Every day above ground is a good day.

Eski dertler, yeni yöntemler

Posted: February 28th, 2009 | Author: MserdarK | Filed under: Genel | Tags: , | 30 Comments »

Çocukluk ve gençlik dönemim çok maceralı geçti. Burada anlatsam birçok kişinin inanmayacağı şeyler yaşadım. Çok badireler atlattım. Çocukluk arkadaşlarımın pek çoğu kavgalarda öldürüldü. Bir kısmı aşırı doz uyuşturucudan veda etti. Hatta bir tanesi transeksüel olup kendini satmaya başladı. Çok garip şeyler gördüm, iç kıyan şeylere şahit oldum. Şu anki konumumla asla özdeşleşmeyecek işler yaptım.

Hiçbirinden de pişman değilim. Hepsi bana çok şey kattı. Kimilerinin ömrü boyunca yaşamadığı şeyleri ben gencecik yaşımda yaşayıp sindirmiştim. Hayattaki esas konulara herkesten daha erken başlamayı sağladı. Hepsini hazmettim, hepsiyle barışığım.

Bir tanesi hariç…

İlkokul yıllarında sınıfımızdaki bir kızın beline omzumda asılı çantayı savurdum. İncecik, kuğu gibi narin biriydi. Ertesi gün sınıfa gelmedi. Bir sonraki gün de…

Sebebini sonra öğretmenimden dinledim. Benim o aptalca hareketim yüzünden böbreğinde oluşan hasar nedeniyle yurtdışında ameliyat olması gerekiyormuş. Hayatımda hiç o kadar pişmanlık ve kafa karışıklığı yaşadığımı hatırlamıyorum.

Üstünden 30 seneden fazla zaman geçmesine rağmen ben bu olayı neredeyse her hafta en az bir kere hatırladım. Her kazandığım başarıda, her sevindirici olayda öyle bir şey yaptığım aklıma geldi ve içim burkuldu.

Birkaç ay önce ilkokul arkadaşlarımın bir kısmı beni Facebook’ta bulup listesine ekledi. Öylesine profillerine bakarken listelerinde ‘onu’ da gördüm. Birkaç gün içim içimi yedi; bir şeyler yazıp yazmamak konusunda gittim geldim. Sonunda dayanamayıp bir mesaj yazdım. Beni hatırlıyorsa bir şey söyleyeceğimi, hatırlamıyorsa da çok sevineceğimi yazdım. Bir sonraki yazışmada da esas olayı anlatarak uzun bir iç dökme mektubu yazdım.

Kendisi olayı hayal meyal hatırlıyor ama kimin yaptığını hatırlamıyordu. 18 yaşına girdiğinde göbeğinde hala izini taşıdığı bir ameliyat daha olması gerekmiş o yüzden. Şöyle demiş bitirirken:

“Hic takma kafana, coook coook zaman gecti ve saglikli ve mutluyum! Yani problem yok! Cocuktuk, kimbilir neden vurmustun. Keske daha onceden facebook olsaydi da simdiye kadar bu rahtasizlik icinde kalmasaydi!”

Artık dünyanın içi en huzurlu, rahatlamış, affedilmiş insanlarından biri benim.

Şimdi korkun benden ;)

İlgili olabilecek diğer yazılar


30 Comments on “Eski dertler, yeni yöntemler”

  1. 1 mehmet izon turac said at 19:11 on February 28th, 2009:

    geçmiş olsun….

    This comment was originally posted on FriendFeed

  2. 2 Uğur Özmen said at 19:15 on February 28th, 2009:

    “Çektiğim acılar kadar, verdiğim acıların da bedelini ödedim… Ve kurtuldum eski borçlardan…” diyorsun.

    Usta, artık her gün daha enerjik bir Serdar göreceksek, hem güzel, hem de zor (zaten zor takip ediyorum…)

  3. 3 N.Onur ATAHAN said at 19:15 on February 28th, 2009:

    İnsanı kendi vicdanı kadar ağır yargılayabilecek hiçbir şey yoktur bu dünyada.. Hele ki anlattığınız durumda başka birinin sağlığını ilgilendiren bu pişmanlık, bir nev-i yaşarken kabir ızdırabı çektirmiş sanki size..Üzerinizdeki bu yükün kalkması sevindirici.. Not : Zaten korkuyorduk şimdi neler olacak kimbilir? :D

    This comment was originally posted on FriendFeed

  4. 4 sinan said at 19:26 on February 28th, 2009:

    Geçmiş olsun, darısı tüm benzer durumdakilerin başına.

