Posted: November 6th, 2008 | Author: MserdarK | Filed under: Memleket Halleri | Tags: maksim gazinosu, otopark, taksim | 4 Comments »Taksim Devlet Sahnesi ile ilgili yazım rekor sayıda okunmuş, Google’dan da bayağı ziyaretçi çekiyor (nedense?). Orada bahsetmiştim; her gün arabamı eski Maksim Gazinosu’na park ediyorum. Orayı yıkıp otopark yapmışlar. Orası da eski Devlet Sahnesi ile birlikte dümdüz edilip alışveriş merkezi + otopark + otel olmak için gün sayıyor. Taksim’in en değerli arazisi olduğuna şüphe yok. Bu iştahı anlayabiliyorum içim parçalansa da.

Maksim'i daire içine aldım. Taksim Meydanı'nın en stratejik noktasında. Hemen yanında da Devlet Sahnesi. Etrafındaki pek çok yerin üstündeki planlar ve yapılan değişiklikler de malum. Bir şeyi engellemek mümkün değil bu ülkede ama en azından bir dönemlerini bilelim. Bu hakkımız hala var (tıklayarak büyütebililrsiniz).
Önce bir zamanların ihtişam ve statü sembolü Maksim’in eski halini hatırlayalım:

Buyrun bu da şimdiki hali:
Julien de heveslenip gidip bir çekim yapmış. Ondaki fotoğraflar biraz daha detaylı.
(YILLAR SONRA BİR EKLEME: İşlem tamam)
İlgili olabilecek diğer yazılar
- 11/04/2008 -- Taksim Devlet Sahnesi ne oldu?
Geçen bir toplantıdan ofise dönerken yıllardır kurt gibi merak ettiğim bir sorunun cevabını buldum. Biliyorsunuz Maksim Gazinosu kapanalı çok oldu. Bir ara hortlatmaya çalıştılar ama yine olmadı. Bitm... - 12/22/2011 -- Otomobilli hayat, oh ne rahat!
Şehir yaşamında konfor ve nimetin tanımını yeniden sorgulamamız gerekebilir. Özellikle otomobil konusunda!... - 12/28/2008 -- Devlet halkından korkunca
Mutfakta çalışan yardımcı ve şişmanlatıcı kadınımız babasının emekli maaşını almaya devam edebilmek için sigortasız çalışmak istediğini söyledi. Ben de sigortasız kimse çalıştırmak istemediğim için re... - 11/15/2008 -- 10 Kasım’a dair
Atatürk'ün ölüm yıldönümünde saat 9'a doğru otomobilimin gömüldüğü trafik içinde radyoda konuşulanları dinliyordum. Kanallar arasında dolanırken yanlış hatırlamıyorsam Radyo Tatlıses'te (İbo'nun kurdu... - 11/01/2008 -- Acıbademin en dayanılmaz şekli
Bizim MYK küçük bir alana yayılıyor. Bir odamız stüdyo diğeri de ofis kısmı. Benle birlikte 9 sabit personel olduğundan metrekareye düşen insan sayısı hayli fazla. Yer konusunun sıkıntısını benim masa... - 10/28/2008 -- İstanbul’da otomobil sahibi olmak
Birkaç yıldır otomobilin bu şehirde nimet mi külfet mi olduğuna dair ciddi sorgulamalar içindeyim. Her Pazartesi 10:00'da MYK'da genel bir ekip toplantımız var. Bu sabah 08:45'te çıktığım yolda, 19 km... - 10/23/2008 -- Kariyer mahrumu Ekber Amca
Bizim küçük güzel dükkanımız Taksim Sıraselviler Caddesi'ni kesen bir sokakta. Dolayısıyla her sabah/akşam bayağı şenlikli bir güzergah kullanıyorum. Burada bazı sabit insanlar var. O hengamenin içind... - 10/23/2008 -- Atatürk’e yaklaşmak tehlikeli ve yasaktır
Atatürk'ü sevmeyen bir kesim olduğu malum. Zararı da yok. Yani kavrama, anlamına ve etkisine zararı yok ama bazen heykellerine, büstlerine zararı olduğu oluyor. Bu yüzden midir nedir bilmiyorum ama be...
Tesekkür ederim, Serdar :)
Fahrettin Aslan bir dönem tekrar canlandırmaya çalışmıştı Maksim’i. Hatta assolist olarak Petek Dinçöz vardı ama pek talep görmedi heraldeki uzun soluklu olmadı.
Bir zaman en büyük kabadayılarının gelip en ön tarafa oturup rakı içtiği yer vay be maksim simdi yıkılıp gitmissin ne adamlar gordu ne insanlar öldü en hızlı zamanları 1960 1980 arasıdır
yazık diyorum orada yıllar var hayaller var gecmısın acı tatlı birsürü hatırası var yüzlerce insanın izleri bir adı var.1961 de mertlik vardı şimdi ise menfaat…