Every day above ground is a good day.

Obezite

Posted: January 29th, 2009 | Author: | Filed under: Genel | Tags: , , , | 25 Comments »

Doktorlar yıllar önce bana eksojen obezite teşhisi koydu. Anlamını bilmiyorum. Obezitenin bir türevi olmalı..

Eric Cartman / South Park

Eric Cartman / South Park

Şişmanlıktan çok çektim. Zayıflıktan kemikleri kırılan bir çocukken verilen ilaçlar yüzünden 8 yaşımda bir anda Eric Cartman halini aldım. Çocukluğum, karşı cinsle birbirimizi keşfettiğimiz delikanlı yıllarım hep utanarak, sıkılarak geçti.

Hayatımda kazandığım birçok yeteneği de bu sayede edindim. Çok cazip bir erkek değildim ama espriliydim. Giydiğim kıyafetler çok yakışmazdı (çünkü şişmanlar için kıyafet bizde üretilmez) ama yine de ilgiyi o süslü, püslü, atletik arkadaşlarımdan kendime çekebilirdim.

Şişmanlık insanın içini ezen bir şeydir. Bilmeyen bilmez. Örneğin zayıf / normal insanlar şişmanları değerlendirirken sağlıkla ilgili konularla değerlendirir. “Zayıflamazsan şeker hastası olursun, kolestrolün yükselir” gibisinden şişmanları zerre kadar ilgilendirmeyen şeyleri anlatır durur.

Şişmanın derdi bu değildir…

Şişman adamın / kadının en büyük derdi kıyafet bulmaktır örneğin. Bir dükkana girip vitrinde gördüğün bir şeyi soramazsın. Bilirsin ki ya bedeni yoktur, ya da giyince sana yakışmaz. “O beden yok” cümlesini duymak insanı bitirir. Pantalon bulursun, kemer bulamazsın, onu bulursun gömlek bulamazsın… Kabinin içinde ter içinde iki yakası bir araya gelmeyen kıyafetlere bakıp utanırsın. Kapıda tezgahtar bekler; hesap sorar. Ne diyeceğini bilemezsin.

Şişmanın derdi etrafındakilerin kilolarına, yağlarına dikilen gözlerdir. Bizde insanların genel anlamda yaşam derinliği olmamasından dolayı genellikle bir şişmanla muhabbet “kilo almışsın / kilo vermişsin” ekseninde sürer gider. Senin için ezilir. Umrunda değildir ama yine de kafana takarsın.

Şişman insan şişmanlığına kızdıkça yemeğe saldırır! Daha da kilo alır, daha üzülür, daha da yer… Böyle sürer gider…

Şişmanın dostu annesi, babasıdır. Onların gözünde hep en güzel sizsinizdir. Asla şişman değilsinizdir. Sizi severler, avuturlar. Üzülürler de belli etmezler. Anne babanızı biraz daha seversiniz için için. Yalan olduğunu bilirsiniz ama yine de güzeldir onları duymak.

Ben zamanında 2 seneye yakın bir diyet yapıp 42 kilo verdim. Şu aralar 12 kilosunu geri aldım. Yine de vereceğim bu sene başlayarak ama uzun bir süredir hayatımda değişen bir şey oldu: bir gün aynaya bakarken kendimi öyle sevdiğimi farkettim. Ben şişmanım. Koca bir göbeğim var. Eee? Ben bu muyum yani?

Özel yaşamımdaki, iş yaşamımdaki, sosyal hayatımdaki sürecime, yaşadığım hayata, sahip olduğum nimetlere bakıp böyle bir şeyi kafaya taktığım için utandım. Ben şişmanım, obezim, yemeyi severim. Sofrayı severim, sofra muhabbetini severim. Şarabı severim, güzel yemekleri bilirim. Bu göbeği ekmekle, patatesle, hamburgerle büyütmedim. Ona çok yatırım yaptım! Ve her gramını da keyifle aldım.

Etrafımda kafayı kilolarına takanlara da bunları anlatıyorum. Bize yansıtılan faşizmin aksine şişman olarak da çok mutlu olabiliyor insan. Çok iyi bir yaşamı, ailesi, çevresi olabiliyor.

Bütün bunları neden mi yazdım?

Bugün farkettim ki işten güçten, oradan oraya, toplantıdan toplantıya koşturmaktan kot pantolonumun ağı yırtılmış. Vakitsizlikten 2 senedir yenisini bile alamamışım. Çok utandım. Gittim yenisini almaya, kaç dükkana girdiysem beden bulamadım. Sonunda birisinde buldum; dünyalar benim oldu!

O sevinçle bunu kutlamak için gittim süpper bir spagetti bolognese ve kırmızı şarap devirdim!

