The only thing in this world that gives orders... is balls.

Kış dertlerinin yaz yansımaları

Posted: April 29th, 2010 | Author: MserdarK | Filed under: Genel | Tags: , , , , , , , , , , | 13 Comments »

Hayır demeyi tam beceremeyenlerdenim. Bu konuda epey ilerleme kaydettim ama yine de bazı konularda kafadan ‘hayır’ diyemiyorum.

Örneğin birkaç hafta önce Burak Büyükdemir “Ankara’da bir eTohum toplantısı yapacağız Ersan Özer ile senin konuşmacı olmanı istiyorum” dediğinde İstanbul’dan kalkıp Ankara’ya hepi topu 2 saatlik konuşma için gitmeyi, bunun için bütün bir iş gününü heba etmeyi gözümün önüne getirip ‘hayır’ demeleliydim.

Ama ben o yolun keyifli geçebileceğini, orada yeni insanlarla tanışacabileceğimi ve hatta nicedir internetten tanışıp gerçek anlamda tanışamadığım insanları görebileceğimi; hepsi bir yana konuşmam sayesinde belki birkaç insana bir faydamın dokunabileceğini düşünerek ‘evet’ dedim… Üstelik yabancı bir şehri keşfetmek de zevkli çoğu zaman.

Ne şans ki aynen de hayal ettiğim gibi güzel geçti Ankara ziyaretim; iyi ki de gitmişim.

Read the rest of this entry »


Ömür çiçek kadar narin, bir gün kadar kısa…

Posted: March 5th, 2010 | Author: MserdarK | Filed under: Genel | Tags: , , , | 9 Comments »

Benim için çok ilginç iki olayın yaşandığı bir hafta oldu. Birincisi hayatımda ilk defa kendi sahibi olduğumuz bir eve taşındık. İkincisi hayatta ‘arkadaşım’ dediğim birkaç insandan biri gencecik yaştaki eşini bir sağlık sorunu nedeniyle kaybetti…

İkincisi daha önemli geldiği için ondan başlamak isterim.

Ölüm denince aklıma gelen iki cümle var: ‘mezarlıklar yeri doldurulamaz insanlarla doludur’ ve ‘hiçbir ölüm vakitli değildir’. Aklıma yer etmiş olsalar da ikisi de alabildiğince pragmatist, duygudan yoksun ve ölümün ne demek olduğunu anlatmaktan çok uzak…

Eşini kaybeden arkadaşımın çocukluğu Heybeliada’da geçtiği için eşinin mezarının da orada olmasını istemiş. Biz de son görevimizi yerine getirmek için sabah vapura atlayıp adanın yolunu tuttuk…

Ada enteresan bir kavram. Anakara denilen yerden uzakta, kendine has ulaşım şekilleri ve saatleri olan, ayrı bir yaşamın farklı bir frekansta yaşandığı bir yer. İnsanları farklı, esnafı farklı, evleri; hatta kedileri bile farklı.

Read the rest of this entry »


Bir nefes sıhhat

Posted: January 11th, 2010 | Author: MserdarK | Filed under: Kişisel | Tags: , , , , , | 33 Comments »

Rahmetli anneannemin ardından yazdığım yazıda şöyle demişim

Giderayak sağlığın aslında çok az insana bahşedilen bir hediye olduğunu hatırlattı bana. Doyasıya nefes almanın, kana kana su içmenin, şöyle bir yaslanıp gerinmenin, kalkıp birkaç adım yürüyüp kafa dağıtmanın, neşeli bir sofrada, tadına vara vara mutluluk içinde bir şeyler atıştırmanın, şen şakrak bir sohbet etmenin nedense görmezden geldiğimiz bir armağan olduğunu gösterdi hepimize. En acısı, zihnimizin en dibine gömdüğümüz ölüm denen şeyin kimi hallerde yaşamaya yeğlenir olduğun öğretti.

Kimi acı örnekleriyle yaşamış biri olarak tekrarlamam gerekir ki, nefes almanın, su içmenin, bir lokmayı çiğneyip yutabilmenin bile nimet olduğunu asla unutmamak gerek. Sağlık yoksa geride kalan her şey yalan, teferruat. Bazen nefes alabilmek bile yeterli bir nimet…

Ortaokul yıllarımda Türk Hava Yolları’nın tatil kampında (galiba Mimar Sinan’daydı) cengaverlik olsun diye kayalık bir alana balıklama atlamıştım. Suya girmemle suratımın her tarafının sivri kayalarla çatırdaması bir olmuştu. Sudan çıktığımda her tarafımdan kan fışkırıyordu.

Read the rest of this entry »


Tütün bağımlılığının hayatımdaki izleri

Posted: June 6th, 2009 | Author: MserdarK | Filed under: Genel | Tags: , , , , , , , , , | 21 Comments »
Bir tane asla yetmez.

Bir tane asla yetmez.

Babam inatçı bir sigara tiryakisiydi. Üstelik halk arasında ‘budama hastalığı‘ olarak da bilinen ve aslen sigaraya bağlı damar tıkanıklığından kaynaklanan illet bir hastalığa da yakalanmıştı. Dönemin imkansızlıkları nedeniyle çok zor geçen ameliyat ve tedavi sürecine rağmen bir türlü sigarayı bırakamıyordu.

Read the rest of this entry »