You gotta make the money first. Then when you get the money, you get the power. Then when you get the power, then you get the women.

Köprüden önceki son çıkış: Nokia N9

Posted: October 24th, 2011 | Author: | Filed under: Donanım | Tags: , , , , , , , , | 7 Comments »

Cep telefonu pazarında uzun yıllar en sağlam kale sektörün lideri Nokia’nındı. Öncülük ettiği Symbian işletim sistemi platformu o dönemdeki bazı girişimleriyle neredeyse bugünkü Google Android gibi farklı markaların ortak platformu haline gelecekti. Ama markalar lideri daha da güçlendirmek istemedi, Nokia da liderlik kibriyle soğuk davrandı ve o tren kaçtı.

Köprüden önceki son çıkış: Nokia N9Blackberry, Apple, Android gibi rakipleriyle karşılaştırıldığında Symbian hala en yaygın işletim sistemi platformu ancak bu eriyen bir buzulun heybetinden öte bir şey değil.

Nokia girdiği bunalımda (hala kibrini koruyan) safraları döküp, tarihinde ilk defa Finlandiyalı olmayan birini başa getirdi. Uğruna çok çaba verdiği Symbian’ı ise sessizce ölüme terk etti. Ama bunu engellemek için hiçbir şey yapmadı dersek de yalan olur. Şimdiki ortağı Microsoft. Yani cep telefonu dünyasında senelerdir dikiş tutturamamış dev.

Yeni stratejilerinde Windows’un cep telefonu versiyonuyla Nokia’nın arayüz ve dış form tasarım yeteneğini birleştirerek Samsung, HTC ve Apple rekabetini göğüslemek, eski güzel günlere dönmek var.

İşleri kolay değil.

İki farklı firma, iki farklı kültür ve denenmemiş bir birliktelikte ortaya bir şeyler çıkartmak zorundalar. Çuvallama durumunda Nokia için tehlike çanları çalacak. Microsoft’un böbürlenecek başka şeyleri var nasıl olsa. Nokia’nın yok.

Son çeyrek raporuna göre Nokia akıllı telefon pazarında yüzde 38 satış düşüşü yaşadı. Gelirindeki kayıp yıl bazlı yüzde 13. Bunda ortalama (Nokia) telefon satış fiyatının 89 dolardan 70 dolara düşmesinin payını da unutmayalım. Dönem bilançosu markanın son üç ayda 68 milyon avro zarar ettiğini gösteriyor.

Diğer yandan uzun vadeli stratejide yine de ışık var. Kişisel gözlemime göre Windows Phone da oldukça vaatkar. Bir LG E-900 ile yaptığım uzun süreli deneme sürüşünden oldukça memnun kaldığımısöylemeliyim. Nokia etkisi çok daha cazip şeyler ortaya çıkaracaktır. Android’e geçseler sıradan bir marka olarak kalacaklardı oysa.

İşin bu taraflarıyla ilgili yazılabilecek çok şey var. Ama bu yazının konusu, başlıkta da gördüğünüz gibi başka. Konuya geçelim.

Read the rest of this entry »


(Kafesteki) kuşlar kadar özgürüz

Posted: October 13th, 2011 | Author: | Filed under: Yazılım | Tags: , , , , , , | 9 Comments »

Cloud; ya da Türkiye’de kullandığımız ismiyle ‘bulut bilişim’ yükselen trendlerden.

Doksanlı yıllarda Sun’ın İcra Kurulu Başkanı Scott McNealy’nin ısrarla savunduğu (gerçi dereden çok sular aktı ama) ‘Network is the computer‘ (ağ, bilgisayardır) kavramı ezeli rakibi Microsoft’taki halefi Bill Gates tarafından alay konusu edilip duruyordu.

Sun, yeteri kadar hızlı bir internet altyapısıyla bilgisayar platformlarının önemsiz hale geleceğini iddia ediyordu. Java gibi bir yapı üstünde çalışan sistemler her şeyi internet üstünde çalıştıracaktı. Aynen şu anki Gmail, Youtube, Google Docs gibi hizmetlerde olduğu gibi.