  5. 5 denizoktar said at 20:01 on February 28th, 2009:

    çok güzel sonlanan bir hikaye olmuş. benim de var böyle bir durumum… işin kötüsü kızın adını da hatırlamıyorum.

    This comment was originally posted on FriendFeed

  6. 6 Reşit Beyzade said at 20:14 on February 28th, 2009:

    sonunu okuyunca sanırım sizin kadar mutlu oldum ;)
    Adınıza sevindim..

  7. 7 mesutbahtiyar said at 20:18 on February 28th, 2009:

    benim de benzer bir hikayem var. orta 1 de saçma bir sebep yüzünden vurduğum ve kafasını sıraya çarpıp hastaneye kaldırılan arkadaşıma iki sene önce bir bar girişinde güvenlik olarak rastladım. gidip özür dilemeyi çok istedim. yemedi tabi ki.

    This comment was originally posted on FriendFeed

  8. 8 Simto ALEV said at 20:21 on February 28th, 2009:

    Ben de okulda bir arkadaşımın beni düşürdüğü andan beridir yürüyemiyorum. Kim olduğunu değil hatırlamamak, bilmiyorum bile. Gerçi onunki daha çok kazaydı. Zaten önemi de yok; böyle bir sonucu kimse istemezdi. Hiç hakkında olummsuz da düşünmedim ki normal olan da bu sanırım. Beni üzen aynı arkadaşlarımla tekrar ortak bir yaşam sürdürememek oldu/muştu.. Senin hikayense çok daha güzel bitmiş Serdar abi.. İnsanın içinde böyle tamamlanmamışlıkların kalması kötüdür..

    This comment was originally posted on FriendFeed

  9. 9 Simto ALEV said at 20:22 on February 28th, 2009:

    Olumsuz da olsa bir son bulmalı ki seninki mutu son olmuş. Daha ne olsun? ((:

    This comment was originally posted on FriendFeed

  10. 10 denizoktar said at 20:39 on February 28th, 2009:

    @simto, senin hastalığın bu kaza sonucunda mı oluştu?

    This comment was originally posted on FriendFeed

  11. 11 Simto ALEV said at 20:41 on February 28th, 2009:

    Kaza ile başladı diyelim. Sonrası biraz daha karmaşık..

    This comment was originally posted on FriendFeed

  12. 12 denizoktar said at 20:51 on February 28th, 2009:

    o kazaya bugün bu açıdan bakabilmen beni etkiledi. hayatı şans yürütüyor valla.

    This comment was originally posted on FriendFeed

  13. 13 Simto ALEV said at 20:59 on February 28th, 2009:

    Bazı tercihlerimizin sonucunu bilmemek şans mı, bilmiyorum. Bir adım daha önce olsaydım ya da biraz daha hızlı olsaydım, ya da biraz daha yavaş ya da önce bi su içseydim ya da.. … bu olur muydu? Lost’a göre olurdu, bana göre olmazdı. Yine de temel ilke; soyulmuş portakalın davası olmaz. :D

    This comment was originally posted on FriendFeed

  14. 14 Mert Alemdar said at 22:56 on February 28th, 2009:

    Hayatımızın bir anında yapmış olduğumuz bir eylemin bir başkasını bukadar etkileyebileceğini kim düşünebilirki. Bir solukta sonuna kadar okudum ve bende hafiflemiş hissettim. Bu tarz bir tecrübe yaşamadım ve umarım da yaşamam. Umarım bundan sonra bu sana olumlu olarak yansır. Çok geçmiş olsun.

    This comment was originally posted on FriendFeed

  15. 15 Fatih Çeliker said at 23:39 on February 28th, 2009:

    buna benzer bir hikayem benimde var.
    kimbilir belki bende günah çıkarırım bir gün.

  16. 16 Ozgur Turan said at 10:03 on March 1st, 2009:

    Serdar, facebook ne güzel birşeye vesil olmuş. Bu çok güzel bir kendini bağışlama çalışması. İçimizde böyle tonlarca şeyle yaşayıp gidiyoruz ve biriktiriyoruz bir yerden sonra bunları. Biriktirdiklerimiz bizi ciddi hastalıklara sürükleyebiliyor. İzin verirsen sitemde link vermek isterim bu yazına. Çünkü bu tarz yaşanmış örnekler yazıyorum zaman zaman.
    Sevgiler.

