Memur çocuğu olmak…
Posted: October 5th, 2009 | Author: MserdarK | Filed under: Kişisel | Tags: aydın uğur, istanbul bilgi üniversitesi, memur, ortadirek, richard reid, üniversite | 85 Comments »Ben memur çocuğuyum.
Bunun ne anlama geldiğini en iyi memur ailesinde büyüyenler bilir. Annemle babam kendi kasabalarından çıkıp gurbet elde, zor şartlarda üniversite okumuş, o sırada tanışıp evlenmiş ve İstanbul’a göç etmiş. Hatta babası namaz kılarken kalp krizinden öldüğü hafta sınavlara giren annem Malatya’daki kasabasında üniversite okuyan ilk kız olmuş.
Bütün bunlara rağmen iyi bir şehirli olmayı başarmışlar. O zamanlar İstanbul ile Anadolu arasındaki fark belki de bu kadar derin değildi, bilemiyorum.
Konuya dönelim.
Memur ailesinde olmak her şeyin önceden tanımlandığı, hayallerin bile sınırlarının gayet belirgin çizildiği bir yapıdır. Eve giren para bellidir. Çıkan da belli olmak zorundadır. Dolayısıyla okuyacağın okuldan yiyeceğin yemeğe, gideceğin tatilden giyeceğin kıyafete kadar her şey üç aşağı beş yukarı bellidir.
Cok iyi bir aileye sahip oldum. Beni mümkün olan en iyi şekilde yetiştirdiler. Bunun için ne sıkıntılara katlandıklarını ancak şimdi anlıyorum. Küçükken rahmetli anneannemle geçirdiğim günlerimde haftada bir kez beni görmeye gelen anne ve babama için için kızdığıma pişmanım. Çünkü geçinebilmek için Cumartesi de dahil gece gündüz çalıştıklarını, bana bakma durumları olmadığını, araba alacak paraları da olmadığını ve anneannemin üç vasıtayla ancak gelinebilen bir yerde oturduıunu bilemedim o küçük aklımla.
Babamın beni ve kardeşimi özel okulda okutabilmek için sabahlara kadar ek iş alıp evde çalıştığını, kalemle yazı yazmaktan ve stresten bugün bile hala şifa bulamadığı parmak yaralarını o çocuk aklımla anlayamadım.
Arkadaşlarımda görüp alması için başının etini yediğim ayakkabıyı alırken babamın kendi delik ayakkabısını gösterdiğini de unutmadım. Her hatırladığımda aynen şu an olduğu gibi gözlerim doluyor.
Özetle; çok fedakarlık ve özveriyle beslenerek büyüdüm. Ama pek çok çocuk gibi bunu anlayamadan, bilemeden ya da anlamayı istemeden; belki gizli bir isyanla…
Memur çocuğu olmak bir tedirginlik halidir Maaşını veren kişinin başarısı senin kaderindir. O batarsa sen de batarsın. Yeniden başlamak da başka bir türevinde yine bir memuriyettir.
Bütün bunlara rağmen mutlu bir ailede yetiştim. Babam ve annem bana birçok şey öğretti. Ellerindeki bütün imkanları ben ve kardeşim için seferber etti. Bizim için kendi hayatlarından birçok şeyi mahrum bıraktılar…
Ama gayet problemli bir eğitim hayatım oldu. Bunda okuma yazmayı çok erken öğrenmiş olmamın da payı olduğunu düşünürüm. Ben evde romanlar, siyasi kitaplar, günlük gazeteler, dergiler ne bulduysam okuyup eritirken okul çağım geldiğinde 2. sınıftan başlamamı isteyen anne babama okul müdürü “bu çocuk sıska, bunu ikinci sınıfta ezerler, yapmayalım” diye reddedince seneler boyu sürecek kabusum da başladı.
