Every day above ground is a good day.

Eski dertler, yeni yöntemler

Posted: February 28th, 2009 | Author: | Filed under: Genel | Tags: , | 23 Comments »

Çocukluk ve gençlik dönemim çok maceralı geçti. Burada anlatsam birçok kişinin inanmayacağı şeyler yaşadım. Çok badireler atlattım. Çocukluk arkadaşlarımın pek çoğu kavgalarda öldürüldü. Bir kısmı aşırı doz uyuşturucudan veda etti. Hatta bir tanesi transeksüel olup kendini satmaya başladı. Çok garip şeyler gördüm, iç kıyan şeylere şahit oldum. Şu anki konumumla asla özdeşleşmeyecek işler yaptım.

Hiçbirinden de pişman değilim. Hepsi bana çok şey kattı. Kimilerinin ömrü boyunca yaşamadığı şeyleri ben gencecik yaşımda yaşayıp sindirmiştim. Hayattaki esas konulara herkesten daha erken başlamayı sağladı. Hepsini hazmettim, hepsiyle barışığım.

Bir tanesi hariç…

İlkokul yıllarında sınıfımızdaki bir kızın beline omzumda asılı çantayı savurdum. İncecik, kuğu gibi narin biriydi. Ertesi gün sınıfa gelmedi. Bir sonraki gün de…

Sebebini sonra öğretmenimden dinledim. Benim o aptalca hareketim yüzünden böbreğinde oluşan hasar nedeniyle yurtdışında ameliyat olması gerekiyormuş. Hayatımda hiç o kadar pişmanlık ve kafa karışıklığı yaşadığımı hatırlamıyorum.

Üstünden 30 seneden fazla zaman geçmesine rağmen ben bu olayı neredeyse her hafta en az bir kere hatırladım. Her kazandığım başarıda, her sevindirici olayda öyle bir şey yaptığım aklıma geldi ve içim burkuldu.

Birkaç ay önce ilkokul arkadaşlarımın bir kısmı beni Facebook’ta bulup listesine ekledi. Öylesine profillerine bakarken listelerinde ‘onu’ da gördüm. Birkaç gün içim içimi yedi; bir şeyler yazıp yazmamak konusunda gittim geldim. Sonunda dayanamayıp bir mesaj yazdım. Beni hatırlıyorsa bir şey söyleyeceğimi, hatırlamıyorsa da çok sevineceğimi yazdım. Bir sonraki yazışmada da esas olayı anlatarak uzun bir iç dökme mektubu yazdım.

Kendisi olayı hayal meyal hatırlıyor ama kimin yaptığını hatırlamıyordu. 18 yaşına girdiğinde göbeğinde hala izini taşıdığı bir ameliyat daha olması gerekmiş o yüzden. Şöyle demiş bitirirken:

“Hic takma kafana, coook coook zaman gecti ve saglikli ve mutluyum! Yani problem yok! Cocuktuk, kimbilir neden vurmustun. Keske daha onceden facebook olsaydi da simdiye kadar bu rahtasizlik icinde kalmasaydi!”

Artık dünyanın içi en huzurlu, rahatlamış, affedilmiş insanlarından biri benim.

Şimdi korkun benden ;)

