You need people like me. You need people like me so you can point your fuckin' fingers and say, "That's the bad guy."

Uzakdoğu mutfağına giriş ve suşi

Posted: December 11th, 2008 | Author: MserdarK | Filed under: Genel | Tags: , , , , , , , , , , , , , , , , | 4 Comments »

1992 yılında yarı resmi bir görev için Japonya’ya gittim ve uzun denilebilecek bir süre orada bulunma fırsatını yakaladım. Üstelik otelde de kalmadım, iki farklı Japon ailesinin yanında geçirdim o süreyi.

Gitmeden önce kafama en çok takılan şey anca filmlerde gördüğüm o çubuklarla yenilen yemeklerdi (Çince: kuai-zi, Japonca: haşi, İngilizce: chopstick, Türkçe: çubuk. Bizde nedense İngilizcesini tercih ediyorlar. Çubuk demek çok mu zor, az mı havalı?). Japonlarla Çinlilerin böcek yediklerini duymuştum o zamanlar bir yerlerden; ‘ben ne yaparım oralarda ne yerim’ diye hayıflanıp duruyordum.

O zamanlar İstanbul’da (benim bildiğim) hiç Japon restoranı yoktu. Taksim Gümüşsuyu’nda şimdi kapanan tek bir Çin restoranı vardı. Ama o dönemler benim gelirimle asla deneyemeyeceğim kadar pahalı olduğu için tadamamıştım.

Japon restoranında bir sergi

Japon restoranında bir sergi

Japonya’ya vardığım İlk gün acaip bir olay yaşayınca yemekle ilgili iyice soğudum (başka bir zaman o anıları topluca anlatırım; cidden komik şeyler yaşadım). Ama iki üç hafta sonra direncimi kırıp denemeye başladım. Hayatıma hala hakim olan Uzakdoğu mutfağı kavramını da böylece tanımış oldum.

Aradan geçen 16 yıl boyunca bu konuda epey piştim. Japon mutfağı başta olmak üzere, Çin’in dört farklı bölgesini, Kore ve Tayland mutfağını gerek Türkiye’de gerekse kendi topraklarında deneme fırsatı buldum.

Köpek eti, at eti, domuz kanı, tavuk bacağı, kara böcekleri, deniz böcekleri, hayvan cinsel organları (al işte bir öykü daha) dahil olmak üzere birçoğunun duyunca bile tüylerini diken şeyler denedim. Az lezzetli olan ve bir daha yemek için can atmayacağım iki şey köpek eti ve maymun beyniydi. Ama lezzetsiz de değillerdi.

Konuyla ilgili bilgisi olmayanlar için Türkçe neredeyse hiçbir kaynağın olmadığını gördüm. Belki de bir yazıyla bir katkı da ben yapabilirim dedim. Amacım züppelik, caka satmak değil yani; baştan söyleyeyim.

İşte başlıyoruz…

Read the rest of this entry »


Muji artık İstanbul’da

Posted: November 3rd, 2008 | Author: MserdarK | Filed under: Genel | Tags: , , , , | 3 Comments »

Uzun zamandır beklediğim Muji, İstanbul’da açıldı. Bu vesileyle birkaç satır yazayım dedim.

Muji / İstanbul - Nişantaşı

Muji / İstanbul - Nişantaşı (Fotoğraf: Julien Aksoy)

Japon tarzına aşina olmayanlar için Muji oldukça iyi bir başlangıç noktası. Sade, minimalist, doğaya saygılı, geri dönüştürülebilir ve markasız ürünler konusunda Japonya’dan çıkıp birçok ülkeye yayılmış bir tasarım şirketi. Markanın kökeni Japonca’da ‘markası olmayan’ anlamına gelen Mujirushi Ryōhin kelimelerinden geliyor.

Sitesinde de değindiği gibi moda için değil, marka olmak için değil, gerekli olduğu için ve yeterli olduğu kadarıyla üretiyor.

Read the rest of this entry »