Böylece 1. sınıfta annesinden ayrıldığı için salya sümük ağlayan bir dolu çocukla ‘bir sıra simit, bir sıra direk çizelim’ sözcüğüyle başlayan bir işkenceye adım atmış oldum. Bir daha da asla uyum sağlayamadım. Bu uyumsuzluk da yaramazlık olarak yansıdı.
Hep iyi okullarda okumama rağmen okuldan ve ona dair her şeyden nefret ettim. 2 defa ilkokuldan, 2 defa liseden atıldım, sınıfta kaldım, hep bütünlemelerden geçtim, dönemin yarısı disiplin kurulunun verdiği uzaklaştırma cezalarıyla dışarda geçti. Lise son sınıfı okuduğum okuldan mezuniyete 3 gün kala ‘Marmara Bölgesi dışına sürgün’ cezası aldım (İstanbul tarihinde ikinci defa bana verilmiş bu ceza). Sonra araya birilerini koyarak bugün var olmayan ve aklımda kaldığı kadarıyla ‘Bayrampaşa Rıfat Canayakın Lisesi’ olan bir yerden mezun oldum. Binasını bile görmedim, bilmiyorum.
Hiçbir okul yıllığında kaydım bile yok. O kadar uzun süre kalamadım
Ama bilgiye ve sunduklarına her geçen gün daha sıkı sarıldım. Sürekli kendi ilgi alanıma yönelik konularda okudum, öğrenmeye ve kendimi eğitmeye çalıştım. Akranlarım gezip tozarken, eğlenirken ben hep kitaplarıma gömülü bir hayat yaşadım. Hiç de pişman değilim.
Üniversite çağı (böyle bir şey var bizde) geldiğinde senelerce top çevirdim, bir sürü şey yaptım ama bizimkilerin endişeleri yüzünden sonunda mecburen sınava girdim. Çünkü memur ailesinin endişesi çocuğunun bir yerde çalışamamasıdır. Üniversiteye giremezse işsiz kalır, yok olur. Memur ailesi için memuriyet dışındaki seçenekler kumardır, tehlikelidir ve ‘yapılamayacak’ bir şeydir.
O dönem ilk tercihim olan Bilgi Üniversitesi Medya ve İletişim Bölümü’nü kazandım. Üstelik burslu olarak. İşin ilginci o sırada normalde mezun olduğumda kapısına dayanacağım sektörde zaten çalışıyordum. Üstelik gazetede işler iyi gidiyordu. Çocukluk hayalim gerçek olmuştu.
Mecburen gittiğim okuldaysa yine bir sınıf dolusu aylak adam medya hakkında atıp tutuyor, ideal gazetecilik, televizyonculuktan dem vuruyordu. Bugün o insanların hiçbirisini tanımıyorsunuz çünkü medyaya giremediler, girenler de tutunamadılar. Bense buradayım. Gelip benden iş isteyenler bile oldu zamanında…
Üniversiteye dair aklımda kalan sadece iki güzel anı var: sonradan Rektör de olan Bölüm Başkanı Aydın Uğur ve History of Western Culture (Batı Kültürü Tarihi) hocamız Richard Reid… Bunlar eğitim hayatımda çok geç karşıma çıkan iki yüce insandı. Daha önce böyleleri karşıma çıksaydı bugün eğitim hayatım da farklı olurdu mutlaka.
Bir gün sınıfta kendi kendime “ben burada ne yapıyorum?” dedim. (bu sözü başka birçok yerde de dedim, bir başka fırsatta yazarım). Ertesi gün üniversite hayatıma son verdim. Annemin içinin kan ağladığını hatırlıyorum. Vazgeçmeyeceğimi bildikleri için üstelemediler.
Kendimi işime verdim. Çalıştım, çalıştım, çalıştım… Durmadan, uyumadan, hiçbir şey beklemeden. 8 ay maaş bile almadım, vermeseler istemezdim de. Tesadüfen ortaya çıktı maaş almadığım da ilk maaşımı öyle kazandım.
