır.

Auschwitz kampı girişindeki yazı

Auschwitz kampı girişindeki yazı

20 bin hektar alana yayılan bu ilk kampın Komutanlığına 1940 yılında Rudolph Höss getirilir. Höss’ün 1946 yılında yakalanmasının ardından alınan ifadesineki bilgilere göre köle işçi toplamak için kurulan yapıda işlerin değişmesi  kuruluşundan bir yıl sonraya; yani 1941 yılına denk gelir.

O yıl Höss, Hitler’in bizzat kendisine iletilmek üzere verdiği emri almak üzere Berlin’e çağrılır ve savaş sonrasında dünyanın en büyük katili unvanını alacak Alman İçişleri Bakanı Heinrich Himmler ile görüşür. Himmler başta Yahudiler olmak üzere çingenelerin, eşcinsellerin ve Nazi muhaliflerinin ‘kesin bir sonuçla’ ortadan kaldırılmasını istemektedir. Bunun uygulayıcısı da Höss olacaktır. Yalnız Höss dahil hiçbir asker oralarda yaşananlarla ilgili hiç kimseye, hiçbir şey söylemeyecektir.

Avrupa’nın; hatta dünyanın en büyük soykırımı işte bu konuşmayla başlar.

Höss kampa dönünce çalışmalara başlar. Yeni sistem kabaca şöyle işler:

  • Trenlerden indirilen gruplar ikiye ayrılır. Birinci grupta erkekler, ikinci grupta kadınlar, kız ve erkek çocuklar ve bebekler yer almaktadır.
  • Herkes çalışmaya geldiğini sandığı için yanlarında valizleri, kap kacakları, erzakları, yiyecek, içecekleri ve paraları yer almaktadır. Herkese bavullarının üstüne isimlerini ve nereden geldiklerini yazmaları istenir. Onlara bu eşyaların çalışma bitince geri verileceği söylenir. Oysa hiçbiri bir daha asla onları göremeyecektir bile. İsim yazılan bavullar trenin yanında ayrıştırılmak üzere istiflenir.
  • Vagonların hemen önündeki ikili sıranın başında Alman doktorlar ve subaylar kısa bir sorgulama yapar. Yaşı, bir hastalığı olup olmadığı ve ne iş yaptığı sorulur. Prensip olarak 14 yaşından küçük ve çalışamayacak durumda görünen yaşlı erkek ve kadın Yahudiler sol tarafa ayrılır.
  • Kadın ve erkeklerin çalışabilecek durumda olanları sağ tarafa ayrılır.
  • Sol taraf genellikle trenden inenlerin yüzde 90′ını oluşturmaktadır. Zaten hiç durmadan, yemek ve su olmadan geçen tren yolculuğundan dolayı birçoğu ölümün eşiğindedir. Bir yandan küçük bir orkestra neşeli şarkılar çalmaktadır. Henüz hiçbirinin orada öleceğinden haberi yoktur.
  • Sol tarafa ayrılanlar 50 metre ötedeki bir yapının önünde bekletilir. Soyunmaları istenir. Söylenene göre yıkanıp, temizlenecek ve çalışmaya başlayacaklardır. Çırılçıplak kaldıktan sonra hiçbir penceresi olmayan loş bir odaya geçerler. Burası gaz odasıdır. Hepsi çığlıklar atarak 3 ile 15 dakika arasında Siklon-B gazını soluyarak ölecektir. Komutan Höss idam edilmeden önce alınan ifadesinde çığlıklar bittiğinde herkesin öldüğünü anlayarak cesetleri almak üzere kapıların açıldığını söylemiştir.
  • İçeri giren görevliler cesetleri hemen yanda bulunan yakma odalarına taşır. Ama öncesinde hepsinin saçları kumaş yapmak için kesilir, dişlerindeki altın ve gümüşler sökülür.
  • Yakma odasında görevli Yahudi mahkumlar cesetleri tek tek fırında yakar. Külleri sabun yapılır, bir kısmı da gübre olarak tarlalara gönderilecektir. Saçları da kumaş fabrikalarına yollanır. Bir fırın günde 4 bin kişiyi yakabilecek kapasitededir.
  • Ölsün ya da çalışmak için ayrılsın; herkesin bütün kıyafetleri, eşyaları, paraları Kanada Komandoları adı verilen görevlendirilmiş mahkumlar tarafından ayrıştırılır ve Almanya’ya yollanmak üzere paketlenir. Kanada isminin öyküsü de ilginçtir. Kanada’ya göç eden birçok Polonyalı ülkesine kıymetli hediyeler yollamaktadır. Bu mahkumlardan gasp edilenlere de Nazi Almanyası o gözle bakmaktadır.
  • Tren sonrası sıralamada sağ tarafta kalanlar gerçekten soyundurulur ve yıkanarak sağ kollarının üstüne kalıcı dövme ile numaraları kazınır. İsimleri kayıt defterine işlenir, 3 açıdan fotoğrafları çekilir. Kollarına kazınan numaraların özel bir sistemi vardır ve mahkumun bölgesi, mahkum olma sebebine ait kategorisi gibi bilgiler barındırır. Bunun otomasyon sistemine yönelik Almanların açtığı ihaleyi bugün hala faaliyette olan Amerikan IBM firması kazanır. Sonra mahkum elbisesi (çizgili bir pijama) giydirilerek koğuşlara götürülür. Mahkum elbiselerinde de sembollerle sınıflamalar vardır: Yahudi, Çingene, eşcinsel, politik muhalif, kaçak, vs…
  • Mahkum-işçi koğuşlarının her birinde 3 katlı ranzalarda 400 kişi kalmaktadır. Bunların büyük bir bölümü aslında 52 atın barınması için inşa edilmiş ahırlardır. Hastalık, açlık, dayak ve işkence yüzünden tamamına yakını 1 yılda ölür. Çok az bir kısmı birkaç yıl yaşayabilir.
  • Kadınların bir kısmı, cücelerin ve ikiz bebeklerin tamamı kampın korkunç karakteri ‘Azrail’ kod adlı Doktor Josef Mengele tarafından kısırlaştırmadan gen değiştirmeye kadar uzanan korkunç deneylere maruz kalır. Bu grupta bulunan 1500 ikizden sadece 200′ü hayatta kalır. Mengele, İkizlerin genetiğiyle oynayarak göz ve deri renklerini değiştirmeye çalışır. İkizlerden biri deneyde ölürse, diğeri de gaz odasına yollanarak öldürülür.
    Bunun dışında seçilen mahkumlara donma, sıtma, hardal gazı, çeşitli uyuşturucular, deniz suyu içirme, zehir denetttirme, yüksek irtifa tepkileri, x ışınlarına maruz bırakma gibi ürpertici deneyler yapılır.
  • Kampın içinde de vahşetin dereceleri vardır. Cezalandırma için kullanılan 13. koğuşta ayakta bekleme hücreleri bulunur. Burada mahkumlar 4-6 kişilik gruplarla hücreye sokulur ve gece boyu ayakta tutulur. Sabah olunca da normal mahkumlar gibi çalışmaya zorlanır. Birçok mahkum bu şekilde ölür.
    Bir diğer ceza aynı binanın giriş katındaki karanlık hücrelerdir. Burada çok küçük bir delik dışında hiçbir havalandırma bulunmaz. Hatta subaylar bazen odanın içinde bir mum yakarak oksijenin daha çabuk bitmesini sağlar. Mahkum havasızlıktan acı bir şekilde hayatını kaybeder.
    En vahşi yöntemse bodrum kattaki kıtlık odalarıdır. Mahkumlara su ve yemek vermeyerek açlıktan ölmeleri sağlanır. Genelde tercih edilen ceza budur.
  • Firar eden olduğunda, başarsın ya da başaramasın koğuşundan rastgele 10 kişi seçilerek kurşuna dizilir, asılır ya da işkenceyle öldürülür.
  • Kimi şanslı mahkumlar bir avluda bulunan kurşuna dizilme duvarında idam edilerek anında ölür.