Şişmanlık işte böyle bir şey; Allah başka dert vermesin.

İlgili olabilecek diğer yazılar

  • 07/20/2011 -- Stil mağduru, alışveriş gazisiyim
    Giyinmeyi ve giysi alışverişini bilmeyen bir erkeğin itirafname tutanağı....
  • 12/20/2010 -- Kadınlar ne ister?
    Orta yaş yeni hayatın keşfedildiği ve ne kadar az zaman kaldığının farkedildiği ilginç, tamahkar bir dönem....

Facebook Yorumları

25 Comments on “Obezite”

  1. 1cemal said at 00:25 on January 30th, 2009:

    götür babuş. yarasın.

  2. 2dea demyra said at 00:43 on January 30th, 2009:

    Kiloyu da alabilir miyiz Serdar Bey?
    97 kilo birisi olarak o kıyafet seçme, deneme, kabinden dışarı “bir beden büyüğü olucak sanki ama” diye mırıldanarak çıkmayı çok iyi bilirim. Yıllarca başta kız arkadaşım, tüm çevrem kilo ver dedi ama yemeyi, yemeği seviyorum kardeşim… kime ne?

  3. 3Muge Cerman said at 07:43 on January 30th, 2009:

    Üstadım;
    Saygıyla eğiliyor ve alkışlıyorum. Şişmanların hislerini daha güzel anlatan bir yazı okumadım. Yalnız olmadığımı hissetmek iyi geldi. Sağol, yazdığın ve paylaştığın için.
    Sevgi ile kal…

  4. 4deniz said at 11:38 on January 30th, 2009:

    Birde Calvin Klein erkegi kadını olma hevesi; boyle tahtadan atlar gibi her adele meydanda bir nevi fetiş kültürü.. en boy oranları kilo bilmemne paritesi cetveli şu su bu su, ben yemegi seviyorum yemek kültürünü ve dediginiz gibi muhabbetini seviyorum.

    O nedenle 45 kilo olup tahta peksimetleri yiyenlere anlam veremiyorum. Bırak tadını çıkar hayatın:))

  5. 5Handem said at 12:11 on January 30th, 2009:

    Tüm dediklerinize katılıyorum da… hareket etmek istediğimde dizlerime 1×3 kg bindiği zamaman, ağırlığımı kaldıramamaktan dolayı dans etmemeyi, tennis oynamamayı veya kayak kaymamayı tercih etmeye başlayınca üzülüyorum… 38 bedenlere girmek değil derdim… hayata yetişebilmek, yanımdan geçip gitmesine engel olmak!

  6. 6Fikret YILDIRIM said at 13:50 on January 30th, 2009:

    :))) afiyetler olsun abim, kralsın, başka da bişi demiyorum :)

  7. 7İlkay Turan said at 14:58 on January 30th, 2009:

    Aynı duyguları paylaşıyorum, su içsem nefes alsam yarıyor, fast food alışkanlığım olmamasına rağmen son 2 senede 10-15 kilo almış bir insanım…Ne kadar düzenli ve sağlıklı beslenirsem besleneyim, olmuyor kardeşim! Bazen spor yapmadan aç kalarak vermeye çalışmakla, bazen de egzersiz yapıp istediklerimi yemekle geçip gidiyo bu süreç ve en kötüsü ben kendimi böyle kabul edemedim:)ki bunu daha çok istiyorum. Kendimi böyle sevmeliyim bence, ozaman daha rahat götürücem sütlü nuriyeler,fıstıklı dolama tatlısını…

  8. 8Ömer said at 17:03 on January 30th, 2009:

    Tyler Durden karakteri Fight Club’da der ki “Mesele şişkin görünmekse, sufle de şişkin görünür. Güzellik bir sanat yönetmeninin görünmeni istediği tarz görünmek midir?”

    Maalesef günümüzde güzel insanların yaşama hakkı kilolulardan daha fazla. Daha fazla maaş alıyorlar, istedikleri kadın ve erkeği daha rahat elde ediyorlar. Güzel insanların felaketleri insanları daha derinden etkiliyor:

    “Yazık ne güzelmiş kızcağız”

    En son olimpiyatlarda Çin’in yüksek çıkarları için çarpık dişli şişman kızın yerine daha şirin(!) birinin dudak oynattığı anlaşıldı.

    http://www.radikal.com.tr/Default.aspx?aType=Detay&ArticleID=893374&Date=13.08.2008&CategoryID=79

    Benim garibime giden bir nokta da şu: Eğer bir gözü kör olan engelli bir insanlaysa kimse senin bir gözün kör ve çirkin görünüyor demiyor. Ama kilolu birini görünce dalga geçmekten yüzüne vurmaktan geri kalmıyorlar. Kimse bir kolu olmayan birine özelliğini yüzüne vurmuyor ama kortizon iğneleri, hormonal bozukluklar yüzünden belki de hamilelikten aldığı kiloları veremeyen birini kiloları için uyarabiliyorlar.