Seneler geçti gitti…
Bugün gazeteciliğe devam etmekle birlikte, Türkiye ölçeğinde internet sektörü içinde büyük sayılabilecek bir şirketin sahibiyim. Koca bir ekiple birçok başarılı işler yapıyoruz. İşe aldığım kimseye eğitimini sormadım. Kendi ideallerinin peşinden koşarak başarıya ulaşılabileceğini kendime ispat ettim. Gerisi çok da önemli değil benim için.
Unutmadan; memuriyet hayatımı da başarıyla ifa ettim. Birçok işte maaşlı çalıştım, hepsinde çok da başarılı oldum.
Ama hepsi bir yana, itiraf edeyim; dünyaya zengin bir ailenin sorumsuz bir çocuğu olarak gelmiş olmayı da çok isterdim doğrusu…
Belki o zaman şimdiki gibi iki çocuğumun ve 16 kişilik ekibimin geleceğini nasıl garanti edeceğim diye her gün sabahlara kadar stres çekmezdim…
Yine de yaşadığım hayattan ve ulaştığım başarılardan çok memnunum. İyi ki bu hayatı yaşadım ve yaşıyorum…
Herkesin de hayallerinin gerçekleşmesini diliyorum her fırsatta…

bende memur çocuguyum… kısıtlı bütçelerde büyümek insanı inanılmaz olgunlaştırıyor.
This comment was originally posted on FriendFeed
saygılar
This comment was originally posted on FriendFeed
Bedeli ödenmiş mutluluklar; ama onların peşini bırakmayan endişeleri ne güzel yazmışsın. Bunun üzerine artık bir "şerefe" demeliyiz be üstad.
This comment was originally posted on FriendFeed
Uğur Hocam ben sana ne diyeyim bak kış geldi biz daha buluşacağız. Haftaya yapalım lütfen artık. Bir e-mail atıyorum.
This comment was originally posted on FriendFeed
ilk ve tek barbie bebeğime 8.sınıfta sahip olmuş bir memur çocuu olarak duygularımın yazıya dökülmüş olduğunu gördüm direk
This comment was originally posted on FriendFeed
Merhaba,
cok güzel bir yazi,dahada güzel bir Anne ve Baba.
Saygilar.
Yusuf
yazının sonundaki itiraf çok hoşuma gitti, samimi geldi bana.
This comment was originally posted on FriendFeed
Örnek alınacak ve herkesin okuması gereken bir yazı olmuş. Kendimden biliyorum da, okurken gözlerim dolacaktı neredeyse. Gerçekten de yazıklarınızın hepsi doğru ve halen yaşanmakta. Sizin hayatınız mutlu sonla bitmiş ve umarım benimkisi de mutlu sonla biter …
Tekrardan elinize sağlık …
"Memur ailesi için memuriyet dışındaki seçenekler kumardır, tehlikelidir ve ‘yapılamayacak’ bir şeydir." genelde böyledir katılıyorum..garanti görülür memuriyet, özel sektör ise yarının belirsizliği…
This comment was originally posted on FriendFeed
sabit kalemle boyanmış parmaklarım geldi aklıma
This comment was originally posted on FriendFeed
valla gazeteciliğiniz için aynı şeyi söyleyemeyeceğim ama çok usta bir PR’cısınız Serdar K. tebrik ediyorum..bir başlık açsanız da gençler tartışsa: gazetecilerin ticaret yapması etik midir, değil midir?
This comment was originally posted on FriendFeed
http://tinyurl.com/yab3n5r – Memur çocuğu olmak… / M. Serdar Kuzuloğlu
This comment was originally posted on Twitter
Yazı cok guzel de Richard Reid’ı hatırlatman başka bi etkiledi beni… Ne kadar verirdi kendini anlattıklarına…
This comment was originally posted on FriendFeed
Ya şimdi hatırladım Selçuk biz senle aynı dönem okuduk değil mi
Vay anasını! Bak seni anmayı unutmuşum…
This comment was originally posted on FriendFeed
Tabi o derste tanıdım ben seni
This comment was originally posted on FriendFeed
Memur çocuğu olmak, küçük yaşta çocukluktan istifa etmektir…
This comment was originally posted on FriendFeed
Memur çocuğu olmak, küçük yaşta çocukluktan istifa etmektir.
