Lesson number one: Don't underestimate the other guy's greed! Lesson number two: Don't get high on your own supply.

İnternet çağında mahremiyet

Posted: April 18th, 2012 | Author: | Filed under: Web Dünyası | Tags: , , | 11 Comments »

İnternetin insanları asosyal yaptığına yönelik tartışmalar aynen ‘mankenden oyuncu olur mu?’ başlıklı emsali gibi azalarak bitti. Bin beş yüzüncü defa gördük ki bazı konular tartışılarak çözülmüyor; akışına bırakmak gerekiyor. Hatta ‘bırakmak’ bile çok iddialı bir tanım. Bu gibi kitlesel ve hızlı dönüşümlerde daha çok kendimizi ‘akışa bırakıyor’ ve şekil alıyoruz.

Ne kadar kullandığımızla doğru orantılı olarak sosyal medyanın bizi hayallerin ötesinde sosyalleştirdiği ortada. Bundan kimsenin şüphesi kalmadı. Şimdi yeni bir konumuz var: ‘mahremiyet’ (ya da TDK’nın Türkçe karşılığıyla ‘gizlilik’).

Bu yazıda kendi başıma gelen üç örnekten yola çıkacağım. Amacım mahremiyet ekseninde masum, iyi niyetli paylaşımlar ve karşılığında yine aynı masumiyet ve iyi niyetteki mesajlaşmalardan örnekler vererek bir çıkarım yapmak. Ulaşmak istediğim noktaysa hayatımızın kötü niyetli ellerde bir anda hangi noktalara gelebileceğini düşünmek.

Üstelik sadece sosyal medyayı kullanarak.

Read the rest of this entry »


Yaşamın en doğal formu: anonimlik

Posted: February 13th, 2010 | Author: | Filed under: Web Dünyası | Tags: , , , , , | 10 Comments »

Yaşamın en doğal formu: anonimlik

Öncelikle bu yazının sebebinin internette üyesi olduğum paylaşım (ve bir şekilde tartışma) platformlarından birinde uzun zamandır aklımda olan bir konuyu yazmamın ardından ortaya çıkan fikirler olduğunu belirtmem gerek. Öncelikle oradaki kısa metni buraya da aynen kopyalayayım:

Kendi kimliğimle dile getiremediğim fikirleri takma isimlerle seslendirmek bana enerji kaybı gibi geliyor. Benim için sözler, fikirler, düşünen ve dillendirenle özdeş. Ona göre değer kazanıyor ya da kaybediyor. Lakap olayı her ne kadar internetin adabında olsa da bana hep kaçak güreş, yalancı pehlivanlık gibi geliyor. Ben böyleyim, evvveeet! Tehlikeli fikirleri varsa bunun adına yanmayı göze almalı insan. Gerekirse ezilmeyi, itilip kakılmayı, dışlanmayı… (Tartışacaksanız yazdıklarımı sakince bir okuyun. Ve bunu bir troll olarak algılamayın lütfen)

İnternetin bilinçaltımızı, toplumsal yaşamın iş, aile, çevre ve benzeri bütün baskılarından dolayı derinlere gömdüğümüz kimliklerimizi yaşayabilmek, kimi zaman da dışa vurabilmek, benzerlerimizi bularak genel baskıların bize yapıştırdığı yaftalardan arınıp normalleşmek adına benzersiz fırsat sağladığı kesin.

Bu halin genel tanımı olan ‘anonim olma’ kavramını Türk Dil Kurumu sözlüğü şöyle tanımlıyor:

Adı sanı bilinmeyen. (Örnek “Ah bir anonim olmak, kalabalık içine karışıp kaybolmak tadına kavuşabilseydik.”- F. R. Atay.)
Çok ortaklı.
Edebiyatta:  Yazanı, yapanı, söyleyeni bilinmeyen, laedri.
Read the rest of this entry »