Kampa getirilmeyenler için de durum her zaman parlak değildir. Onları da Alman Kimyager August Becker tarafından geliştirilen Gaz Otobüsleri beklemektedir. Yahudi ve çingeneler penceresi olmayan bu araçlara bindirilir. Araç ilerlemeye başladığında yolcu kabinine açılan egsozt yüzünden kısa süre içinde hepsi karbon monoksid zehirlenmesinden ölecektir…

Kampa girenlerin çoğunu bekleyen iki ora aşağıda resimlerini gördükleriniz olur. Birincisi gaz odası, ikincisi krematoryum; yani cesetlerin yakılıp kül edildiği fırınlar…

İnsanların toplu olarak gaz verilerek öldürüldüğü odalardan biri.

İnsanların toplu olarak gaz verilerek öldürüldüğü odalardan biri.

Cesetlerin yakıldığı fırınlar

Cesetlerin yakıldığı fırınlar

Kamp bu anlamda faaliyete geçtikten 1 yıl sonra civardaki halk, casuslar ve Londra’da sürgündeki Polonya Yönetimi, kaçmayı başaran birkaç kişiden duydukları sayesinde kampın varlığından ve içinde yapılanlardan haberdar olur. Ancak insanların topluca zehirlenip yakıldığına kimse inanmamaktadır. İstihbarat uçakları kampın üstünden geçerek fotoğraflar çeker ve ikna olur.

Auschwitz'e bağlı Birkenau Toplama Kampı'nın casus uçaklar tarafından çekilen hava görüntüsü. Yakılmaya götürülenler, mahkumlar, yakma odaları, her şey ortada...

Auschwitz'e bağlı Birkenau Toplama Kampı'nın casus uçaklar tarafından çekilen hava görüntüsü. Yakılmaya götürülenler, mahkumlar, yakma odaları, her şey ortada... Üstüne tıklayarak büyük halini inceleyebililrsiniz.

1941 ile müttefiklerin operasyonu sonucu içindeki son 7 bin mahkumla kurtarıldığı 1945 yılları arasında 1 milyon 100 bini Auschwitz’te, tamamına yakını Yahudi, büyük bir bölümü Macar Yahudisi olmak üzere toplam 2 milyon 700 bin kişi vahşetin bedeli olarak kurşuna dizilerek, asılarak, işkenceyle, aç bırakılarak, deneylerde ya da gazla zehirlenerek aramızdan ayrılır.

Nazilerin yargılandığı ünlü Nürnberg Mahkemeleri sonucunda Kampın Komutanı Rudolf Höss kampın bahçesinde asılarak idam edilir. İdamından hemen önce hücresinde yazdığı mektupta şöyle der:

Vicdanım bana bu açıklamayı yapmayı mecbur kılıyor. Hapishanedeki hücremin ıssızlığında insanlığa karşı ağır bir günah işlediğimi acı bir şekilde kabullendim. Auschwitz’in Komutanı olarak 3. Reich’ın insanlığı yoketme adına yaptığı vahşi planlardaki payımdan sorumluyor. Böylece insanlığa karşı korkunç yaralar açtım. Özellikle Polonya halkının dile getirilemez cefasına sebep oldum. Bunu hayatımla ödeyeceğim. Tanrı yaptıklarımdan dolayı beni affetsin.

Yaklaşık 1 günümü alan ziyarette o  zavallı insanların yürüdüğü yollarda, yattığı hücrelerde, ranzalarda, koğuşlarda dolaştım durdum. Çocukları gaz odasına nasıl atarsınız? En azından birisi bunun mantığını, sebebini, hesabını bize vermeli. Küçücük, günahsız, tertemiz yüzlü çocuklar…

Bu fotoğraftakilerin hepsi kayıtlara göre gaz odalarında ölmüş. Çocuklar dahil. Çocuk nasıl öldürülür? Kimin günahını taşıdı onlar?

Bu fotoğraftakilerin hepsi kayıtlara göre gaz odalarında ölmüş. Çocuklar dahil. Çocuk nasıl öldürülür aklım almıyor. Elbiselerin üstünde gördüğünüz büyük sarı yıldızlar o kişilerin Yahudi olduğunu gösteriyor. Nazi kurallarına göre Yahudiler kıyafetlerinde bu işaretleri taşımaya mecburdu.

