You gotta make the money first. Then when you get the money, you get the power. Then when you get the power, then you get the women.

Ne kadar sık yazmalı?

Posted: October 30th, 2009 | Author: | Filed under: Genel | Tags: , , , | 5 Comments »

Ben okumayı-yazmayı hep sevdim. 1996 yılından bu yana periyoduna göre gazete ve dergilerde haftalık, aylık sayfalar hazırlıyorum. Bu bir iş. Karşılığında para alıyorum. Benim gibi işi yazmak olan insanların yazdıklarını okumak için  okurlar da gazete ve dergilere para veriyor. Dolayısıyla ticaretin gerektirdiği bütün kriterler bu sürecin içinde. Yazar – okur – reklamveren ilişkisi bunlardan sadece biri. Basını kapsayan kanunlarla tekzip, sansür, para ve hapis cezası gibi birçok hukuki düzenlemeyi de unutmayalım.

Blog ise apayrı bir şey.

Ne kadar sık yazmalı?Bilginiz ve niyetiniz varsa bedava ya da ücretli çözümlerle bir varsayıma dayanmakla beraber dev medya kuruluşlarıyla aynı kitleye bir blog sayesinde ulaşabilirsiniz. Bu denkliği radyo, televizyon, gazete, dergi ya da başka bir geleneksel mecrada hayal bile etmek mümkün değil.

Blogcunun kişi, kurum ya da markalara eyvallahı yoktur. Bence olmamalıdır. (Elbette burada Türkiye’de pek örneği bulunmayan ticari-kollektif bloglardan değil; kişisel bloglardan bahsediyorum)

Örneğin benim için bu blog gazetede, dergide yazamayacağım, radyoda, televizyonda konuşamayacağım şeylere dair bir arka bahçe.

Blogun gazete sayfasından bir diğer farkı da periyodik olmaması.

Medyanın her mecrasında her şey önceden belirlenen bir periyodda yayınlanmak zorundadır. Onun için para veren okur, reklamveren, sponsor vardır…

Okur tarafında belki de hiç düşünülmeyen şey, yazarın hayatında her zaman yazacak bir şey olmadığıdır. Kimi dönemler sıradandır. Bırakın yazmayı, konuşmaya değer bile bir şey olmaz. Ama o köşe, sayfa,  dolmak zorundadır. İçeriği boş yazıların, radyo ve televizyon programlarının en büyük sebebi de budur.

Teknolojiyle ilgili yazdığımdan dolayı ben bu tip bir sıkıntıyı neredeyse hiçbir zaman yaşamadım. Ama 40 yıldır neredeyse her gün köşe yazanların her seferinde dolu dolu yazmasını nasıl beklersiniz?

Yurtdışında; özellikle batıda bizdeki anlamda köşe yazarı yoktur. Belirli konulardaki uzman yazarlar, yazmaya değer bir şey olduğunda yazar. Ama ilginç bir tezat olarak bizde okurlar takip ettikleri yayınları yazarlarına göre seçer.

Unutturduğumuz esas konumuza dönelim.

Mecburiyetten yazmak işkencedir.

Yüz binlerce blog zaten her gün milyonlarca sayfa içerik üretiyor. İnternet nüfusunu besleyen yeteri kadar kaynak var. Blog denilen şey periyodik bir yayın değildir. Aklınıza güzel bir şey gelmiyorsa ya da aklınıza gelen şeyi o an hakkıyla yazamayacaksanız, bırakın kalsın. Sık yazma adına boş boş şeylerle doldurmaktan iyidir.