İlgili olabilecek diğer yazılar

  • 07/06/2011 -- Sosyal ağların mahalle baskısı
    Sosyal mahallenin meraklı teyzeleri, ahlak bekçisi ağabeyleri, kıskanç komşuları, haset esnaflarına dair bir güzelleme....
  • 03/18/2011 -- Facebook’taki Türk markalarının algı raporu
    Facebook'taki Türk kullanıcıları marka sayfalarıyla ne kadar ilgileniyor? Neyi seviyor, neyi sevmiyor? Anket ve yorum....
  • 03/06/2011 -- Hürriyet yazarlarının Facebook karnesi
    Hürriyet gazetesinin Facebook yazar sayfalarından elde edilen verilere dayalı bir dizi tespit....
  • 02/03/2011 -- Sanal Alem Podcast: 3. Bölüm
    Teknoloji dünyasından gelişmeleri işlediğim Sanal Alem podcastinin üçüncü bölümü....
  • 12/24/2010 -- Sosyal ağ yönetim ipuçları
    Kişi ya da kurumlar için sosyal medya hizmetleri, blog eklentileri, web hizmetleri ve ipuçları....
  • 05/14/2010 -- Küçük adam olmak
    Küçük, sessiz, farkedilmeyen olabilmek... Şeytanın en sevdiği günahın şehvetine rağmen......
  • 04/30/2010 -- Sosyal medya detoksuna başlarken
    Bir inat uğruna, bir anlamda kendime meydan okuma adına girdiğim 10 günlük suskunluk maratonu öncesi birkaç samimi açıklama....
  • 01/29/2010 -- Çocuk dünyasına dair
    Popüler konuları çok tazeyken yazmayı çok tercih etmiyorum ama son günlerde hakkında epey konuşulan şu video bana Rıfat Ilgaz'ın bir şiirini hatırlattı.Önce videoyu izleyelim:httpvh://www.yout...
  • 08/11/2009 -- Facebook FriendFeed’i satın aldı
    Facebook herkesin malumu, anlatmaya gerek yok. FriendFeed ise bir şekilde, çaktırmadan Türk web camiasının eli kalem tutan, üreten kesiminin yoğunlukla kullandığı bir sosyal paylaşım ortamı. Duymamış,...
  • 03/17/2009 -- Sosyal medya adabı
    Sosyal Medya terimini duymaktan kusmak üzere olduğum halde yine de epeydir kafamda birikenleri yazmak istedim. Bir ön uyarı: aklıma gelenleri ekleyip yanlış yazdıklarımı çıkararak bu listeyi güncelley...

Facebook Yorumları

23 Comments on “Eski dertler, yeni yöntemler”

  1. 1Uğur Özmen said at 19:15 on February 28th, 2009:

    “Çektiğim acılar kadar, verdiğim acıların da bedelini ödedim… Ve kurtuldum eski borçlardan…” diyorsun.

    Usta, artık her gün daha enerjik bir Serdar göreceksek, hem güzel, hem de zor (zaten zor takip ediyorum…)

  2. 2sinan said at 19:26 on February 28th, 2009:

    Geçmiş olsun, darısı tüm benzer durumdakilerin başına.

  3. 3Reşit Beyzade said at 20:14 on February 28th, 2009:

    sonunu okuyunca sanırım sizin kadar mutlu oldum ;)
    Adınıza sevindim..

  4. 4Fatih Çeliker said at 23:39 on February 28th, 2009:

    buna benzer bir hikayem benimde var.
    kimbilir belki bende günah çıkarırım bir gün.

  5. 5Ozgur Turan said at 10:03 on March 1st, 2009:

    Serdar, facebook ne güzel birşeye vesil olmuş. Bu çok güzel bir kendini bağışlama çalışması. İçimizde böyle tonlarca şeyle yaşayıp gidiyoruz ve biriktiriyoruz bir yerden sonra bunları. Biriktirdiklerimiz bizi ciddi hastalıklara sürükleyebiliyor. İzin verirsen sitemde link vermek isterim bu yazına. Çünkü bu tarz yaşanmış örnekler yazıyorum zaman zaman.
    Sevgiler.

  6. 6Burak Özdemir said at 13:30 on March 1st, 2009:

    Hikayenin devamı olsaydı da okusaydık keşke (:

  7. 7MserdarK said at 18:40 on March 1st, 2009:

    Elbette Ozgur, link vermende hiçbir sakınca yok.

  8. 8Patavatsız Köstebek said at 15:19 on March 2nd, 2009:

    Okurken aynı suçluluk duygusunu ben de yaşadım.. Sonunda affedildiğini öğrenince de bir o kadar rahatladım.. Ohh bee! :)

  9. 9Ayberk said at 02:02 on March 3rd, 2009:

    Sizi devamlı takip ediyorum ama bu konuyu okuduktan sonra açıkçası sizin adınıza çok sevindiğimi söylemek istiyorum. Çünkü yazı ortasında benimde canım sıkıldı…

  10. 10Eğitişim Kariyer Enstitüsü said at 15:35 on March 4th, 2009:

    Sonunu okumak gerçekten mutluluk verdi.

  11. 11Affetme çalışması | AlternatifKarma said at 00:34 on March 5th, 2009:

    [...] zararlısı olan suçluluk duygusu sizi hasta etmek için birebir yeterli. İşte Serdar’ın bu yazısını okuyunca sizlerle paylaşmak istedim. Serdar tamamen içinden geldiği gibi davranarak çok güzel [...]