Otele geri döndüğümde şaşkınlıktan neredeyse hiç fotoğraf çekemediğimi farkettim. Çekebildiklerimse burada… (View slideshow linkine tıklayarak daha iyi izleyebilirsiniz)

Fotoğraf demişken; bir örneğini yukarıda gördüğünüz kareler bizzat Nazi fotoğrafçıları tarafından çekilmiş ve tesadüfen bulunmuş; savaşın ardından yıllarca kamuoyuyla paylaşılmamış bir albümden. Mutlaka incelemelisiniz.

Bu kadar sistematik vahşeti yaratan şeyin insan zekası olduğuna ve bunca zulmün finansmanını sağlayan, yardımcı olan, göz yuman, el veren ve nasiplenen; bir kısmı günümüze kadar gelen firma ve ailelerin varlığına inanmak zor geliyor…

İlgili olabilecek diğer yazılar


63 Comments on “Auschwitz; insanın insana yapabileceklerine dair…”

  1. 1 YALNIZLIK OKULU said at 16:52 on September 7th, 2009:

    yazıyı okurken wiki deki eksikliğimizi görmek ayrı bir acı verdi bana :( ((

    This comment was originally posted on FriendFeed

  2. 2 M. Serdar Kuzuloglu said at 16:56 on September 7th, 2009:

    İkinci paragrafta İngilizce olana da link verdim. Türkçe kaynaklara bağlantı yapmayı tercih ediyorum ama maalesef…

    This comment was originally posted on FriendFeed

  3. 3 YALNIZLIK OKULU said at 17:02 on September 7th, 2009:

    Ben sizi eleştirmek için söylemedim bu bizim eksikliğimiz…Yanlış anlaşılmasında…

    This comment was originally posted on FriendFeed

  4. 4 Onur Cengiz said at 17:03 on September 7th, 2009:

    daha dün National Geographic’de 2. dünya savaşı ile ilgili bir belgeselde ayrıntılı şekilde bahsi geçmişti bu konunun. İzlerken bile insanın içi allak bullak oluyor, herhalde sinirlerim bizzat orada olmayı kaldıramazdı. Yanılmıyorsam savaştan sonra yakalanıp idam edilen bir nazi subayının darağacı da halen orada tutuluyormuş. Gidenler "Auschwitz ile ilgili tek güzel şey" olarak bahsediyordu ondan.

    This comment was originally posted on FriendFeed

  5. 5 M. Serdar Kuzuloglu said at 17:05 on September 7th, 2009:

    O asılan kişi Kampın Komutanı Herr Höss… Yeri de aynen duruyor.

    This comment was originally posted on FriendFeed

  6. 6 Onur Özdemir said at 17:06 on September 7th, 2009:

    Cok cok tesekkürler..

    This comment was originally posted on FriendFeed

  7. 7 Onur Cengiz said at 17:06 on September 7th, 2009:

    isim hafızam görüldüğü gibi çok kötü, düzelttiğiniz için teşekkürler :)

    This comment was originally posted on FriendFeed

  8. 8 Osman Üngür said at 17:06 on September 7th, 2009:

    BBC nin bir belgesel’ini indirip izlemiştim geçenlerde 8 bölüm.. Yok yani aklım hayalim almıyor..

    This comment was originally posted on FriendFeed

  9. 9 Kıvanç said at 17:07 on September 7th, 2009:

    Sene 2000, Viyana’da üniversitede okuyorum. İçerisinde Alman ve Avusturyalı arkadaşlarımın da olduğu bir grupça siyasi olaylardan konuşuyoruz. Malum Türkler, Almanlar, 2. DÜnya Savaşı, 2. ve 3. nesil Türk işçiler vs vs konular. Bir yerde Avusturyalı bir çocuk nasıl olduysa konuyu "siz Ermeniler’i katlettiniz" tadında bir yere getirmişti. Ve ne tuhaftır ki Hitler Avusturya’da doğmuştu. Ve Avusturyalılar, her ne kadar dünya genelinde ufak bir ülke olmaları nedeniyle göze batmasalar da gelmiş geçmiş en faşist tandanslara sahip millettir. Aklıma geldi…

    This comment was originally posted on FriendFeed

  10. 10 M. Serdar Kuzuloglu said at 17:35 on September 7th, 2009:

    Flickr galerisini yazının sonuna ekledim ama yine de daha iyi bir plug-in arama halindeyim.

    This comment was originally posted on FriendFeed

  11. 11 Kemal said at 17:45 on September 7th, 2009:

    Serdar bey,

    Kişisel görüşüm olarak yahudi propagandasına çok fazla kapıldığınızı düşünüyorum. Yazdıklarınızın tamamı doğru olsa bile hiçbir şey İsrail’in Filistin’de yaptıklarını haklı kılmaz.

  12. 12 Elestirel Gunluk said at 19:04 on September 7th, 2009:

    Sandik ki bundan insanlik olarak ders cikardi. Ama ne yazikki (karsilastirma yapmak ayip gibi gelir bana ama) benzer seyler Sili’de Arjantin’de Guatemala,da, Diyarbakir’da yapildi ve yapanlar insanliklarindan da utanmadilar…

  13. 13 Elestirel Gunluk said at 19:06 on September 7th, 2009:

    Guzel bir izlenim yazisi olmua. Ellerine saglik…

    This comment was originally posted on FriendFeed

  14. 14 Yavuz Selim ŞEN said at 21:22 on September 7th, 2009:

    Bende Japonların Çin’de yapmış olduğu Nanjing katliamının yerine gitmiştim, altı hafta da 300.000 kişi katledilmiş Japonlar tarafından. Katliam için yapılan anıtları gezerken çok etkilenmiştim, kemik odaları, savaştan kalmış evler ve Japon askerlerinin kim daha fazla kişinin kafasını kesecek diye yapmış olduğu yarışmalar. Düşünüyorsunuz insan bunu yapabilir mi ? bende çok etkilenmiştim. Ama bu katliam benim bahsettiğimin tam 9 katı, düşünemiyorum bile :(

  15. 15 MaFiAMaX said at 23:10 on September 7th, 2009:

    Sanırım bu kamp Schindler List filminde de vardı. Valla ben olsam oralara giremezdim. Düşündükçe tüylerim diken diken oluyor.