Read the rest of this entry »


Sanal Alem Podcast: 3. Bölüm

Posted: February 3rd, 2011 | Author: | Filed under: Podcast | Tags: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , | 2 Comments »
Sanal Alem Podcast: 3. Bölüm

Üçüncü bölümün konu başlıkları şöyle:

  • Mısır’daki internet kesintisi bilişim dünyasında dış kaynak kullanımında soru işaretleri yarattı.
  • Ocak ayı geldi, internet ve teknoloji şirketleri bilançoları ve yeni yıl hedeflerini açıkladı. Kimler kazandı, kimler kaybetti? Çanlar kimin için çalıyor?
  • Gmail yeni reklam modelini deniyor.
  • Samsung 2 milyon tablet sattı.
  • Zuckerberg ya yeni hayaller peşinde ya da sayfası hack edildi.
  • Dell’in yeni girişimi: kişiye özel telefon.
  • LG 3 boyutlu bir cep telefonu tanıttı
  • 2011’de çıkaracağı tabletleri tanıtan Lenovo’nun yeni bir hedefi daha var: cep telefonu!

Haftanın sitesi: Google Image Ripper

Sanal Alem podcast yayınına abone olmak için: RSS / iTunes

İyi dinlemeler!


Web uygulamaları LEGO’ya dönüşebilir mi?

Posted: January 30th, 2011 | Author: | Filed under: Web Dünyası | Tags: , , , , , , , , , , , , | 7 Comments »

Eğer bir web hizmeti yaratma süreci doksanlı yıllardaki gibi kalsaydı, emin olun bugün internet bunun dörtte biri kadar bile gelişemezdi. Bugün aşağı yukarı ne yapmak isterseniz hazır çözüm sunan bir kaynak / hizmet var.

Web uygulamaları LEGOya dönüşebilir mi?Kişisel ya da kurumsal bir sayfa mı hazırlayacaksınız, basit ya da ayrıntılı bir blog mu açacaksınız, fotoğraf galerisi mi kuracaksınız, şarkılarınızı mı paylaşacaksınız, sevdiğiniz şarkılardan oluşan bir müzik sitesi mi istiyorsunuz, video blogu mu yapacaksınız; hiç sorun değil. Aklınıza gelene yönelik çözümü bulmanız için biraz arama yapmanız yeterli. Üstelik bütün bu parçaları başka bir siteye taşımak ya da hepsini bir başka yerde birleştirmek çocuk oyuncağı.

Yaptığınız işi kod yazma aşkı değil de bir şeyi ortaya çıkartma heyecanı olarak tanımlıyorsanız buyrun devam edelim.

Read the rest of this entry »


Sanal Alem Podcast: 1. Bölüm

Posted: January 28th, 2011 | Author: | Filed under: Podcast | Tags: , , , , , , , , , , , , , , , , | 7 Comments »
Sanal Alem Podcast: 1. Bölüm

Bir gece vakti daha kendime iş çıkardım ve bir süredir aklımda olan teknoloji podcastinin ilk bölümünü kaydettim. Montajıyla birlikte 4 saatten fazla vaktimi aldı. Umarım devamını getirecek enerji ve zamanı bulabilirim. Hedefim her hafta yeni bir bölüm hazırlamak. İlk bölüm olduğu için jingle seçimleri ve kurgusu epey el aldı.

(iPod, iPad ve iPhone’a özel hazırladım ancak hemen her cihazdan takip edebilirsiniz)

Bir de acı haber vereyim; bu kadar emeğin sonucu yaptığım kaydın orijinali uçup gitti. Çıkışı düşük kalitede aldığım için seste epey bozulma olduğunu ancak farkettim. Oysa çok kaliteli bir kayıt almıştım. Ne yazık ki bu hafif kayıplı ve cızırtılı başlangıçla koşuya başladık. Allah sonumuzu hayır etsin.

Ve Murphy seni eşekler depsin!

Bu bölümde:
  • Google ve Apple’da devir teslim
  • Tunus ayaklanması Mısır’a sıçradı
  • Haftanın sitesi: Convert.Files
  • Samsung Galaxy S yenileyor.
  • Ordu sosyalleşmeye temkinli yaklaşıyor.
  • Siber Güvenlik Tatbikatı yapıldı.
  • Fizy satılıyor mu?
  • Sony PSP’nin ikinci sürümü tanıtıldı.

Sanal Alem podcast yayınına abone olmak için: RSSiTunes

Yapıcı eleştirilerinizi eksik etmeyin.


Paylaşım vergisi olur mu?

Posted: September 13th, 2009 | Author: | Filed under: Web Dünyası | Tags: , , , , , , , , , , , , , , , | 33 Comments »

Türkiye’de kitap okuma konusuna ne kadar ilgisiz olduğumuz malum. Yine de biraz rakam vereyim, aklınızda biraz daha şekillensin:

Paylaşım vergisi olur mu?

