Posted: January 25th, 2009 | Author: MserdarK | Filed under: Genel | Tags: lost, podcast | 11 Comments »

Lost heyeti bir arada.
Ben hayatımda dizi seyretmedim. Yani bu digiturk ve cnbc-e devrinde izlenen gibisinden. Seyrettiğimi hatırladığım şeyler Dallas, MacGayver, Knight Rider, Twin Peaks (İkiz Tepeler), Visitors (Ziyaretçiler) ve Battlestar Galactica idi.
O devirden sonra ne yerli, ne yabancı hiçbir şey izlemedim. Kimileri inanmıyor ama bin beşyüz sene süren Bizimkiler dizisinden ya da Kurtlar Vadisi’nden bir bölüm bile izlemedim. Bir şey kaçırdığımı da sanmıyorum.
Bir gün eşim Lost diye yeni bir dizi başlayacağını ve çok güzel bir şey olduğunu söyledi. Digiturk’te açtı. Ben de söylene sıkıla karşısına geçtim. Daha ilk dakikadan beni sardı. Bölüm bittiğinde kalakaldım. Hemen internete sarıldım nedir bu diye. Baktım ABD’de dizinin ilk sezonu bitmiş bile. Hepsini çektim oturup izlemeye başladık. Saatlerce, sabahlara dek…
Read the rest of this entry »
Posted: November 14th, 2008 | Author: MserdarK | Filed under: Web Dünyası | Tags: mrss, podcast, teknosohbet, televidyon | 3 Comments »
Bir gün burada televidyon‘un hikayesini sizlerle baştan sona paylaşmayı çok isterim. Niyet neydi, ne oldu akıbet meselesinin hafızamdaki en belirgin örneği. Teknosohbet macerasından doğup senesi bile dolmadan aldığı yola bakınca çektiğimiz emekleri helal ediyorum.
Uzun süredir aklımda yayınları web dışındaki ortamlara da aktarabilmek vardı. Böylece insanlar televidyon yayınlarını web sitesine uğramadan da tüketebilecekti. Bunun da yolu RSS beslememizi MRSS‘e çevirmekti. Bu sayede beslemenin içinde genel bir formatta (biz mp4 formatını tercih ettik) bölümlerin kendi dosyaları da olacaktı. Ama kafamı kurcalayan, bizim stratejimizi bozacak birçok konu da vardı. Sıralamak gerekirse
Read the rest of this entry »
Posted: October 23rd, 2008 | Author: MserdarK | Filed under: Genel | Tags: podcast, televidyon | 4 Comments »
Podcast kavramını bir şekilde daha Adam Curry ile Dave Winer aralarında tartışırken duymuş ve dahil olmuştum. Yani işin standartlarının konulma aşamasını bile bilirim. Biraz da bunun etkisiyle olsa gerek
Türkiye’nin ilk podcastini NTV radyodaki programımla başlatmıştım (kopyaları hala duruyor). iTunes üstünden bayağı dinlenir bir yayın olmuştu (çünkü ilk dönemde Türkçe başka yayın yoktu!).
Hatta olayın gazına gelip, o dönemin ‘podstarı’ Adam Curry’nin de etkisiyle podcastrehberi.com adresinde bir site açıp konuyla ilgili gelişmeleri toparlamaya çalışmıştım. Site hem olayı anlatıyor, hem de kendi podcastini yapmak isteyenlere yardımcı ücretsiz yazılımlar ve resimlerle adım adım açıklamalar yer alıyordu. Yetmez gibi bir web uygulaması yazmış ve kendi yayının basacaklara işi bayağı kolaylaştırmıştım.
Bunca emek vermeme rağmen Türkiye’nin kullanıcı içeriği (user generated conten) yaratma konusundaki kısırlığı / tembelliği kendini göstermiş ve sadece 2 (yazıyla 2) kişi kendi podcastini yapmıştı. Ardından baktım boş yere emek ve para gidiyor (domain + hosting) kapattım üzüle üzüle.
Ben hala sıkı bir podcast takipçisiyim, Türk webciler de halen o kadar tembel
Ama podcasti yapmak yerine dinleyen / izleyen sayısı her geçen gün artıyor.
Televidyon‘u açarken de amacım her yerde ve her platformda izlenebilen bir yapıydı. Niyeyse bir türlü download edilebilir içerik tarafını ayağa kaldıramamıştık. Ama artık bütün programlarımız RSS enclosure ile birlikte geliyor.
Yani artık her cihazdan televidyon programlarını takip edebilir, çekip saklayabilir, istediğiniz yerde açıp izleyebilirsiniz. iPod, iPhone, Nokia, vs bütün cihaz sahiplerine ve Miro benzeri bütün yazılım kullanıcılarına duyurmuş olayım buradan.
Bug raporlarını da yorumlara alalım.