  16. 16 abt said at 00:42 on September 8th, 2009:

    Harika bir yazı olmuş, kaldırabilirmiyim bilmiyorum ama gezmek istiyorum sanırım.

  17. 17 MserdarK said at 01:20 on September 8th, 2009:

    Kemal Bey,

    Ben bir propagandaya kapılmadım, propaganda da yapmadım. Orada gözlerimle gördüklerimi yazdım. Üstelik hepsini bizzat Almanlar tek tek belgelemiş. Her öldürdüklerinin kayıtlarını, fotoğraflarını arşivlemişler. Burada propaganda yapacak bir şey yok.

    Öte yandan bunların Filistinlilere İsraillilerin yaptıklarını mazur gösterecek şeyler olduğunu asla iddia etmedim. Daha ötesi, bunca zulüm görmüş bir milletin nasıl emsal bir zulme önderlik ettiğine daha da hayretle bakar oldum.

  18. 18 M. Serdar Kuzuloglu said at 02:08 on September 8th, 2009:

    Bu yazının ardından posta kutum beni Yahudi propagandası yapmakla itham eden mektuplarla doldu. Cidden öyle mi tınlıyor? Hayretler içindeyim ve bu insanların yazıyı baştan sona okumadığını düşünüyorum.

    This comment was originally posted on FriendFeed

  19. 19 M. Serdar Kuzuloglu said at 02:08 on September 8th, 2009:

    Bu yazının ardından posta kutum Yahudi propagandası yapmakla itham eden mektuplarla doldu. Cidden öyle mi tınlıyor? Hayretler içindeyim ve bu insanların yazıyı baştan sona okumadığını düşünüyorum.

    This comment was originally posted on FriendFeed

  20. 20 Ozgur Demir said at 02:16 on September 8th, 2009:

    "Yahudileri oldurmeyin, siz nasil muslumansiniz?" seklindeki bir cumleyi bile yahudi propagandasi olarak algilayacak onbinlerce kitzekali barindiriyor cennet vatanimiz, rahat olun. Kozmik dengeye aykiri hic birsey yok aslinda.

    This comment was originally posted on FriendFeed

  21. 21 Hasan Yalcin said at 02:17 on September 8th, 2009:

    Sığlıkta sınır yok, yazıya bir kez daha göz atınca aklıma Von Braun’un hikayesi geldi..Bugünkü modern roketlerin atası sayılan V2 füzelerinin yapımcısı, Hitlerin baskılarına ve roketlerin üretim sürecinde yaşananlara dayanamayıp canı pahasına roketlerinin bir kamyon dolusu tutan planları ile Almanya’dan kaçmayı başaran bilim adamı. V2 roketlerinin yapımında da çoğu Auschwitz’den olmak üzere binlerce insan yahudai işçi ve mühendis çalışmış, 5000 kadar roket üretilmiş. Bu roketle yapılan saldırılarda Almanların düşmanlarına verdiği insan kaybı 2000 civarında iken, roketlerin yapımında bir çoğu açlıktan ve neredeyse 24 saat çalışmaktan dolayı 20.000 den fazla köle yahudi hayatını kaybetmiş. Aklıma geldi…

    This comment was originally posted on FriendFeed

  22. 22 deeppurple said at 02:17 on September 8th, 2009:

    şaşkınlık verici 21.yy da hala bu kafada insanlar var

    This comment was originally posted on FriendFeed

  23. 23 deeppurple said at 02:17 on September 8th, 2009:

    şaşkınlık verici

    This comment was originally posted on FriendFeed

  24. 24 Semih Masat said at 02:24 on September 8th, 2009:

    Serdar Bey. Benim düşünceme göre de ortada bir soykırım denemesi mevcuttur ancak bazı gerçekler de var. Ziklon B gazı aşırı derece de zararlı bir gazdır. Gazın teneffüs ettiği ortam haftalarca öldürücü durumda kalabilmektedir. Denildiği gibi bir odada bir Ziklon B salınımı yapılırsa o gaz o kapılardan rahatlıkla çıkacak ve tüm herkezi öldürürdü. Kaldı ki denildiği gibi cesetleri çıkartan almanların ölmemesi imkansız. Yani odalarda Ziklon B gazı ile toplu idamın yapılması da imkansız. Hava geçirmeyen özel odalar olması gerekmekte. Ki içeride ölenlerinde çıkartılmaması gerekmekte. Öldürüldüğü söylenen yahudi sayısı ise 1 milyon 100 bin kişi deniliyor.. Ancak değil 1 milyon 100bin kişinin cesedi 100000 yahudiinin bile cesedine Auschwitz te ulaşılamamıştır. Bu arada söylüyorum katliamı inkar etmek saçmalıktır. Ama Yahudilerin bunu fazlaca avarttırdıkları da göz önünde bulundurulmalı.

    This comment was originally posted on FriendFeed

  25. 25 Ozgur Demir said at 02:28 on September 8th, 2009:

    Yahudilerin sayilari abartmasi soykirimi "soykirim denemesi" olarak isimlendirmemize sebep olabiliyor mu? Oysa ki Birlesmis Milletler’de kabul edilen sozlesmeye gore soykirim soyle tanimlanmis: “bu sözleşme bakımından, ulusal, etnik, ırksal veya dinsel bir grubu, kısmen veya tamamen ortadan kaldırmak amacıyla işlenen aşağıdaki fiillerden herhangi biri, soykırım suçunu oluşturur.a. gruba mensup olanların öldürülmesi;b. grubun mensuplarına ciddi surette bedensel veya zihinsel zarar verilmesi;c. grubun bütünüyle veya kısmen, fiziksel varlığını ortadan kaldırılacağı hesaplanarak, yaşam şartlarını kasten değiştirmek;d. grup içinde doğumları engellemek amacıyla tedbirler almak;f. gruba mensup çocukları zorla başka bir gruba nakletmek;” ve bu eylemlerin basariya ulasmasi gerekmiyor, denenmesi dahi soykirim sucu olusturmaya yeterlidir.

    This comment was originally posted on FriendFeed

  26. 26 Ozgur Demir said at 02:29 on September 8th, 2009:

    d. maddesinin bu diyarlari da biraz ilgilendirdigine dikkatinizi cekerim. [digerlerini gormezden gelsek dahi]

    This comment was originally posted on FriendFeed

  27. 27 Ozgur Demir said at 02:29 on September 8th, 2009:

    d. maddesinin bu diyarlari da biraz ilgilendirdigine dikkatinizi cekerim.