Bu çocuk bizden değil!

  • Türkiye’de 100 kişiden sadece 4,5 kişi kitap okuyor.
  • Japonya’da bir kişiye 25, Fransa’da 7 kitap düşüyor. Türkiye’de 12 bin kişiye 1 kitap düşüyor.
  • Brezilya’da yılda 13 bin kitap basılıyor, bizde 7 bin.
  • Azerbaycan’da kitaplar 100′er binlik dilimlerle baskı yapıyor. Bizdeki baskılar 1.000′erlik dilimlerin. Yani 5. baskı dediğimiz kitap aslında 5 bin basmış oluyor. Orhan Pamuk, Murathan Mungan gibi istisnalar var elbet. Onların baskı adetleri 10′ar binlik.
  • Norveçliler yılda kitaba 137 dolar veriyor. Güney Koreliler ise 45 dolar. Biz 0,45 dolar…
  • Nüfusun sadece yüzde 4′ü dergi okuyor.
  • Satın almasa da nüfusun yüzde 22′si bir şekilde gazete okuyor.
  • Televizyon izleyen nüfus oranı yüzde 94.
  • Öğretmenler arasında kitap okuma alışkanlığı olanların oranı yüzde 33.
  • İnsanlara ihtiyaçları sorulduğunda kitap 235. sırada yer alıyor.
  • Kadınlarımız günde ortalmaa 4,5 saat televizyon izliyor.
  • Genel anlamda eğitim düzeyinin düşük olduğu gruplarda televizyon izleme oranı ve süresi artıyor.
  • MESAM verilerine göre Türkiye’de müziğin yüzde 70′i korsan.
  • 5 yıl önce albümler için 60 milyon bandrol alınırken bu rakam bu sene 6 milyona ulaşamadı.
  • Türkçe hizmet veren ve kapatılan korsan müzik dağıtım site sayısı 160 bine ulaştı.
  • Müzik sektörünün iddia ettiği yıllık zarar 468 milyon dolar.
  • Korsan DVD ve VCD kullanımı müziğin de üstünde bir oranda devam ediyor.

Özetleyecek olursak kitap zaten okumuyoruz, gazete bulursak okuyoruz. Bolca televizyon izliyor, radyo dinliyoruz. Ama şarkı ve filmlere para vermiyoruz. Yapabiliyorsak internetten bedavaya çekiyoruz ya da ucuza korsan alıyoruz.

Peki bu tablo değişebilir mi? Şöyle bir düşünelim.

Read the rest of this entry »


Yaratıcı geliştirme nimetleri

Posted: August 1st, 2009 | Author: | Filed under: Donanım | Tags: , , , , , , | 5 Comments »

Google’ın mobil cihazlara doğru yolculuğunu anlamak mümkün. Elindeki kaynak ve hizmetlerin büyük bir bölümü zaten mobilde daha anlamlı hale geliyor. Bunu ilk farkedip Google’ın kapısını çalan Andy Rubin’e de ne kadar teşekkür etsek az…

Ben ilk Android tabanlı telefonu (HTC G1) Televidyon‘da Kafa Kafaya programından tanıdığınız Burak Bayburtlu sayesinde kurcalama fırsatı buldum (Kendi incelemesini de seyretmenizi tavsiye ederim). Form olarak çok heyecan verici değildi. Apple iPhone’un en hararetli günlerine denk gelmişti ve açıkçası teknoloji camiası dahil kimse pek odaklanamamıştı. Ben de dahil…

Read the rest of this entry »


iPhone alacaklara tavsiyeler

Posted: November 20th, 2008 | Author: | Filed under: Donanım | Tags: , , , , | 30 Comments »

Uzun ama gerekli bir giriş yapacağım; hazır olun.

Kişisel teknoloji ürünleri adı üstünde ‘kişisel’ bir şey olmakla birlikte tüketim alışkanlıkları açısından bakıldığında aslında karar aşamasında ‘kitlesel’ davranılan bir kategori. Yaptığımız seçimlerde asla kişisel kararlarımız doğrultusunda hareket ettiğimizi söyleyemeyiz. 15 seneye yakın bir zamandır gazetelerde, dergilerde, televizyonda, radyoda teknoloji yazan, incelemeler yapan biri olarak bunda tuzum olmadığını söyleyemem. Ama şahsen satın aldığım (satın alma konusuna döneceğiz) hiçbir ürünü bir şeyin etkisinde kalarak almadım.