This comment was originally posted on FriendFeed
ben de bir memurum :s
This comment was originally posted on FriendFeed
gece gece bir kötü oldum, çok güzel bir yazı olmuş ama
This comment was originally posted on FriendFeed
Bir gün uygun bir zamanı yakalarsam babama bizi yetiştirirken içinde ukte kalan şeyleri sormak, dinlemek isterim. Ve sonrasında da onları ona yaşatabilmek için çabalamak… Anne babanın kıymetini bu kadar geç bilmek ne kadar acı bir şey. Ah ki ah.
This comment was originally posted on FriendFeed
memur çocuğu olmak sobanın yandığı odada tv başında acayip tatlı bi uykudan zorla kaldırılıp soğuk mu soğuk yatakta uyumaya çalışmaktır
This comment was originally posted on FriendFeed
öğretmen çocuğu olmam sebebiyle derinden etkiledi yazdıklarınız,yüreğinize sağlık..”Özetle; çok fedakarlık ve özveriyle beslenerek büyüdüm. Ama pek çok çocuk gibi bunu anlayamadan, bilemeden ya da anlamayı istemeden; belki gizli bir isyanla…”
This comment was originally posted on FriendFeed
Gerçekten anne ve babaların yaptığı fedakarlıklar ve bizler, bizi bize öyle bir hatırlatmış ki bu yazı eski günleri hatırladım. Böyle büyümek işte benimde büyümem ordan oraya tayin olan asker bir babanın küçük oğlu olarak. Bugün ülkemden 2000 km uzakta çalışıyorda olsam bile başarmanın hazzını tatmış olarak dönmek yurda ve ailemin gözlerindeki o ışıltıyı görmek sanırım bugüne kadar yaşadığım zorlukları unutturan tek şey. Çok güzel bir yazı teşekkürler.
This comment was originally posted on FriendFeed
Biz kendi çocuklarımızı nasıl memur çocuğu gibi yetiştireceğiz, ben asıl onu düşünüyorum.
This comment was originally posted on FriendFeed
zor iştir hakikaten…
This comment was originally posted on FriendFeed
Her bloggerin sitesinde bulması gereken cinsten şahane bir otobiyografi olmuş Serdar! Yazını okuyunca "Memur çocuğu olmak" duygusu sanki çok gerilerde kalmış bir duygu gibi geldi bana. 60 ve 70lerin elindekiyle yetinmesini bilen ve o kalıbın içine sığmaya çalışan dürüst memurluk duygusunu terketmiş sanki bugünün anne-babaları. İş dünyaları ve çocuklarının eğitim sistemindeki o vahşi rekabet duygusu, onları hep kestirme yolu kullanan birer makyavelist olmaya zorluyor ve bir kalıbın içine sığmaya çalışmaktansa o kalıbı kırmaya çalışıyorlar. Kendi hesabıma, babamın istediğim oyuncağı alamadığı ve bunun için kahrolduğu o soylu duyguyu, "kestirme yoldan" alınmış en güzel oyuncağın sevincine tercih ederim.
This comment was originally posted on FriendFeed
Her insanın blogunda bulması gereken cinsten şahane bir otobiyografi olmuş Serdar! Yazını okuyunca "Memur çocuğu olmak" duygusu sanki çok gerilerde kalmış bir duygu gibi geldi bana. 60 ve 70lerin elindekiyle yetinmesini bilen ve o kalıbın içine sığmaya çalışan dürüst memurluk duygusunu terketmiş sanki bugünün anne-babaları. İş dünyaları ve çocuklarının eğitim sistemindeki o vahşi rekabet duygusu, onları hep kestirme yolu kullanan birer makyavelist olmaya zorluyor ve bir kalıbın içine sığmaya çalışmaktansa o kalıbı kırmaya çalışıyorlar. Kendi hesabıma, babamın istediğim oyuncağı alamadığı ve bunun için kahrolduğu o soylu duyguyu, "kestirme yoldan" alınmış en güzel oyuncağın sevincine tercih ederim.