    This comment was originally posted on FriendFeed

  28. 28 Semih Masat said at 02:32 on September 8th, 2009:

    @ozgür zaten soykırım yok demedim.

    This comment was originally posted on FriendFeed

  29. 29 Semih Masat said at 02:33 on September 8th, 2009:

    " Soykırım Denemesi " demek isterken Almanların Yahudileri dünya üzerinde tamamen kaldırma amacını belirtmek istemiştim. Evet uymamış.

    This comment was originally posted on FriendFeed

  30. 30 Ozgur Demir said at 02:35 on September 8th, 2009:

    e peki o halde… soylediginize kismen katiliyorum, sayilar muhtemelen abartilmistir lakin sucun igrencligini abartmaya sayilar yetmez. Bu konuda hatta "The Holocaust Industry" adli bir kitap da var bir yahudi yazarin. http://en.wikipedia.org/wiki/The_Holocaust_Industry

    This comment was originally posted on FriendFeed

  31. 31 M. Serdar Kuzuloglu said at 02:40 on September 8th, 2009:

    İlginç bir detay olarak Kamp Komutanı’nın öldürdüklerini iddia ettiği kişi sayısı kabul edilenin misliyle fazlasıydı. Kayıtlardan yola çıkılarak ulaşılan rakamlar 1,1 milyonu gösteriyor. Ancak anti-semit iddiaları da bilmek gerek elbet: http://en.wikipedia.org/wiki/Anti_Semitism . Hepsi bir yana, orayı gezmiş biri olarak söyleyeceğim şu. Kurulan bunca sistem içinde 1 kişi bile ölmüş olsa bu insanlık adına ayıptır. Orada resmen insan öldürmek için bir tesis kurmuşlar ve bu rakamlarla azalıp artacak bir ayıp değil.

    This comment was originally posted on FriendFeed

  32. 32 Ersan Bilik said at 02:41 on September 8th, 2009:

    (konu dışı) muhabbeti okurken slayer-angel of death iyi gidiyor… http://www.youtube.com/watch?v=G0AGUywHntw Tom`dan Mengele`ye sevgilerle

    This comment was originally posted on FriendFeed

  33. 33 Semih Masat said at 02:44 on September 8th, 2009:

    Bizzat tanıdığım kişiler dönem subaylarının çoğunun SS lere yahudi öldürmek için girmediğini ancak savaşın kötü gitmesi sonucunda tüm suçu yahudilerde gördüğü ve yahudilerin alt sınıf olduğunu düşündüklerinden dolayı sakız çiğner gibi yahudiler üzerine Luger kuşunları yağdırlıklarını söyler.. SSler için Yahudileri uyarmak onları öldürmekten ibaret imiş.. Örneğin bir filmde ( ki bildiklerimin hiç birini filmlerden öğrenmedim ) bir ss subayı çalıştırılan bir yahudinin yanına gider. Yahudi menteşe üretmektedir. Masaya baktığında yahudinin o gün 10 menteşe ürettiğini görür. Ona sorar " sen ne kadar sürede bu menteşelerden üretebilirsin ?". Yahudi , subayın gözü önünde 1 dakikada 1 tane menteşe üretir. Subayın yahudiye cavabı ise bir mermi olur.. Yani yahudi dakikada 1 tane üretiyorsa gün içinde yüzlerce menteşe üretmeliydi. Demekki yahudi tam verim ile çalışmıyormuş..

    This comment was originally posted on FriendFeed

  34. 34 Semih Masat said at 02:44 on September 8th, 2009:

    Bizzat tanıdığım kişiler dönem subaylarının çoğunun SS lere yahudi öldürmek için girmediğini ancak savaşın kötü gitmesi sonucunda tüm suçu yahudilerde gördüğü ve yahudilerin alt sınıf olduğunu düşündüklerinden dolayı sakız çiğner gibi yahudiler üzerine Luger kuşunları yağdırlıklarını söyler.. SSler için Yahudileri uyarmak onları öldürmekten ibaret imiş.. Örneğin bir flimde ( ki bildiklerimin hiç birini filmlerden öğrenmedim ) bir ss subayı çalıştırılan bir yahudinin yanına gider. Yahudi menteşe üretmektedir. Masaya baktığında yahudinin o gün 10 menteşe ürettiğini görür. Ona sorar " sen ne kadar sürede bu menteşelerden üretebilirsin ?". Yahudi subayın gözü önünde 1 dakikada 1 tane menteşe üretir. Subayın yahudiye cavabı ise bir mermi olur.. Yani yahudi dakikata 1 tane üretiyorsa gün içinde yüzlerce menteşe üretmeliydi. Demekki yahudi tam verim ile çalışmıyormuş..

    This comment was originally posted on FriendFeed

  35. 35 Cagdas Seichter said at 02:46 on September 8th, 2009:

    evet bu bir ayiptir. ama sunu da unutmamak gerekir ki almanya bu ayipin hesabini vermistir. tarihinde ki bu karanlik,insanlik disi olayin vebalini-cezasini cekmistir ve de hala gerekirse cekmeye hazirdir. ve bu insanlik disi olayin bir daha asla ülkede yasanmamasi icin gereken tüm önmeleri hukuken dahi almistir. bu gün almanyada heil hitler demek bri suctur. soykirimi inkar etmek bri suctur. iste bu da cok önemli bri olaydir. sözüm meclisten disari keske diger bazi ülkelerde tarihlerindeki insanlik suclarinin hesabini almanya gibi verebilseler. ama ne gezer…bunu da not düsmekte fayda var.

    This comment was originally posted on FriendFeed

  36. 36 Sinan D said at 02:51 on September 8th, 2009:

    bu yazıyı okuduktan sonra, hangi kanalda izlediğimi hatırlamadığım bir belgeseli ve o belgeselden sonra aylarca krema lafını duyduğumda midemin bulandığını hatırladım, bi kaç cümle bişey yazayım dedim, toparlayamadım vazgeçtim ama az önce "Yahudi propagandası" gerzekliğini okuyunca anladımki insan denen mahluk düşünce sıfıra düşmüyor çok daha derin bir vahşiliğe kapılıyor… orada tek bir kişi ölmemiş olsa bile, sistemli ve planlı bir şekilde o binaların inşa edilmesi insanlık dışı bir vahşettir.