  17. 17 Burak Özdemir said at 13:30 on March 1st, 2009:

    Hikayenin devamı olsaydı da okusaydık keşke (:

  18. 18 MserdarK said at 18:40 on March 1st, 2009:

    Elbette Ozgur, link vermende hiçbir sakınca yok.

  19. 19 Patavatsız Köstebek said at 15:19 on March 2nd, 2009:

    Okurken aynı suçluluk duygusunu ben de yaşadım.. Sonunda affedildiğini öğrenince de bir o kadar rahatladım.. Ohh bee! :)

  20. 20 Ayberk said at 02:02 on March 3rd, 2009:

    Sizi devamlı takip ediyorum ama bu konuyu okuduktan sonra açıkçası sizin adınıza çok sevindiğimi söylemek istiyorum. Çünkü yazı ortasında benimde canım sıkıldı…

  21. 21 Eğitişim Kariyer Enstitüsü said at 15:35 on March 4th, 2009:

    Sonunu okumak gerçekten mutluluk verdi.

  22. 22 Affetme çalışması | AlternatifKarma said at 00:34 on March 5th, 2009:

    [...] zararlısı olan suçluluk duygusu sizi hasta etmek için birebir yeterli. İşte Serdar’ın bu yazısını okuyunca sizlerle paylaşmak istedim. Serdar tamamen içinden geldiği gibi davranarak çok güzel [...]

  23. 23 Bekir Cem said at 17:22 on March 8th, 2009:

    Arkadaşının hoşgörüsü yanında Facebook da iyi iş görmüş. Ah Facebook sen nelere kadirsin!

  24. 24 Ertuğrul said at 11:39 on March 9th, 2009:

    şaka. tüm bunlar şaka, değil mi? serdar, yukarıda yazdığın güzel, fantastik bir öykü. ama sadece öykü, değil mi? hatta ray bradbury’yi hatırlattı tarzın. ama içinde hoş bir ironi barındıran ve popüler kültürü gıdıklayan bir şaka değil mi?
    ben mi her ciddi olayı şaka gibi algılıyorum, güvensizliğim zirve mi yapmış yoksa insanlar her şey inanma eğilimindeler mi?
    hayır böyle saflıklara özenmiyor da değilim hani…

  25. 25 -Anonymous- said at 19:54 on March 11th, 2009:

    bağışlanmak tamam,şuçluluk duygusunun kaybolması falan tamam da peki o olunan ameliyat,harcanan onca para,onca eziyet ne olcak,bunları kim ödeyecek.bence bunların da bir bedeli olmalı.serdar bey en azından ameliyat için harcanan parayı vermeyi teklif etseydiniz.hiçbir şeyi değiştirmeyecek olsa bile.

  26. 26 Anonymous said at 05:29 on March 19th, 2009:

    başka hikeye yok mu? mesala uyuşturucudan ölen veya transeksüel olan arkadaşlarının küçükken böyle olacakları belli miydi?

  27. 27 arzu pınar said at 16:10 on March 23rd, 2009:

    vicdanının rahatlamasına sevindim. julia robers ın oynadığı bir filmi hatırlattı.adını tabi klasik olarak unuttum. tıp öğrencileri, bir kaç dakikalığına ölü kalıyorlardı. bu arada geçmişlerine yönelik, özellikle de pişmanlık duydukları vizyonlar görüyorlardı. çok etkilenmiştim o filmden. birinin hayatını, olumusuz etkilemek ağır geliyor insana.

  28. 28 Ozirr said at 20:36 on March 27th, 2009:

    Bir tatlı huzur almaya geldik Serdar’dan-kalamıştan değil- şarkısını, Küçük Emrah filmlerinin o acısı bol mutluluğu az gösterilmiş filmlerinde söylenilmesi üzere diyorum :) Geçmiş olsun, yalnız vicdan bu, kara bir leken varsa onu ak etsende yakanda arşimet mi falan fişman biri demişti böyle içli bir sözü…

  29. 29 esraycr said at 02:41 on April 14th, 2009:

    vicdan azabı ne kadar da kötü..Kim isterki böyle olmasını..allah beterinden saklasın

  30. 30 Kahvegibi said at 13:16 on January 17th, 2010:

    Yıllar sonra da olsa, yaptığınız hatanın sorumluluğunu üzerinize alıp, özür dilemek erdemli bir davranış, ama peki yeterli mi?

    Çünkü yazınızı okuyunca hayat boyu uygulamaya çalıştığım ama çoğu zaman uygulamakta zorlandığım bir ilke aklıma geldi.

    “Özür dileme, telafi et”


Leave a Reply

  • Spam Protection by WP-SpamFree