This comment was originally posted on FriendFeed
Babam öğretmendi, en azından evde olmadığı zamanlar çantasını açtığımda öyle yazıyordu defterde.Onu göremediğim günler bir hayli çoktu…Öğretmenlik kutsal, gece-gündüz çalışıyordu.En azından ben öyle sanıyordum.Elimi tutup galata’ya balık tutmaya götüremedi hiç, veya bir futbol maçı yapamadık beraber.Bir çok zor şey yaşadım belki.Yaşımı sorsanı 16.Ama kim inanır ki? bu yazı öyle beni etkiledi evet.ama yıllardır kendimi inandırdığım "öğretmenlik kutsal bu yüzden babam gece-gündüz çalışıyor.o yüzden bir şeyler yapamasak da olur" yalanını hatırlamak daha çok etkiledi.elinize, kaleminize sağlık.
This comment was originally posted on FriendFeed
Güzel bir başarı öyküsü denebilir. Fakat hocam okul yaşamınızı haylaz bir öğrenci olarak geçirme nedenizi anlayabilmiş değilim. Sanki kendinize bahane bulmuş gibisiniz. Ama tabiki şu an bulunduğunuz konum ile kıyaslanınca pek de bir önemi kalmıyor sanırsam.
Türkiye’nin sizler gibi insanlara ihtiyacı çok fazla. Umarım daha başarılı işler çıkarır ve bizlerle paylaşırsınız.
Bu hayatın bir çıt daha zorlusu batan esnafın çocuğu olmaktır.
Bir memur olarak bu içten, dokunaklı ve samimi yazınızı buğulu gözlerle okuduğumu belirtmeden geçemeyeceğim. Eline, yüreğine sağlık.
Ne acı ki sizin çocukken anlamakta zorlandığınız şeyleri, bazıları büyüdüğünde de anlamıyor, anlayamıyor. Sizin kadar aileniz de çok şanslıymış bence.
Yüreğinize sağlık =)
This comment was originally posted on FriendFeed
Ne acı ki sizin çocukken anlamakta zorlandığınız şeyleri, bazıları büyüdüğünde de anlamıyor, anlayamıyor. Sizin kadar aileniz de çok şanslıymış bence.
This comment was originally posted on FriendFeed
Üniversiteyi bitirip iş hayatına atılmaya hazırlandığım şu dönemde benim için yol gösterici bir yazı olmuş. Sizin gibi benim gözümde çok başarılı birinin hayat hikayesini dinlemek güzel oldu. Çok teşekkür ederim
This comment was originally posted on FriendFeed
Çok samimi, çok içten, çok sıcak..
This comment was originally posted on FriendFeed
işçi çocuğundan pek farkı yok. Sadece emekli sandığına daha iyi hizmet veriyordu hastaneler. SSK kuyruklarını çok çekmedi memur çocukları. Yoksa herşey aynı belki daha kötü… sözleşmeli çalışmak ve kadrolu çalışmak arasındaki fark örneğin.
This comment was originally posted on FriendFeed
Çok güzel bir yazı olmuş.
Yalnız aklıma birşey takıldı.. Neden özel okul??
Serdar Bey , ben Ankara’lıyım bu dönemler nerdeyse şöyle yaşandı bizde
biraz hüzünlü
http://www.siirdemeti.net/seslisiir/online/dinle.asp?id=880
Ve tabi Zeki Müren’li yıllar, o yıllar
http://www.facebook.com/video/video.php?v=528480182157
Deepnot : Yaşasın sanat
(Gerçi an itibarı ile, TV’de yine Haydar Dümen çıktı ama neyse
memur çocuğu değilim ama
memur çocuklarının annesiyim
bi yerlerde hata yaptığımızın farkındayım da, bu yazıyla daha çok öğrendim…
Çok anlamlı bir yazı ve örnek bir yaşam hikayesi.