İlgili olabilecek diğer yazılar

  • 02/07/2009 -- Marka ve PR şirketlerinin sosyal medyayı keşfi
    Biz gazetecilerin hayatı basın toplantıları, seyahatlerle geçer durur. Şimdilerde ekonomik kriz sebebiyle duruldu ama ben bir yurtdışı toplantıdan gelip, temiz çamaşır / kıyafet alıp bir iki saat uyuy...
  • 05/14/2012 -- Cumhurbaşkanı heyetindeki yerimi alıyorum!
    Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün davetlisi olarak internetin kalbine sürpriz bir seyahatin öyküsü....
  • 04/02/2012 -- Sosyal Medya programına dair ara güncelleme
    100. bölüme doğru aklımda birikip paylaşmaya fırsat bulamadığım birkaç şey....
  • 03/08/2012 -- Yeni medyanın kazananı kim olacak?
    Yakın bir zamana dek yeni medyanın kralı eski medyanın uzantılarıydı. Bugünse kanlı bir dönüşüme şahit oluyoruz....
  • 04/30/2010 -- Sosyal medya detoksuna başlarken
    Bir inat uğruna, bir anlamda kendime meydan okuma adına girdiğim 10 günlük suskunluk maratonu öncesi birkaç samimi açıklama....
  • 03/17/2009 -- Ben burada eğleniyorum
    Kişisel bloglarından para kazanmaya çalışan arkadaşlarım var. Beni rahatsız eden bir yanı yok. Üstelik keşke kazanabilseler; çoğu Google reklamlarından gelecek günlük bir iki (rakamla 1-2) dolar gelir...
  • 04/18/2012 -- İnternet çağında mahremiyet
    Sahilde bir başınıza oturup keyif çatarken gerçekten bir başınıza olduğunuza emin misiniz? Olmayın....
  • 03/12/2012 -- Twitter virüslerinden korunma / arınma yolları
    Twitter kimileri için kolay para kazanma yoluna dönüştü. Bunun parçası (kurbanı) olmamak elimizde....
  • 03/06/2012 -- Paylaşsak da mı saklasak?
    Twitter'da yazdıklarımız 1 saat içinde buhar oluyor. Kalıcı hale getirmek için verdiğimiz emeklerde ise ilginç bir ayrıntı gizli....
  • 12/30/2011 -- Sosyal medya, adi medyaya karşı
    Yeni mecralarda geleneksel mecralara yönelik yükselen isyana dair birkaç fikir kırıntısı....

Facebook Yorumları

5 Comments on “Ne kadar sık yazmalı?”

  1. 1Caner Onoglu said at 02:27 on October 31st, 2009:

    http://taraf.com.tr/makale/7966.htm

    Sevan Nişanyan yukarda linkini verdiğim yazısında bu soruya cevaben şöyle diyor:

    “..Söylemek için yanıp tutuştuğun bir söz varsa yaz, yoksa yazma. Söylediğin her sözün YENİ (daha önce söylenmemiş) bir söz olmasına dikkat et. İster dünyanın sınırlarından söz et, ister dün yediğin patatesten, farketmez. Daha önce hiç kimsenin söylememiş olduğu TAZE bir şey söyleyebiliyor musun, ona bak.”

  2. 2Mea said at 06:56 on October 31st, 2009:

    “Örneğin benim için bu blog gazetede, dergide yazamayacağım, radyoda, televizyonda konuşamayacağım şeylere dair bir arka bahçe.”

    Bu bağlamda belki ilginizi çekebilir: Birçok yayın kuruluşu gazeteci ve çalışanlarının sosyal ağlarda faaliyetleri için genel ilkeler tayin ediyor.
    BBC: http://www.bbc.co.uk/guidelines/editorialguidelines/advice/personalweb/
    Washington Post: http://paidcontent.org/article/419-wapos-social-media-guidelines-paint-staff-into-virtual-corner/ (temel ilke: Post gazetecisi her zaman Post gazetecisidir)
    NYTimes: http://www.poynter.org/content/content_view.asp?id=157136
    (gazeteye yazmayacaklarını yazmamalılar, FB arkadaş seçiminde dikkat: politika muhabiri hem Obama, hem Cain sayfalarına katılmalı)
    Wall Street Journal: http://beatblogging.org/2009/05/14/wsj-looks-to-the-past-for-new-social-media-policy/
    AP: http://www.wired.com/images_blogs/threatlevel/2009/06/apsocialnetworkingpolicy.pdf (FB, twitter’a katılmaları teşvik ediliyor, AP çalışanları olduklarını belirtmeleri gerekiyor, dahili bilgiler vermeleri yasak, politik yorumlar veya tartışmalı konulardan uzak durmaları tavsiye ediliyor.)
    Bloomberg: http://www.businessinsider.com/bloomberg-lps-insane-twitter-rules-for-employees-2009-5

  3. 3Abdullah Özgün said at 16:09 on November 1st, 2009:

    Benim de uzun zamandır rahatsız olduğum bir meseleydi. Bu yüzden köşe yazılarına çok temkinli yaklaşıyorum ve genelde gözüme çarpan birkaç cümle, yazının okunabilir olup olmadığını belirliyor, ona göre devam ediyorum. Bu konuyu dile getirmenize sevindim. Ama aslında bunu blogunuzda değil, gazetenizdeki köşede yazmanızı beklerdim.

  4. 4Burak Özdemir said at 19:08 on November 1st, 2009:

    Son cümle cuk diye oturmuş yerine :).

  5. 5Sık yazmak « Nahnu.Org said at 08:07 on November 23rd, 2009:

    [...] Ser­dar Kuzuloğlu’nun bir yazısı duygu­lara ter­cü­man oldu: Ne kadar sık yaz­malı? “Mecburiyet­ten yaz­mak işkencedir” diyor özetle. Pazartesi, 23 Kas 09 • blog [...]


Leave a Reply