  9. 9Ayhan Ayaz said at 01:58 on January 31st, 2009:

    Afiyet olsun serdar abi raki icen öldüde su içen ölmedimi biz seni boyle seviyoruz

  10. 10cengiz said at 02:18 on February 1st, 2009:

    Valla serdar bey helal olsun 1.78 boyunda 110 kilo bir insanım durumumu çok güzel özetlemişsiniz :)
    Şişman insan beğendiği kıyafetin uygun ölçüsünü arama lüksüne sahip değildir çoğu zaman, uygun ölçüsü olan kıyafetler içinden beğendiğini alır. Benim bu konuda favorim LC Waikiki dir. Şişman insanlar düşünülerek kurulmuş bir mağaza olduğunu düşünürüm çoğu zaman. En azından hayal kırıklığı yaşamadan çıktığım nadir yerlerdendir.

  11. 11Deniz Akay said at 12:42 on February 10th, 2009:

    Oldukca icten bir yazi olmus, okurken buyuk keyif aldim, sebebi de muhtemelen yasim ilerledikce kat ciktigim gobegim :)

  12. 12Asım Serdar Sıvakçı said at 00:15 on February 14th, 2009:

    İşte budur. Serdar Bey, benim bir gün haykırırcasına kaleme alacaklarımı siz kaleme almışsınız. Tebrik ve teşekkür ederim. 105 kg. kütlemle mutlu mesut entellektüel yaşantıma devam ediyorum.

  13. 13özgür aydın said at 03:24 on February 25th, 2009:

    birde şöyle düşünmek gerekiyor yazının içinde anlatılanlardan ve kendimden çıkarttıklarımdan ,

    yolda yürüken hayatında ilkkez siyahi birisiyle karşıulaştığınızda ona eşşek gibi bakam hissi uyanmıyor sizde , veya yüzü değişik bir hastalık yüzünden değişmiş insan gördüğünüzde ona farklı bakmıyorsunuz çünkü farklı bakılmanın ne olduğunu biliyor ve insancıl olarak aldırmıyor diğerlerini rahat bırakıyorsunuz bunu kazandırabiliyor olması bile şişmanlığın belki en büyük faydası

    ben kendimden biliyorum dertte etmiyorumki hiç etmedim etmemde zayıflığıda biliyorum şişmanlığıda inan bana şişmanlığın kazandırdığı olgunluğu zayıf olan biri anlayamaz belki bilinçaltı belki istemeyerek olgunlaşan bir tavır ama güzel bişey bu ve ben bunlar üzünden kilo aldığım zamanlardaki bu öğretiler için kendimle mutlu oluyorum

    şişmanlıkla savaşan arkadaşlara uyarı

    zayıflamalısın , yazık güzel kısmış gibi lafları duymak yerine

    benim gibi
    bir insan nasıl olurda bukadar vurdumduymaz olur laflarını duymaya bakın

    ben böyle yapıyorum ,
    beyin , söylem , düşünce ,zerafet ,nezaket ,saygı ötekileştirmemek

    okadar çok özellik varki şişmanlıktan daha önemli olan bunları kullanmak daha mantıklıca

    şuna katılabilirim ama dolapta 50 tane tişört olup sadece 4 tanesini giyebiliyor olmak ve ilerde giyerim bunu veya bunuda hiç giymemiştim demek kötü oluyor bak buna katılırım ama :)

    kalın sağlıcakla .

  14. 14Ümit Kurt said at 16:06 on March 2nd, 2009:

    Geçenlerde Buket Uzuner’in son kitabını okudum. Yolda isimli bu kitabında yedi farklı yol hikayesini anlatmış yazar. Ve bunlardan birisi obez bir kadınla ilgili ilginç bir hikaye. Oradaki bir cümle çok etkilemişti beni.

    “Dünyada çok iri olmasına karşın görünmez olan tek canlı obez insandır!”

    Maalesef gerçek böyle. Maalesef…

    Medyanın, popüler kültürün ve toplumun, farkına varmaksızın bize dayattığı yargıları gene farkına varmaksızın ön yargı haline dönüştürüp, bu ön yargıların süzgecinden geçiriyoruz herkesi ve her şeyi…

    Önemli olan insanın kendisini sevebilmesi. Kendisini sevdikten sonra kilo ve diğer her türlü detay anlamsız hale geliyor. Çevresiyle ve kendisiyle barışık, mutlu bir şekilde yaşamını devam ettiriyor.