Elinize sağlık.
http://tinyurl.com/yab3n5r – Memur çocuğu olmak… / M. Serdar Kuzuloğlu
This comment was originally posted on Twitter
Güzel bir yorum yazmak istedim fakat bize hiç güzel söz kalmamış sayenizde, kaleminize sağlık.
Helal olsun… http://bit.ly/rqtbF
This comment was originally posted on Twitter
+rep, emeğe saygı.
kamyon tepelerinde babadır tayin sebepli; ayın 15′idir; çok okullu az okul arkadaşlılıktır.
This comment was originally posted on FriendFeed
O babaya, anaya şükür ki senin gibi evlat yetiştirmiş, saygılar sevgiler hürmetler onlara ve sana abi.
This comment was originally posted on FriendFeed
muhabbet biraz da küçük emrah tadında ilerlemeye başladı sanki. biz fakirdik ağğğbi. o da bişey mi? biz fasfakirdik.. anam, garibanam, çilekeş anam. yazınızı da tek taraflı bulduğumu belirtmeden geçemiiciim.
This comment was originally posted on FriendFeed
Bu bir blog yazısı. Tabi tek taraflı olacak.
This comment was originally posted on FriendFeed
Lütfen peşi sıra taklitleri çıkmasın, çakma edebiyatlar ve yalandan ajitasyon dolu şişirmelerle hep "bir arttıran" bir mime dönüşmesin. Ne "vur abalıya" ne de "k.ç yalama" tarzı yorumlarla sulandırılmasın. Bu şekilde sıcak, samimi ve yılların tecrübesinden süzülen, içten bir paylaşım olarak yazıldığı gibi kalsın. Bari bunu sulandırmayalım.
This comment was originally posted on FriendFeed
peki
This comment was originally posted on FriendFeed
5 yıllık ilkokul hayatımında 4 okul değiştirip tüm ortaokul ve liseyi yatılı okuyan (ve disiplin kurulundaki hocaların hepsini yakınen tanyan ve ders dışında tiyatro, teknoloji, müzik ne varsa ilgilenip hep 5 ve üzeri bütünleme ile geçen bir öğrenci olarak) bir memur çocuğu olarak bu yazıya ne denebilir ki… Emin olun ki zengin ailenin sorumsuz (ya da sorunsuz) çocuğu olsaydınız bugün ne şirketiniz bu durumda olurdu ne de siz bu tutkuya sahip olurdunuz… Yine de bugün acaba aynı tutkuyu aynı kısıtlı imkanlarla yaşayan çocukların gençlerin yolu nereye çıkacak acaba? Yazı için elinize sağlık demekten başka ne denebilir ki…..:)
rıfat canayakın lisesinde amca oğulları okuyordu ben de o ara esenler yunus emre de okuyordum. o liseye çok giderdim amcaoğlullarına, o eğlenceli günler geldi şimdi aklıma.
Evet repleri unutmayalım beyler, +rep
Ailemde, bildiğim 2 kuşak var benden önce memur olarak hayatlarını dürdürmüş. Ben de şimdi özel sektörde çalışıyorum ama bu da bir tür memuriyet sonunda. Yazıda kendimden çok şey buldum. Eline sağlık.
This comment was originally posted on FriendFeed
yucezerey: Memur çocuğu olmak…: Ben memur çocuğuyum.
Bunun ne anlama geldiğini en iyi memur ailesinde.. http://bit.ly/1P7YdD
This comment was originally posted on Twitter
rahatsiz edecek, yutkunmalari zorlastircak bir eser. okuma firsatini verdigin icin bize tesekkurler.
This comment was originally posted on FriendFeed
sabah sabah işte okuduğum ilk yazıydı,çok anlamlıydı,hayatınızda başarılar diliyorum.
