All I have in this world is my balls and my word and I don’t break them for no one.

Cumhurbaşkanı seyahatinden notlar – 1

Posted: May 23rd, 2012 | Author: | Filed under: Seyahat | Tags: , , , , , | 4 Comments »

Geçen hafta duyurduğum gibi Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün davetlisi olarak ABD’deyim. Kendisi yine geçtiğimiz hafta Chicago’da düzenlenen NATO Zirvesi’nin ardından San Fransisco’daki Apple, Google, Facebook, Twitter ve Microsoft gibi teknoloji şirketlerini ve Stanford Üniversitesi’ni kapsayan bir özel tur organize etmiş. Ben de bu ayağı takip ediyorum. Chicago’daki Zirve’nin son gününe denk geldiğimden işin o tarafına dair pek bir gözlemim olmadı. Ben vardığımda bütün liderler heyetleriyle beraber evlerine doğru yola koyulma sürecindeydi.

Cumhurbaşkanı seyahatinden notlar   1

Bu benim bir Cumhurbaşkanı heyetiyle beraber ilk seyahatim. Dolayısıyla benim için her şey yeni ve ilginç. Eminim bu satırları okuyan çok az kişi bu tip bir etkinliğin parçası olmuştur; dolayısıyla sizler için de ilginç olabileceğini düşünerek ‘erken’ gözlemlerimi taze taze paylaşıyorum.

Read the rest of this entry »


Vecihi ile bir yol hikayesi

Posted: May 2nd, 2012 | Author: | Filed under: Seyahat | Tags: , , , , , , , , , , , , , , , , | 18 Comments »

Bilen bilir uzun zaman motor aradım. Daha doğrusu beyaz bir Vespa GT peşinde koştum (aslında hayalim krem bir GTV idi ama ondan Türkiye’de sadece bir tane gördüm ve sahibini ikna edemedim ;). O modelin aradığım rengi çok az ithal edilmişti ve kullanan da satmıyordu. Sabrım senelere yenik düştü ve sonunda 27 Mayıs 2011 Cuma günü 60. yıl özel serisi yeşil bir Vespa GTV aldım. İsmini de öyküsünü hep buruklukla okuduğum, bazı yanlarını kendime benzettiğim ve birçok sunumumda bahsini geçirdiğim Vecihi Hürkuş anısına Vecihi koydum.

Vecihi kesinlikle hayatımdaki en güzel şeylerden biri. Geçirdiğim kazaya ve bende bıraktığı sakatlığa rağmen kış boyu üstüne binebilmek için gün saydım ve sürdüğüm her an biraz daha keyif alıyorum (ilk kazam değildi gerçi). Sağ kolumu hala tam olarak kullanamadığım için Vecihi ile ilişkimiz hala biraz mesafeli. Hala her binişimde kazam gözümün önüne geliyor, kendimi ve Vecihi’yi yerde yatarken görüyorum. Ama keyfi, endişesini bastırıyor her zaman.

‘Uzak’ derken?

Motorla en sık yaptığım şey Boğaziçi güzergahında dolanmak. Bazen Karadeniz’e kadar sürdüğüm oluyor. Tesadüfen denk geldiğim bir blog yazısı bende Vecihi daha da uzaklara gitme isteği uyandırdı. Vespa tutkunu bir baba-oğul İstanbul’dan 94 ve 99 model iki Vespa PX ile yola çıkıp Yunanistan üstünden feribot ile İtalya’ya varmış ve Doğu sahilinin en keyifli rotasını baştan aşağı kat edip dönmüştü. (Bir gün oğlum ve kızımla aynı turu yapmak kısmet olur mu acaba?)

Uzaklara gitmenin bir sınırı yok. Vespa ile bile çıta çok yükselmiş durumda. Ve motor ile seyahat başka şeye benzemiyor. İki teker üstünde, küçücük bagaj ve minimum eşyayla, rüzgara karşı güneş veya yağmur altında seyahat etmek sanıldığı kadar kolay  değil. Üstelik bir arıza halinde derdinizden anlayan bir usta ya da yedek parça bulmak da mucize.

İlk niyetim Avrupa yakasında bir yerlere gitmekti. Çatalca, Çanakkale, Edirne ya da Çorlu nispeten makul geliyordu. Hatta Çanakkale için şöyle bir rota bile çıkarmıştım:

Read the rest of this entry »


Havada kalan yemekler

Posted: December 24th, 2011 | Author: | Filed under: Genel | Tags: , , , , , , , , , , , | 3 Comments »

Mesleğim gereği sıkça seyahat ediyorum. Bir dönem bu öyle abartılı bir hale gelmişti ki eve neredeyse ancak yeni iç çamaşır almak için uğruyordum. Sonraları içimdeki seyahat hevesi söndü. Zaten mesleki olarak gittiğiniz yerler de hemen hemen aynı ülke ve şehirler olduğundan bir esprisi kalmadı.

Havada kalan yemekler

Airline Meals ziyaretçilerinin seçimiyle ekonomi sınıfındaki en iyi yemek tabağı Thai Havayolları'nın bu tepsisine gitmiş.