  12. 12Bekir Cem said at 17:22 on March 8th, 2009:

    Arkadaşının hoşgörüsü yanında Facebook da iyi iş görmüş. Ah Facebook sen nelere kadirsin!

  13. 13Ertuğrul said at 11:39 on March 9th, 2009:

    şaka. tüm bunlar şaka, değil mi? serdar, yukarıda yazdığın güzel, fantastik bir öykü. ama sadece öykü, değil mi? hatta ray bradbury’yi hatırlattı tarzın. ama içinde hoş bir ironi barındıran ve popüler kültürü gıdıklayan bir şaka değil mi?
    ben mi her ciddi olayı şaka gibi algılıyorum, güvensizliğim zirve mi yapmış yoksa insanlar her şey inanma eğilimindeler mi?
    hayır böyle saflıklara özenmiyor da değilim hani…

  14. 14-Anonymous- said at 19:54 on March 11th, 2009:

    bağışlanmak tamam,şuçluluk duygusunun kaybolması falan tamam da peki o olunan ameliyat,harcanan onca para,onca eziyet ne olcak,bunları kim ödeyecek.bence bunların da bir bedeli olmalı.serdar bey en azından ameliyat için harcanan parayı vermeyi teklif etseydiniz.hiçbir şeyi değiştirmeyecek olsa bile.

  15. 15Anonymous said at 05:29 on March 19th, 2009:

    başka hikeye yok mu? mesala uyuşturucudan ölen veya transeksüel olan arkadaşlarının küçükken böyle olacakları belli miydi?

  16. 16arzu pınar said at 16:10 on March 23rd, 2009:

    vicdanının rahatlamasına sevindim. julia robers ın oynadığı bir filmi hatırlattı.adını tabi klasik olarak unuttum. tıp öğrencileri, bir kaç dakikalığına ölü kalıyorlardı. bu arada geçmişlerine yönelik, özellikle de pişmanlık duydukları vizyonlar görüyorlardı. çok etkilenmiştim o filmden. birinin hayatını, olumusuz etkilemek ağır geliyor insana.

  17. 17Ozirr said at 20:36 on March 27th, 2009:

    Bir tatlı huzur almaya geldik Serdar’dan-kalamıştan değil- şarkısını, Küçük Emrah filmlerinin o acısı bol mutluluğu az gösterilmiş filmlerinde söylenilmesi üzere diyorum :) Geçmiş olsun, yalnız vicdan bu, kara bir leken varsa onu ak etsende yakanda arşimet mi falan fişman biri demişti böyle içli bir sözü…

  18. 18esraycr said at 02:41 on April 14th, 2009:

    vicdan azabı ne kadar da kötü..Kim isterki böyle olmasını..allah beterinden saklasın

  19. 19Kahvegibi said at 13:16 on January 17th, 2010:

    Yıllar sonra da olsa, yaptığınız hatanın sorumluluğunu üzerinize alıp, özür dilemek erdemli bir davranış, ama peki yeterli mi?

    Çünkü yazınızı okuyunca hayat boyu uygulamaya çalıştığım ama çoğu zaman uygulamakta zorlandığım bir ilke aklıma geldi.

    “Özür dileme, telafi et”

  20. 20Ersin Özcan said at 03:42 on December 15th, 2011:

    Abi emin ol senin gibi nice insanlar var vicdan azabı çeken.Ve sen şanslı kişilerdensin iç dünyanı huzura kavuşturabilmişsin.Keşke herkes senin kadar şanslı,karşındaki insan kadar anlayışlı olabilse…

  21. 21Ömer Faruk said at 11:44 on December 15th, 2011:

    bu nasıl bir anı böyle abi, vallahi gözlerim yaşardı. arka planda da adele-lovesong var çok etkileyici oldular birlikte. vicdan muhasebesini kapattığına sevindim, mutlu günler dileğiyle abi..

  22. 22Drtaner said at 14:11 on December 15th, 2011:

    Şaka mı bu!?

  23. 23Kudret Çayıroğlu said at 10:01 on December 16th, 2011:

    Yazıyı okurken çok gerildim. Bir an ters tepki verilecekmişçesine sanki. Sonuna gelince bildiğin ben yaşamışım gibi rahatladım. :)


Leave a Reply