Çok güzel bir yazı olmuş, özellikle -link verdiğiniz- bebeklerinizle ilgili yazınızın sonunda koyduğunuz Nazım Hikmet şiiri ile son darbeyi vuruyorsunuz okuyucuya.
This comment was originally posted on FriendFeed
Memur çocuğu olmak…: Ben memur çocuğuyum.
Bunun ne anlama geldiğini en iyi memur ailesinde büyüyenler bilir. An.. http://bit.ly/1P7YdD
This comment was originally posted on Twitter
Çok güzel bir yazı olmuş.Hüzünlü ama aynı zamanda umut verici.Umarım yaptığınız işlerde başarılarınız devam eder.Belki farkındasınızdır ama yine de söylemekte fayda var.Birçok gence(ben de dahil) örnek birisiniz.
Memur çocuÄu olmak… http://ff.im/-9j4cp
This comment was originally posted on Twitter
Bende iki memurun çocuğu olarak aynı duyguları paylaşıyorum. Kısıtlı bir bütçeyle büyümenin, anne ve babanın akıl almaz fedakarlıkları ile kendi geleceğini kurup ayakları üzerinde durmanın ne demek olduğunu gayet iyi biliyorum. Yüreğinize sağlık…
Ağabey merhabalar,
Üni.deyken “yeter” demek dışında diğer tüm anlattıklarına çok yakın şeyler yaşadım, bir yorumda bulunmayacağım.
Öte yandan Richard Reid hocamızı hatırlattığına da çok sevindim, ben de kendi bölümüm olmasa da onun bir dersini almıştım. Gerçekten çok değerli bir insan, eğitmen olduğu şeklinde duygularımı yad ettim.
Selamlar;
ben de çok beğendim, harika bi yazı.
This comment was originally posted on FriendFeed
Süper bir yazı. Memur çocuğu olmak güzeldir. Hem paranın kıymetini bilmek hem de bir anlamı olmadığını öğrenebilmektir.
Elinize sağlık.
cok basarili bir yazi ve anlamli bir hayat hikayesi olmus. Tebrikler…
This comment was originally posted on FriendFeed
memur çocuğu demek, nüfus cüzdanında üç ayrı ilin yer alması demektir. Doğduğun yer, memleketin ve nüfus cüzdanının verildiği yer.
This comment was originally posted on FriendFeed
memur çocuğuyum… anlıyorum, paylaşıyorum, sevgiyle…
This comment was originally posted on FriendFeed
çok güzel yazmışsınız. bir çok kişi gibi ben de bir memur çocuğuyum. annem öğretmen, babam makina mühendisi idi. nur içinde yatsın.. annem iki kızını da okutmak için büyük çaba sarfetti. hala daha emekli olmadı. o ”delik ayakkabı” kısmını benim babam da, biz de yaşadık. herhalde tüm memur çocuklarının hikayelerinde ”delik ayakkabılar, delik montlar – delikler” ya da eve gelen bir cikolatayla dünyanın en mutlu cocugu olabilmek vardır. açıkcası çok etkilendim yazdıklarınızdan. kücüklügüme gittim bir anda, gözlerim doldu. allah cocuklarınıza ve ailenize bağışlasın sizi. içten bir yazıdır, sulandırma amaçlı değildir
This comment was originally posted on FriendFeed
Müthiş bir yazı yer yer kendimi buldum…
memur çocuğuyum, memurum ve bu zincirin halkasını kırmak için var gücümle çabalıyorum.
Memur çocuğu olmak… – http://shar.es/1AVOa
This comment was originally posted on Twitter
Harika anlatmışsın Serdar Abi şu an düşündüğüm ama karar veremediğim bir kaç konuda sayende kararlarımı verdim. Teşekkürler
mutlaka okunmalı…
This comment was originally posted on FriendFeed
iste bu iste bu..keske herkes bu kadar zeki ve akilli olabilirsee..bravooo.