  15. 15Obezite said at 18:20 on March 12th, 2009:

    Katılıyorum makale için teşekkürler gayet güzel olmuş :=)

  16. 16Cihangir said at 17:39 on March 24th, 2009:

    Ezik bir cinsel yaşam gerçeği dışında söylediklerinize sonuna kadar katılıyorum. Yine de 32 beden bir kota girmenin verdiği keyfi 1000 krem karamel bile veremez bence o ayrı.

  17. 17Hülya Y. said at 16:58 on April 1st, 2009:

    “Şişmanın dostu annesi, babasıdır.” atasözü olarak dilimize geçmeli!!

  18. 18Caner said at 17:30 on May 11th, 2009:

    Serdar abicim, tencerenin dibini de kemir yarasın. Ben 1.80 boya 55 kiloyum da ne oluyor? Ben de bedenime göre kıyafet bulmakta zorlanıyorum. Sen nasıl şişmanlığını kafana taktıysan ben de o kadar zayıflığımı kafama taktım. Başka derdimiz olmasın abicim. Koy ….. gitsin :) Kal sağlıcakla.

  19. 19isimsiz said at 21:29 on May 23rd, 2009:

    herşey bir yana karşı cinsin önyargılı olması bana çok koyuyo mesela bir örnek verim üniversiteye başlarken iki kız aralarında konuşuyolardı bende kulak misafiri oldum ve diyolardıki hayatımda asla şişman bir erkekle çıkmam diye…işte o an sanki ozamana kadar şişmanlıktan çekmemişim gibi o laf ta suratıma tokat gibi çarpmıştı ve uzun bir süre etkisinden çıkamadım…okadar yıldır ara ara spor yapa yapa zayıflamaya çalışıyorum tabiki biyere kadar artık son nokta yağ aldırma…malesef insan gibi yaşamak için bu şart çünkü biz hayata 1-0 yenik başlıyoruz malesef…kayıp giden mutsuz yıllarımızın süresini uzatmamak için ani ve uzun soluklu kararlar almalı ve uygulamaya başlamalıyız

  20. 20Et Kanlı Gerek, Yiğit Canlı Gerek | Bodytr.com said at 08:59 on May 26th, 2009:

    [...] başlığı altında bir yazı yayınlamış, girin bu yazıyı okuyun; işte bağlantısı: mserdark obezite. Yazı çok keyifli, bir çırpıda okuyacaksanız ve ağzınızda bir tat kalacak, güzel yazılar [...]

  21. 21İlşad ÖZKAN said at 09:00 on May 26th, 2009:

    Serdar Bey,
    Sitenizi bugün keşfettim ve okumaya -çok şükür- pek erinmeyen biri olarak hemen 5-6 yazınızı okudum. Daha sonra benim de ilgi alanım alan sağlıklı yaşamla ilgili bu yazınızı gördüm ve düşüncelerimi paylaşmak istedim. Ancak yazım biraz fazla uzayınca kendi siteme almam gerekti. Göz atmak isterseniz bağlantı adresi aşağıdadır:

    http://www.bodytr.com/2009/05/et-kanli-gerek-yigit-canli-gerek.html

  22. 22emeL said at 14:45 on June 9th, 2009:

    adamım sen ßi harikasınn :D Sismanın Dostu oLmazz ne annesi ne ßaßasıı :D ßiz hayata yenık ßasLadıkk ..

  23. 23Kadınlar ne ister? | M. Serdar Kuzuloğlu said at 02:10 on December 20th, 2010:

    [...] grip, hastalık, ilişkiler, obezite, orta yaş, up in the air | No Comments »TweetBugünkü halime bakınca inanması zor gelebililr ama çocukluğumun bir bölümü zayıflığın en ileri [...]

  24. 24Stil mağduru, alışveriş gazisiyim | M. Serdar Kuzuloğlu said at 14:22 on July 20th, 2011:

    [...] Etiketler: giyim, kıyafet seçimi, moda, obezite | Modify: Edit This | No Comments »TweetKilo meselelerinden dolayı kıyafet alışverişiyle aram hiç olmadı. Giyinmeyi bilmediğimden değil ama kimi zaman [...]

  25. 25ezgi said at 21:36 on July 30th, 2011:

    ne kadar güzel yalın ve doğal anlatmışsınız… bende bu konuyla ilgili yazı yazmaya kalksam bunları yazardım herhalde… içsesimi okur gibi hissettim… bi kaç gündür ciddi bi diyet maratonunda olduğum düşünülürse yazı ilaç gibi geldi… kaleminize sağlık, Şişmanlık işte böyle bir şey; Allah başka dert vermesin. =)


Leave a Reply