Bir kebapçıda öğrenilen hayat dersleri
Posted: December 9th, 2008 | Author: MserdarK | Filed under: Memleket Halleri | Tags: deniz feneri derneği, diyarbakır, esnaf lokantası, fıkra, hamzaoğulları, hortum, kebap, nuri sesigüzel, yolsuzluk | 6 Comments »Geçenlerde Timur, Şükrü, ben Sofa Otel‘de bir kahvaltı yaptık. Şükrü yetişemediği için Timur ile takıldık. Kahvaltı güzeldi (benim için otel kahvaltısının güzelliği somon fümenin ve çırpma yumurtanın kalitesiyle doğru orantılı, onlar da hiç fena değildi). Sonra Şükrü de katıldı; lounge tarafında bir şeyler içtik ve toplamda eşek yüküyle para bayıldık.
Ardından yürüyerek ofise dönelim derken Şükrü bir ara sokakta başka bir arkadaşıyla keşfettikleri bir mekana götürmek istedi bizi: Hamzaoğulları Kebap ve Döner. Burası kelimenin tam anlamıyla bir esnaf lokantası. Hiçbir iddiası yok, her şey bildiğiniz ve beklediğiniz gibi. Ama lezzetler çok çok iyi ve kalite mükemmele yakın. Sofa Otel’den sonra bile sakil durmadı.
Sipariş vermek için masadaki ikiye katlanmış A4 büyüklüğündeki klasik menüye bakarken kapağında bir fotoğraf dikkatimi çekti. Kurucularının memleketi Diyarbakır’da ilk kuşak babanın 1925 yılında çektirdiği bir fotoğraftı bu. Önce bakalım, sonra üstünde konuşalım:
Şimdiki Diyarbakır’ı görme fırsatınız oldu mu bilemiyorum ama ben söyleyeyim; böyle insanlar yok artık. Fötr şapka, sinekkaydı traş, kılıç ütülü ceket ve gömlek, özenli bıyıklar ve asil duruşlar. Diyarbakır şimdi başka dertlerin içinde; neyse…
Öğrendik ki aslında kebapçı falan değillermiş. Ekonomik bir krizin sonunda bu işe başlamışlar o yıllarda. Sonra iyice kıvırmışlar. İşin başında duran kuşağın tamamı üniversite mezunu. Kalitelerinden ve ilkelerinden de hiç ödün vermemişler. Bunu bir fırsatını bulup uğradığınızda siz de gözlemleyebilirsiniz.
Fıldır fıldır gözlerim o sırada dışarda tanıdık bir isim gördü: Nuri Sesigüzel. Dükkanın hemen önünde demin kasada duran bir adama hararetle bir şeyler anlatıyordu. Sonra içeri girdi.
Benim meraklı bakışlarımı görünce “ne konuştuğumu merak ediyorsun, değil mi?” diye sordu. İştahla evet deyince, “bak bir de sana anlatayım” deyip şu hikayeyi aktardı:
[local /wp-content/uploads/2008/12/nuribeyamca2.flv]
Anlattıktan sonra “aman ha internete falan yükleme” dedi :). Ben de üç gazeteciye denk geldiğini söyleyince “neyse artık o zaman” dedi güldü gitti…








musevinin halkasında donup duruyor video acaip merak ettim, kontrol lütfen :)
İyi bayramlar dilerim
Videonun tamamı yüklenince başa alırsanız takılmadan izleniyor. Bir hata var ama bulamadım. İlk fırsatta düzelteceğim.
Bir de videoyu takılmadan izleyebilseydik. Bazı yerlerde takılıp kalıyor bazende hızlı ileri sarar gibi oluyor. Zar zor da olsa izlemeyi başardım.
Merak ettim Acaba Nuri Sesigüzel gerçekten, Deniz Feneri’nin yaptığı yardımların ekranda gösterilenlerden mi ibaret sanıyor yoksa bu arkadaş ortamında gülmek için yapılan bir espiri mi? Yoksa daha önce Kanal7 de çalışmışlığından dolayı bir bilfiği mi var?
Neye niyet neye kısmet diye buna denir :-)
Sevgili hemşerim serdar ağabeyciğim.Vallahi vidyoyu izleyemedim.İleri sarıp duruyor.Ama merak ta ettim şunu teknosohbet.tv de yayınlasanda ferahlasak.
Esnaf Lokantası öneriniz için teşekkür ederim blogunuzu yeni takip etmeye başladım.Bu arada artık video hiç çalışmıyor aradan çok zaman geçmiş farkındayım ama yenilerseniz sevinirim..