This comment was originally posted on FriendFeed
[...] M. Serdar Kuzuloğlu – Memur çocuğu olmak “Bugün gazeteciliğe devam etmekle birlikte, Türkiye ölçeğinde internet sektörü içinde büyük sayılabilecek bir şirketin sahibiyim. Koca bir ekiple birçok başarılı işler yapıyoruz. İşe aldığım kimseye eğitimini sormadım. Kendi ideallerinin peşinden koşarak başarıya ulaşılabileceğini kendime ispat ettim. Gerisi çok da önemli değil benim için.” [...]
yazinin hepsini okudum ve gercekten de basariya ulasilmis bi biyografi olmus.kutlarim.
This comment was originally posted on FriendFeed
Memur çocuğu olmak konusunda harika bir yazı, Serdar Kuzuloğlu’ndan. – http://shar.es/axZRS
This comment was originally posted on Twitter
Deneme – http://shar.es/axZVB
This comment was originally posted on Twitter
Merhaba, harika bir yazı olmuş. Gözyaşları içinde okudum. Evet, ben de bir memur çocuğuyum.
[...] en acı günlerinden birini yaşarken bile insanlara yardımcı olmaya çalışan babama baktım. Sonra kafamı çevirdim. Aklıma gelenleri başka bir zaman düşünmek [...]
nasıl olur? benimle aynı şeyleri yaşayıp hissetmiş biri varmış demek dünyada.çok mutlu ve ağlamaklı oldum.
Güzel bir yazı olmuş, memur çocugu olmanın insana kattıklarını güzel ifade etmişsin, fakat eğitim sisteminde tutunamamanı matah birşeymiş gibi anlatman bence pek bir gereksiz olmuş. Ben Serdar Kuzuloğluyum, okul mokul beni bozar tarzın benim pek hosuma gitmedi bunu belirteyim…
iki konu alakasız.. memur cocugu olmak ile okulu bırakıp hayallerinpeşinde koşmak arasında bir bağ yok.
herkes okumadan başarıyı yakalıyamıyor.. yakalıyabilen birkaç örnek ile genelleme yapmak yanlış..
okumayı ve diplomaları küçümsemeylim..
Sizinle cok yakin bir yerde baslamisiz hayata ama cok degisik yerlere gelmisiz sonunda, ama geldigimiz yerler de bir sekilde iyi olmus. Herhalde memur cocugu olmak bir yere kadar iyi bir seymis demek ki.
Yazida ilkokula ikinci siniftan baslamaktan bahsetmissiniz, ki ayni sey benim de basima geldi. Okuma yazmayi 5 yasinda cogunlula annem ve babamin gozetiminin disinda ogrendigimden kalem tutmaya yanlis alismisim, ve hala 30 yasinda bile duzgun tutup yazi yazamiyorum. Ben yine de 1. siniftan basladim, ama cok sikiliyordum okulda onu hatirliyorum. Ikinci siniftayken ogretmenim anneme “bu cocuk gerizekali galiba, bi psikologa goturseniz,” demis. Bakirkoy’e akil hastanesine gittigimizi, cevaplamakta zorlandigim sorular sorduklarini falan hatirliyorum.
Ben de ozel bi ortaokul-lise’ye gittim, ama annemlerin finansal gucluklerinin cok farkindaydim bi sekilde. Cebime 10 bin lira koyarlardi ve haftalarca cebimde gezerdi o para, harcayamazdim bi turlu. Orta 2′deyken bi Nike tisort almisti annem bana dogumgunumde, nasil sevindigimi hatirliyorum. Hala kullaniyorum o tisortu
Yine sizden farkli olarak 20 kusur sene okula devam ettim ben. Iyi bi akademisyen olacagim insallah.
Ama yine de yazinizin en sonunda bahsettiginiz endiseler bende de var. Belki daha guvende hissettigim bir cocukluk gecirseydim herhalde hayatin getirdikleri hakkinda daha az endiseli bir birey olurdum simdi diye dusunuyorum.
Yaziniz ve onu yazdiginiz icin tesekkurler, ve basarilar.