Lesson number one: Don't underestimate the other guy's greed! Lesson number two: Don't get high on your own supply.

(Kafesteki) kuşlar kadar özgürüz

Posted: October 13th, 2011 | Author: | Filed under: Yazılım | Tags: , , , , , , | 9 Comments »

Cloud; ya da Türkiye’de kullandığımız ismiyle ‘bulut bilişim’ yükselen trendlerden.

Doksanlı yıllarda Sun’ın İcra Kurulu Başkanı Scott McNealy’nin ısrarla savunduğu (gerçi dereden çok sular aktı ama) ‘Network is the computer‘ (ağ, bilgisayardır) kavramı ezeli rakibi Microsoft’taki halefi Bill Gates tarafından alay konusu edilip duruyordu.

Sun, yeteri kadar hızlı bir internet altyapısıyla bilgisayar platformlarının önemsiz hale geleceğini iddia ediyordu. Java gibi bir yapı üstünde çalışan sistemler her şeyi internet üstünde çalıştıracaktı. Aynen şu anki Gmail, Youtube, Google Docs gibi hizmetlerde olduğu gibi.

Read the rest of this entry »


TA ya da Traffic Announcement

Posted: June 7th, 2009 | Author: | Filed under: Donanım | Tags: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , | 5 Comments »

Küçüklüğüm evimizin altındaki taksi durağında, devasa Amerikan arabalarının içinde geçti. Taksimetre denen şeyin sağ tekerleğin üstüne doğru kaputun üstünde yer aldığı, analog rakamlardan oluştuğu yıllardı.

Aşağıdaki resimlere tıklayarak daha iyi görebilirsiniz.

Diğer bir ilgi alanım da elektrikli / elektronik eşyalardı. O zaman bu kategoriye giren sadece siyah-beyaz televizyon, Almanya’dan teyzemin yolladığı kaset teyp kaydedici ve dev dolaplı, pikap-radyo vardı.

Televizyonun içini açmama izin vermezlerdi. Ama radyo benim oyun alanımdı. Arkasındaki vidaları söker içindeki dev bobinlere, kondansatörlere, dirençlere bakar kurcalar dururdum. Elektrik çarpması denen şeyin ne olduğunu da o sayede öğrendim.

Read the rest of this entry »


En tutucu grup: bilgisayar kullanıcıları

Posted: October 27th, 2008 | Author: | Filed under: Genel | Tags: , , , , , , , , , , , , , | 4 Comments »

En tutucu grup: bilgisayar kullanıcılarıBen meraklı bir adamım. Bebekliğim de böyleymiş söylendiği kadarıyla; çocukluğum ve yetişkinliğim de benim bildiğim kadarıyla öyle. Meraklılık çok genel bir huy ama her şeye merak duyanlardan da değildim. Hatta içimde aksi ve muhalif bir taraf genellikle hep popülere ve genel merak alanlarına uzak tuttu beni.

Bu nadir olana tutku da beraberinde yalnızlığı getirdi. Çoğunluğun izlemediği filmler, okumadığı kitaplar, ilgilenmediği hobiler gibi listeler çerçevesinin içinde elde kala kala yalnızlık kalıyor. Üstelik bu alt grubun hepsi muhalif olduğu için kendi aralarında da kaynaşamaz.

Örneğin Yeşilköy Havacılık Müzesi içinde toplanan maketçi heyetinin birbirinden boyama ve yapıştırma tekniklerini nasıl gizlediklerini dün gibi hatırlatım (hala da toplanırlar keşke bir gidip görseniz). Size komik gelebilir ama bir de gidip orada seyredin; sanki Coca Cola formülü.

Read the rest of this entry »