    This comment was originally posted on FriendFeed

  37. 37 Onur ALMIŞLAR said at 02:54 on September 8th, 2009:

    Tam ben yazacaktım Sinan D +1… Olayı hemen siyasi boyuta çekmiş yorum yapan kişi.

    This comment was originally posted on FriendFeed

  38. 38 Yemliha İpek said at 03:42 on September 8th, 2009:

    Güzel bir yazı olmuş.Anlatılanların hepsini daha önce okumuştum ve insanoğlunun bunları nasıl yapabileceğini bende sizin gibi sorgulamıştım.İnsanlık tarihinin en büyük vahşetlerinden biri.Keşke…

  39. 39 geveZEUS said at 09:18 on September 8th, 2009:

    Güzel bir yazı teşekkür

    This comment was originally posted on FriendFeed

  40. 40 insane said at 09:18 on September 8th, 2009:

    Olaylar insanları böyle toplu olarak öldürme aşamasına nasıl gelmiş merak edenler için, Conpiracy filmini izlemesini öneririm. http://www.imdb.com/title/tt0266425/

    This comment was originally posted on FriendFeed

  41. 41 irfan ÖZTÜRK said at 09:24 on September 8th, 2009:

    Ispanyadan müslümanlar ile birlikte yahudiler sürülünce biliyorsunuz pek çoğu osmanlı devleti tarafından kabul edildi. Dönemin padişahı -sanırım yavuz sultan selim- şöyle demiş yahudiler hakkında. "yahu bu adamlar bu kadar çalışkan yetenekli kabiliyetli, nedir bu adamların çektikleri şaşarım" Yahudi soykırımı olayının benzerinizi 15 sene önce avrupanın göbeğinde ve pek çok tv gazete varken yani herşey gözler önündeyken Bosna Hersek yaşamıştır. Avrupa da hiç ses çıkartmamıştır. göz göre göre insanlar katledildiler ve yahudi soykırımında sonraki en büyük katliamlar olmuştur bu. Ne ABD ne Almanya ne AB ses çıkartmıştır. Avrupa böyle imiş. sopalık adamlar.

    This comment was originally posted on FriendFeed

  42. 42 irfan ÖZTÜRK said at 09:28 on September 8th, 2009:

    Bosna hersekte sırp kuvvetlerinin amacı toprakları almak değildi bilincli olarak dini mabetleri tarihi yerleri yuıkmışlar ve bilinçli olarak sivilleri öldürmüşlerdir. bulduklarını öldürmüştür. Yani amaç tamamen katliam ve bir milleti yok etmektir. Aliya İzzetbegovic savaş sırasında bu sırp askerlerinin ikinci dünya savaşındaki partizan milisler gibi olmalarını istemiştir çünkü partzanlar sadece askerler ile savaşıyordu. yani bir partizan askerini gördüğünüzde sivilseniz korkmanıza gerek yoktu. Ama çetnik ve ustaşaları gören için ise son duasını etme vakti gelmişti.

    This comment was originally posted on FriendFeed

  43. 43 Sarp Tüzün said at 09:50 on September 8th, 2009:

    Klavyene sağlık Serdar ağabey.

    This comment was originally posted on FriendFeed

  44. 44 Arman "rmNcr" ACAR said at 09:54 on September 8th, 2009:

    Yoldayken bir cirpida okudum. Oyle guzel yazmissinki abi sanki hissettim. Ellerine saglik

    This comment was originally posted on FriendFeed

  45. 45 Ahmet Kutay said at 09:57 on September 8th, 2009:

    [ ‘Arbeit Macht Frei’ (Çalışmak Özgür Kılar) ]- Lutfen Serdar Kuzuloğlu sesiyle ve tonlamasıyla dinliyormuşçasına okuyun bu güzel yazıyı. İşte blog bunun için güzel (!)

    This comment was originally posted on FriendFeed

  46. 46 Ahmet said at 11:09 on September 8th, 2009:

    Sevgili Serdar Bey,

    Yazdıklaırnızı okudum, işaretledim ve Türkçe başvuru için önemlidir diye kaydettim. Basit bit ziyaretti diye de düşünebilisiniz ama öyle olmadığı kesin.
    Ne çekilmiş onlarca film ve en son ‘Okuyucu’ ve ‘Çizgili Pijamalı Çocuk’ bu insanlık dramını anlatmaya yeter ne de yazılıp çizilenler. Kendi payıma ” the United States Holocaust Memorial Museum: ABD Holokaust Anısı Müzesi’ni gezerken benzer duygulara gark olmuştum ( http://www.ushmm.org ). Ancak orada ağrıma giden minik birşey olmuştu yahudilerin “The Righteous Among the Nations” dedikleri ve holokaust’tan kaçanlara yardım edenlere (Oscar Schindler en ünlülerinde biridir) verdikleri nişan/sembolik ünvanı almış kişileri bildirdikleri duvarda Behiç Erkin, Necdet Kent, Selahattin Ülkümen ve Namık Kemal Yolga’ya yer verilmemesi ağrıma gitmişti. Selahattin Ülkümen Rodos’ta görevli bir Türk Diplomat olarak yüzlerce Rum asıllı Yahudiye Türk pasaportu vererek kurtarmıştı ve bedelini işgal sona ererken Nazi’lerin eşini ve çocuklarını katletmesiyle ödemişti…

  47. 47 rhythmofthepulsar said at 23:33 on September 8th, 2009:

    Nazi yönetimi sona erdi belki ama Nazi kafasına sahip insanlar hâlâ dünyanın her köşesinde bulunabiliyor. Hedefleri illaki Yahudiler olmak zorunda değil fakat fırsat bulduklarında yapmaya yeltenebilecekleri örtüşüyor. O kafalar, Yahudilerin uğradıkları katliamların anlatılmasından rahatsız oluyor, hiç lafı geçmemesine karşın konuyu başka yerlere çekmeye çalışıyor. Evet, İsrail’in Filistine karşı olan politikaları affedilemez ancak o meseleler de şu konudan rahatsız olan zihinlere bırakılamaz. Yoksa iş yanlış yerlere varır, ki zaman zaman varıyor da zaten.