Teknoloji tüketicisi azınlık olmaktan genellikle korkar. Bir kısım da sürüden ayrılma hıncıyla gölgede sessiz sedasız ilerler. Ama biliriz ki insanlar genelde popülerden yana olmak ister. Tuttuğu takımın bile başa güreşenlerden olmasını ister. Bir futbol takımına gönül verirken bile hissi davranmaktan öte (örneğin Türkiye’de) o bilindik 3-4 takımdan birine yazılır.

Bunun altında yatan biraz da yalnız kalmama dürtüsüdür bence. İstanbul Büyükşehir Belediyespor’u tutmak cesaret ister. Ama Fenerbahçe’yi, Beşiktaş’ı, Galatasaray’ı tutmak kolaydır. Çok da zorlanmazsınız. Fazla sorgulanmazsınız. Ama Belediyespor’da alaycı tavırları göğüslemeniz gerekir. Sizi aptal yerine koyanlar bile olacaktır. (futbolu severim ama herhangi bir takım ile zerre kadar ilgim yoktur bilmiş olun)

Teknoloji de böyledir işte. Herkesin yaptığı şeyleri yapmak istersiniz. Herkesin satın aldığını almak, kullandığını kullanmak istersiniz. Hepsine de bahaneler bulursunuz. Aynen takımınız yenildiğinde, sarpa sardığında evladına toz konduramayan anne-baba gibi olan olaya hiçbir etkisi olmayan eski olayları ısıtıp muhabbete sokarak o hali unutmaya (ve unutturmaya) çalışmak gibi. O sizin takımınızdır ve laf yiyen bir anlamda sizsinizdir.

Dönelim iPhone’a şimdi…

Read the rest of this entry »


Yeni Apple Macbook laboratuvarımızda!

Posted: November 6th, 2008 | Author: | Filed under: Donanım | Tags: , , , , , , | 7 Comments »
Yeni Apple Macbook laboratuvarımızda!

Macbook vs Macbook Air

Bilkom yeni Macbook‘un ellerindeki tek numunesini verdi. Timur ile bir inceleyeceğiz. Ardından bugün elimde görünce resmen saldıran Burak kendi programında Macbook Air ile karşılaştırmak için istedi. Televidyon‘da detaylarını göreceksiniz bolca nasıl olsa. Ama şöyle bir özet:

  • Monoblok tasarım cidden güzel. Hayran bırakıcı.
  • Alet ısınmıyor eski Macbook’lar kadar.
  • Bizdeki modelin geri aydınlatmalı ekranı ve tuşları yok. Tuş sorun değil ama ekranda ciddi fark var.
  • Fiyatı henüz belli değil.
  • Multi-touch destekli touchpad güzel de tıklama tuşunun entegre olması bazen işleri karıştırıyor.
  • Firewire yok ama ne gam?

En tutucu grup: bilgisayar kullanıcıları

Posted: October 27th, 2008 | Author: | Filed under: Genel | Tags: , , , , , , , , , , , , , | 4 Comments »

En tutucu grup: bilgisayar kullanıcılarıBen meraklı bir adamım. Bebekliğim de böyleymiş söylendiği kadarıyla; çocukluğum ve yetişkinliğim de benim bildiğim kadarıyla öyle. Meraklılık çok genel bir huy ama her şeye merak duyanlardan da değildim. Hatta içimde aksi ve muhalif bir taraf genellikle hep popülere ve genel merak alanlarına uzak tuttu beni.

Bu nadir olana tutku da beraberinde yalnızlığı getirdi. Çoğunluğun izlemediği filmler, okumadığı kitaplar, ilgilenmediği hobiler gibi listeler çerçevesinin içinde elde kala kala yalnızlık kalıyor. Üstelik bu alt grubun hepsi muhalif olduğu için kendi aralarında da kaynaşamaz.

Örneğin Yeşilköy Havacılık Müzesi içinde toplanan maketçi heyetinin birbirinden boyama ve yapıştırma tekniklerini nasıl gizlediklerini dün gibi hatırlatım (hala da toplanırlar keşke bir gidip görseniz). Size komik gelebilir ama bir de gidip orada seyredin; sanki Coca Cola formülü.

Read the rest of this entry »