Oteller, uçaklar, havaalanları, konferans ve toplantı salonları dünyanın her yerinde üç aşağı beş yukarı aynıdır. Bir yerden sonra aynı Fight Club’da değinildiği gibi ‘tek kullanımlık şeyler‘ size sinir kaynağı olur anca.

Uçakla seyahate dair edindiğim tecrübelerin bir kısmını paylaştığım yazım blogun en çok ilgi çeken başlıklarından biri. Eski bir alışkanlıkla gittiğim bütün otellerin de bir sürü fotoğrafını çekiyorum ama onu ne yapacağımı kestiremedim henüz. Eminim birilerinin işine yarar.

Read the rest of this entry »


Münih’te bir gece ve vesile oldukları

Posted: December 19th, 2011 | Author: | Filed under: Seyahat | Tags: , , , , , | 2 Comments »

UYARI: Otellere merakınız yoksa boşuna okumayın!

Anadolu’nun misafirperver ve hizmete düşkün olduğunu sanıyorsanız Asya’yı; özellikle Uzakdoğu’yu görmemişsiniz demektir. Bana bazen fazlasıyla yapay ve rahatsız edici gelse de Uzakdoğu’nun insanı ölecek hale getiren misafirperverliği ve hizmet kültürü her tanışanın dikkatini çekmiştir.

Sadece 1 gece kalacağım Münih’te daha önceki seferler hep son dakika aksilikleri yüzünden hiç kalma fırsatı bulamadığım Mandarin zincirine ait bir otelde kalma fırsatı buldum.

Mandarin hakkında şu ana kadar tek bildiğim açıklaması zor derecede pahalı olduğuydu. Örneğin bu yazıyı yazarken kaldığım oda Deluxe Room olarak geçiyor. Devamında suitler geliyor. Suit odalarda fiyat ‘gecelik’ (hafta içi üstelik) 3 bin 200 avroya kadar çıkıyor. Otelde bir gece kalmak için 8 bin lira vermek neyin kafası bilemiyorum ama demek ki böyle bir müşteri grubu da var ve böyle bir şey istiyorlar. Olabilir.

Münihte bir gece ve vesile oldukları

Bu banyoda yıkanmanın bir bedeli olmalı, değil mi?

Özetle genel anlamda Mandarin algısı aynen Kempinski gibi pahalı bir kategori.

Mandarin’in öyküsü

Esas bahsetmek istediğim kısım da bu.

Read the rest of this entry »


Londra hatıralarıyla bir İstanbul turu

Posted: September 18th, 2010 | Author: | Filed under: Memleket Halleri | Tags: , , , , , , , , , , , | 12 Comments »

Londra dünyada en sevdiğim şehirler arasında (merak edenler için listemin kalanı: Barcelona, New York, San Fransisco, Tokyo ve Amsterdam). Bir iki günlük de olsa ziyaret edebilmek adına her fırsatı değerlendirdiğim bir yer. Bu hafta bir basın etkinliği için 4 günü Londra’da geçirme fırsatını elbette kaçıramazdım.

Read the rest of this entry »


Uçakla seyahat tavsiyeleri

Posted: December 9th, 2008 | Author: | Filed under: Genel | Tags: , , , , | 31 Comments »

Annem Türk Hava Yolları Stok Kontrol Bölümü’nden emekli. O sayede çocukken bütün Cumartesi günlerim Atatürk Havalimanı (o zamanlarki adıyla Yeşilköy Havaalanı) hangarında bakıma giren uçaklarda geçerdi. Pilot kokpitlerinin düğme sıralarını bile ezberlemiştim. Arada teknisyenlerden izin alıp telsizleri bile dinlerdim.

Uçakla seyahat tavsiyeleri

THY Bakım Atölyesi

Havayolları çalışanlarına sunulan ‘pass’ adlı bir ayrıcalık var. Annemin döneminde THY personeli (ve evliyse aile bireyleri) her sene bedava olarak 2 yurtdışı, 4 yurtiçi uçuş yapabiliyordu. Sonradan bunların sayısını epey azalttıklarını duydum. Biz bu vesileyle çok ülke / şehir görme fırsatı bulduk.

Sonra gazeteci oldum. Gazeteciliğin yarısı dolaşma üstüne kurulu. Dördüncü pasaportuma geçtim ve o da şimdiden yarılandı. Bu mesleğin bir ayrıcalığı da uzun süreli vize alabilmeniz. Örneğin şu anda ABD’den 10 (süresiz kalma ve medya alanında çalışmaya izin veren özel vize), Britanya’dan 4, Almanya’dan 2 yıllık schengen vizem var. Ama damga alanları bittiğinden yine de yenilemek gerekiyor.

Facebook profilimdeki TripAdvisor uygulamasına hatırlayıp girdiklerime göre 28 ülkede 138 şehir gezmişim. Size bunların ışığında edindiğim tecrübeleri aklıma geldiği kadarıyla aktarmak isterim. Bu sayfayı aklıma gelenler ve sizin yorumlarda ekledikleriniz doğrultusunda sık sık güncelleyeceğim. Siz de arada dönüp bakarsanız (en azından seyahat öncesinde) iyi olur.

Read the rest of this entry »