    This comment was originally posted on FriendFeed

  48. 48 Erhan Erdoğan said at 23:43 on September 8th, 2009:

    Serdar K.: Ellerine sağlık gerçekten. Çıktı alıyorum hemen.

    This comment was originally posted on FriendFeed

  49. 49 usame baba bize kıyak yapsana... said at 14:17 on September 9th, 2009:

    auschwitz’in giriş kapısındaki yazı her zaman dikkatimi çekmiştir,
    içerisinde inanılması güç bir ironi barındırır.
    “arbeit macht frei” yani nedir, “çalışmak özgürleştirir.”
    vaad edilen özgürlüğün, anlamı üzerine şimdiki durumu düşünerek yorum dahi yapamıyor insan,

  50. 50 ayşegül yüksel said at 17:23 on September 10th, 2009:

    Serdar abi ben en çok televizyonlara kılım ya!! diyeceksin niye? ne alaka…
    Sizin şu girdiğiniz konuyu , triyonuncu popstar seçme ! milyar dağıtma! dizi bayıltma! pop ve zirzop hayatları gösterene kadar TV’ler de görse TV’lerde işleseler görseler bazı gerçekleri ve gösterseler
    insanın içindeki kötücüllüğün sonuçlarını GÖSTERSELER yani

    bunca eza, cefa, cinayet, vahşet artar mı ? olur mu ki bunları görmeden bilinir mi… bilgi teknolojileri dışına! vicdan veya insani yanlarımızı hatırlatan dokunan bir insan olduğunuz , farkındalık yarattığınız için walla kutlarım ,

    Şiir şu tabiki :

    DUA

    Ne hükümran kalır
    Ne zulüm ne de kin
    Öz değil dostlar
    Öz değil bu biçim
    Kulların kullara
    ettiğini etmiyor
    En zalim harı ateşim
    Bugün dua ettim
    Hepimiz için
    Yüce tanrı bizleri
    Affetsin
    Ne para ne pul
    Ne iktidar ne güç
    Bu değil gerçek
    Bu değil gerçek
    Bu kavga
    Hayırsız bir düş
    Uyanır neslim
    Uyanır elbet
    Bugün dua ettim
    Hepimiz için
    Yüce tanrı insanı
    Affetsin

    bazı belgeler benden :

    http://www.aysegulyuksel.com.tr/anne%20frank.htm

    http://www.aysegulyuksel.com.tr/filistin.htm

    ve hayır mubarek gün sezen aksudan bir dua

    http://www.dahii.org/sezen-aksu-dua

    da gelsin benden… :)
    selamlar

  51. 51 tnesla said at 04:36 on September 17th, 2009:

    sayin serdar kardesim,

    yorumlara bakiyorum…senin de isin zor. uzaylilar beni almaya geldiginde rica edecegim seni de es gecmesinler.

    (genellikle bey’li hanim’li ve 1. cogulla hitab etmek prensibimdir fakat benligimi yutan bir empati tsunamisi etkisindeyim)

  52. 52 ayşegül yüksel said at 15:08 on September 21st, 2009:

    tnesla bey! (nedemekse ?!, açık seçik bir isim değil de zaten)

    Benim açık seçik adım soyadım : Ayşegül Yüksel!!!

    Uzaydan yazıya bir odaklanında gayet “insani ” bir konu üzerinde yorum olduğunu okuyun (varsa okuma yazmanız!)

    Sonra “abi”, hitabından rahatsız olurken, Türkler arasında kullanılan “kardeşim” hitabınıda sizin kullandığınızı görün (alahın işi, aynı şeyi yaparak eleştirme çok komikmiş )

    ANA YAZIDAKİ “üstüste yığılmış kemikleri ” görmeyip böyle bir yorumla topa girdiğinize göre ZUZAY’dan size bir talep gelmez bu arada….çok beklemeyin :)

  53. 53 Uzay Zuzayoğlu said at 16:16 on September 29th, 2009:

    Belki nikola teslanın amcaoğludur. Fazla akımdan olsa gerek pek bi zorlama cümleler kurmuş belleğimizin çevrimiçi celladı.

    Bu arada SerdarBeyAbi,
    “Yakılmaya götürülenler, mahkumlar, yakma odaları, her şey ortada” dediniz ama resimden bunları anlamak mümkün değil ki?
    Nasıl anladığınızı gerçekten merak ediyorum..
    Bu arada yazı çok güzel.

  54. 54 ayşegül yüksel said at 16:12 on October 2nd, 2009:

    Nikola tesla nın uzayzuzaylıoğlu!!! (nicklerle gelmeyin bana ,korkmayın açın yüzünüzü :) Site’mi ziyaretlerinizden ben zaten sizin ip nolarınızı aldım ve bulurum, istersem!!

    Dieyeceğim şu ki : Dilerim yukarıdaki kıyımı soylarınız tanımaz.Ana yazıdaki konuyu anlayacak kadar akıl fikir , izan, vicdan, tarih, bilgi birikiminiz olsa idi
    Parmağa değil gösterdiği yöne bakardınız.

    Nick yok zeka yok ne var acep?!!

  55. 55 Uzay Zuzayoğlu said at 11:35 on October 3rd, 2009:

    Ah kuzen İPayşegül,
    İp nolarını zuzalayıp, Sherlockiye holmesgül’e dönüşebilmen çok zekice..buna benzer bir zeka pırıltısını en son ginger da görmüştüm.

    Ama birde okuduklarını anlayabilsen…..

  56. 56 ayşegül yüksel said at 02:33 on October 4th, 2009:

    Okuduklarımı anlamasam zeki olamazdım değil mi? ;)

  57. 57 ayşegül yüksel said at 03:29 on October 4th, 2009:

    Böyle bir konunun üzerine MEDYA OKUR YAZARLIĞI Derslerine girmenizi öneririm.

    http://www.bilgisizler.net/haber-ve-guencel-olaylar-f59/yeni-kurulan-%C4%B0nternet-ve-bili%C5%9Fim-su%C3%A7lar%C4%B1-birim-t40097.html

  58. 58 ayşegül yüksel said at 04:36 on October 4th, 2009:

    “Bilgisayarını yaksa yakalarız” bölümünü iyi okuyun. Üstelik birimleri de fazla yormadan ben IP No’sunu burdan kayıtlara geçmeden, saçmalamalarınıza son verin.

