Posted: December 28th, 2008 | Author: MserdarK | Filed under: Memleket Halleri | Tags: eylem, istiklal caddesi, polis, taksim, yürüyüş | 3 Comments »
Mutfakta çalışan yardımcı ve şişmanlatıcı kadınımız babasının emekli maaşını almaya devam edebilmek için sigortasız çalışmak istediğini söyledi. Ben de sigortasız kimse çalıştırmak istemediğim için reddettim ve ayrılmaya karar verdi. Böylece MYK’nın acayipliklerle dolu kısa tarihine sigortalı çalıştığı için ayrılan biri de eklenmiş oldu!
Bu yüzden bir süredir yemekleri dışarda yiyoruz ve fena halde mutsuzuz.
Geçenlerde yine bir şeyler atıştırmak ve bu fırsatla yeni bir ofis bakınmak için Hasan ve Mustafa ile İstiklal’e çıktık. Ofisimize 20 adım mesafede olmasına rağmen İstiklal Caddesine şu ana kadar (2 yıldır neredeyse) ancak üçüncü defa çıktığımı dehşetle farkettim.
Soğukta yürürken önce karşımıza çıkan insanlar bir anda arttı. Sonra bu karşı akıntı organize bir hale geldi. Uzaktan uzun tahta bacaklı, renkli kostümlü göstericiler belirdi. Gürültü, patırtı derken bir karnavalın ortasına düştük. Bu arada farkettim ki bu gösteri ‘atık pilleri toplama’ eylemiymiş! Boş pilleri çöpe atmayın, özel bir poşete koyun diyorlar. Gayet mantıklı; kabul.
Bakınırken farkettim ki bu eğlenceli gösteriyi sırf benim gözümle seçebildiğim 8-10 sivil polis (kimbilir toplamda kaç kişilerdi) en az 20 üniformalı polis, ikisi sivil olmak üzere 4 polis aracı takip ediyor.
Atık pil ile ilgili bir gösteride ne bekleniyor olabilir? Ve biz neden böylesine tepki-fobik bir toplum olduk? Artık bizde eylem, gösteri denince akla gelen aşağıdaki gibi kareler akla geliyor.

1 Mayıs gösterilerinden bir muharebe...
Oysa her toplumun protesto hakkı vardır, bağırır, çağırır, dağılır… Yoksa böyle her höt diyenin kafasına indirmeye başladın mı, bir tutar, iki tutar…
Posted: December 10th, 2008 | Author: MserdarK | Filed under: Memleket Halleri | Tags: ali kuzuloğlu, bakırköy, gür pasajı, komando, mercan, polis, üniforma, zeynep kuzuloğlu | 2 Comments »
Geçen gün eşimle bizim ikizlere (Hasan Yalçın‘ın deyimiyle Jedi Padawan’lara) mama sandalyesi almak için (pek Jedi jargonuna uymadı ama…) Bakırköy’deki Gür Pasajı’na gittik. Buraya ortaokul yıllarında defalarca girmiş olmalıyım; hiçbir zaman alt katına inmek aklıma gelmemişti. Meğer ayrı bir dünyaymış…
Read the rest of this entry »
Posted: October 23rd, 2008 | Author: MserdarK | Filed under: Memleket Halleri | Tags: atatürk, cumuriyet anıtı, güvenlik, polis, taksim | 6 Comments »
Atatürk’ü sevmeyen bir kesim olduğu malum. Zararı da yok. Yani kavrama, anlamına ve etkisine zararı yok ama bazen heykellerine, büstlerine zararı olduğu oluyor. Bu yüzden midir nedir bilmiyorum ama benim gözlemlediğim kadarıyla hayli uzun bir süredir Taksim’deki meşhur anıta yaklaşmak yasak.
Etrafındaki 4 giriş polis barikatıyla kapanmış durumda. Yetmezmiş gibi her birinde nöbetçi polisler var. hatta bir tane de araç bekliyor kordonun içinde.

Bu ayıp bize yeter mi?
Oysa ki çoğu İstanbullu’nun yanından defalarca geçtiği o anıt Cumhuriyet adına çok önemli bir eser. İçinde bir sürü sembol ve anlam yüklü (bu yazıyı sabredip okumanızı tavsiye ederim).
Vikipedi’den alıntı yaparsak:
Anıtın kuzey yönünde Mustafa Kemal, yanında İsmet İnönü, Fevzi Çakmak , halk ve iki rus generali Kliment Vefremoviç Voroşilov ile Mihail Vesilyeviç Frunze betimlenmiştir. Anıtın yan yüzlerinde birer asker üstlerindeki madalyonlarda ise iki kadın figürü görülmektedir. Anıtın dar yüzleri altında mermerden yalaklar bulunur. Bunlar çeşme olarak düşünülmüş daha sonra eklenmemiştir.
Hatta yazar Orhan Pamuk bir röportajında kızıyla bu meydanda bir sabah çektirdiği fotoğraftan bahsederken “her türk çocuğunun Taksim Meydanı’nda bir fotoğrafı olması lazım. Türklere nüfus kağıdı yerine bu fotoğraf sorulmalı” demişti.
Peki artık neden bize yasaklı bu anıt? Bilen var mı? Ben arada sırada yaptığım gibi onun yakınına gitmeyi, incelemeyi, batı tarafındaki açık başlı ve doğru tarafındaki örtülü başlı kadınlara bakıp hiçbir zaman bitmeyecek açmazlarımıza, kısır döngülerimize bakmayı istiyorum.
Halkından bu kadar korkan, çekinen bir devlet olmamalı. Bir şey olursa Taksim’in göbeğinde Cumhuriyet anıtlarını koruyacaklar çıkacaktır elbet. Bu çirkinliğe tahammül etmeli miyiz yoksa? Ben ilerde çocuklarımla gidip o anıtın dibinde fotoğraf çektirmek istiyorum.
Bu bahanenin altında başka manidar şeyler de aklıma gelmiyor değil hani…
NOT: Bu konuda bir Facebook grubu da kurmuş, olayı takip etmiş ancak sağlıklı hiçbir sonuca ulaşamamıştım. Nedeni bilinmez bir şekilde başlayan bu karantina bu hafta sessizce kalktı. Umarım kimileri için fırsat ya da yaklaşmakta olan bir şey için ön hazırlık değildir. Destek olan herkese çok teşekkürler! (08/08/2009)