    BEY, ABİ, HEMŞERİM, ARKADAŞIM, EY İNSANOĞLU

  59. 59 Fırat said at 23:31 on October 15th, 2009:

    izleyenler bilir bu konuda ki en mükemmel filmlerden biri schindler’s list’dir.

    http://www.google.com.tr/search?hl=tr&source=hp&q=schindler%27s+list&meta=&aq=0&oq=schind

  60. 60 ayşegül yüksel said at 21:42 on October 20th, 2009:

    Bir TED videosu konuya ilişkin :

    http://www.utkukaynar.com/2009/08/24/james-nachtwey-savasin-yurek-burkan-fotograflari/

  61. 61 Sedat Bayrak said at 04:25 on November 12th, 2009:

    Yazıyı bitirdikten sonra saatlerce aynı konu üzerinde dönen wikipedia yazılarında kaybolmuş buldum kendimi. Özellikle deneyler kısmı, deniz suyu testi mağdurlarının silinen yerleri yalama sahneleri gözlerimin önünden gitmiyor. Teşekkürler vesile olduğun için.

    Bu yazının da propaganda şeklinde yorumlanmasını hayretler içerisinde okudum. “Almanlar iyi yapmış, onlara müstahak” deyin de tam olsun.

  62. 62 theodora said at 15:37 on January 2nd, 2010:

    kısa bir sure once bende terezın nazı kampına gıtmıstım.oradakı vahsetı gordukten snra ınanın gunlerce uyuyamadım.gaz odaları,işkence hucrelerı kucucuk odalarda yuzlerce ınsanın sıkışmıs hallerde bulnması gozlermın onune geldı.kursuna dızme cezaları yuzunden duvarlar bıle delık deşikti ve butun bunlar yaşanırken duvarın hemen arkasında komutanların ve aılelerının mutlu mesut yasamaları (yuzme havuzu dahi vardı)kanımı dondurdu. yahudı propagandası falan değil bu sadece ınsanın ınsana yapabıleceklerını gorunce dusulen hayretın bır yansıması…

  63. 63 Erman said at 20:06 on January 15th, 2010:

    İlk önce Serdar Beye bu güzel yazısı için teşekkür etmek istiyorum.
    Bende tarihle ilgilenmekten hoşlanan biri olarak bu yazıyla ve yorumlarıyla ilgili ufak bir not düşmek istedim.
    Ancak yazının yanlış anlaşılmaması için tamamını okumanızı ve kesinlikle bu katliamı kınadığımı bilmenizi isterim.

    Birçok yorumda bir insanın nasıl böyle bir vahşeti yapabileceğinin anlaşılmadığı ve bu durum karşısında şaşırıldığı dile getirilmiş. Ancak tarihi olaylara bakıldığında insanın doğasında vahşilik olduğunu kolaylıkla anlayabiliriz. Yada her gün gazetelerimizin 3. sayfasında ve sabah programlarında görebiliriz. Elbette bazı kişilerin bireysel psikolojik sorunlarının dışında toplumsal bir vahşeti incelerken sadece kınamak yerine sebeplerini anlayarak bu olaylardan dersler çıkarılmasının kritik önem arz ettiğini düşünüyorum.
    Rönesans öncesi savaşlardaki uygulamaları atlayarak modern zamanımızın temelini oluşturan bir olayı ele alalım. Fransız devrimi tarihin en kanlı olaylarından biri olarak bilinmesine rağmen sebep ve içeriği bize yanlış anlatılmıştır. Milliyetçilik akımının başlamasına sebep olduğu öne sürülen olay gerçekte ilk toplumsal sınıf çatışmasıdır. Nasıl bir milliyetçi düşünce kendi soylularının kafasını sokaklarda kesmek ister ki diye düşündükten sonra bu vahşetin doğumunu hatırlayalım. Bazı söylentilere göre (”Ekmek bulamıyorlarsa pasta yesinler.” – Marie Antoinette) sözü üzerine isyan başlamış ve tüm saray ve soylu sınıfı yakalanarak sokaklarda idam edilmiştir. Bazı Fransız yazarların tasviri ile kanın Paris sokaklarından kırmızı nehirler halinde aktığını okumuşuzdur. O söz söylensin yada söylenmesin önemli olan nokta o zamanda gerçekten de ekmeğin bulunamıyor olmasıdır. Bir insanın evladı, eşi yada sevdiği biri açlıktan kıvranırken elinden hiçbir şeyin gelmiyor olması psikolojisini düşünmeliyiz. Kollarında açlıktan ölen evladını tutan bir babanın bolluk içinde yaşayan soylulara bakan gözlerinde vahşeti görebiliriz.
    Dediğim gibi olayları izleyip kınamak yerine ders almayı da öğrenmeliyiz. 1. Dünya Savaşı sonrasında yapılan anlaşmada bu dersin alınmadığını görüyoruz. Galip devletlerin Almanyayı sömürgeleştirmek için dayattığı barış anlaşması Alman halkını kendi ülkelerinde köle haline getirmişti. Almanlar belli bir grup tarafından yönetilen sermaye altında çok kötü koşullarda şanslılarsa karın tokluğuna çalıştırılarak yaşıyorlardı. Böyle bir ortamda sözcükleri kullanmadaki dehası reddedilemez biri, insanların içinde büyüyen öfkeyi dile getirmiş ve Nazi Almanya’sı kurulmuştur. (Dahi demek her zaman övgü anlamı taşımaz…) Nitekim bu adam yanına aldığı en az kendisi kadar vahşi adamlarla 2. Dünya Savaşına ve tüm bu katliama imza atmıştır.

    Popüler bir söz ancak ”Güç, sorumluluk getirir.” lafını unutmamalıyız. Zenginin, fakire… Aydının cahile yardım etme sorumluluğu vardır. Vahşetten arınıp medeni olmanın yolu buradan geçer.


Leave a Reply

  • Spam Protection by WP-SpamFree