Every day above ground is a good day.
Posted: March 21st, 2011 | Author: MserdarK | Filed under: Web Dünyası, Yazılım | Tags: linkedin, mobil uygulama, sosyal ağ | 1 Comment »Muhtemelen açıldığı dönemden beri LinkedIN’e üyeyim. Sosyal medyanın patlamasından çok önce; 2003 yılında kurulmuş, iş dünyasının profesyonellerine yönelik bir ağ.
Çalışanlara yönelik olarak iş çevresini genişletmek için hizmet verirken iş arayanlar içinse kendini gösterme, ilanlara bakma; işverenler için personel avlama, iş ilanı verme gibi işlevler üstlenebiliyor. Firmalar kendi sayfalarını oluşturup tanıtımlarını yapabiliyor, isteyen herkes açtığı gruplarla belirli ilgi alanına sahip olanları toparlayabiliyor.
Liste böyle uzar gider.
Uzar gider diyorum ama şahsen çok zaman da ne işe yaradığını sorguladığım bir yapı. Üstelik yakın zamana kadar teknolojik olarak da bir kabustu. Hala çok iyi olduğunu söyleyemem.
Bu yazıyı yazarken baktım, 952 kişiyle bağlantım varmış. Bunların yüzde 99′u beni listesine ekleyenlerden oluşuyor. Bazen birilerini ekleyeyim diyorum ama görüyorum ki zaten ekleşmişiz ;) Şöyle de bir karnem var sitedeki ilgili sayfaya göre.

Ne işe yaradığını anlayamadım bu site çoğu zaman insanların gelip yaka kartlarını astığı bir portmantoya benziyor gözümde. Yani herkes orada, herkes birbirine bağlı ama o kadar. Bir etkileşim, fayda sağlama gibi konular hep ikinci planda, hep derinlerde, hep münferit…
Ama bir yandan da çevremde bu site üstünden iş bulan, müşteri ayarlayan insan sayısı artıyor. Demek ki bazı meslek gruplarına yönelik daha avantajlı bir yapıya sahip. Ve web sitesine kırk yılda bir girdiğim LinkedIN’in mobil uygulamasını kullandığım bütün telefonlara bir sebepten yükledim.
Read the rest of this entry »
Posted: March 16th, 2010 | Author: MserdarK | Filed under: Web Dünyası | Tags: bbc, faik uyanık, röportaj, sosyal ağ, sosyal medya, sosyal medya ve siz | 4 Comments »Sosyal medyaya dair bu blogda da kalem oynatmışlığım var . BBC de bu konuya ilgi duyan kurumlar arasında. Hatta yakın zamanda sosyal mecraları öncelikli haber kaynağı olarak ilan etmişti.
Söz uçar, yazı kalırmış ama internet sayesinde değişenlerden biri de bu oldu sanırım. Benim de aralarında bulunduğum bir grup sosyal medya gözlemcisi / katılımcısını kapsayan, Faik Uyanık imzalı bence çok önemli bir bilgi kaynağı çıktı ortaya.
Read the rest of this entry »
Posted: January 25th, 2010 | Author: MserdarK | Filed under: Web Dünyası | Tags: andre alpar, girişimcilik, socialtrippin, sosyal ağ, thy, türk hava yolları, web girişimi | 7 Comments »
Geçtiğimiz hafta Türk Hava Yolları’nın Berlin’de ilk ayağını gerçekleştirdiği SocialTrippin’ etkinliğine davetliydim. O konu hakkında ayrıca bir derleme yazacağım. Fakat merak edenler için şöyle özetleyeyim; amaç Türk ve yabancı sosyal mecra kullanıcılarını bir araya getirip fikir alışverişinde bulunmak, sosyal mecranın öncü isimlerinden tecrübe ve tespitleri paylaşmaktı.
Singapur’dan ABD’ye kadar geniş bir coğrafyadan konukları ağırladı bu etkinlik. Yemek sırasında yan yana oturduğum Alman dijital pazarlama uzmanı ve yatırım danışmanı Andre Alpar ile internet sektöründen lafladık. Ki kendisi Türkiye’deki kimi alım-satımlarda da rol almış; Türk web girişimcilerinin birkaçıyla şahsen tanışmış bir isim.
En çok merak ettiğim konu Alman kullanıcıların popüler yabancı (daha çok ABD kökenli ve İngilizce) girişimlere olan ilgisiydi. Bizde malum, Facebook, LinkedIN, FriendFeed, Twitter gibi ağlar bir anda patlıyor ve kimse bunların yerlileriyle ilgilenmediği gibi, es kaza daha önce açılan benzer yerli örnekler bir anda yerle bir oluyor. Birisi bunların benzerini yapar yapmaz binbir türlü yaftayla aşağılanıyor, eleştiriliyor.
Alpar bana durumun Almanya’da tam tersi işlediğini söyledi. ABD ya da Britanya’da popülerleşmeye başlayan bir girişimin en geç bir iki hafta içinde 4-5 tane benzeri Almanca site yaratılıyor ve biri mutlaka Alman pazarında hakimiyeti ele geçiriyormuş. Almanya’da Alman örneği bulunan hiçbir girişimde ABD’li örnekler pazar lideri değilmiş örneğin. Sonra tutan bu girişimler mutlaka birkaç yatırımcı tarafından destekleniyor ve yola devam ediliyormuş.
Türkiye’deki sorunun özü de bu.
Bizde klonlama diye tabir edilen yöntem nedense yerden yere vuruluyor. Yerli ya da yabancı web yatırımcısı (teoride var, pratikte) yok. Başarılı bir yabancı modeli klonlayacak yerli girişimci de yatırımcı olmayınca paralı yabancı rakiplerle baş edemiyor. Kullanıcılar ise her zaman yerli seçenekler yerine yabancı olan alternatiflere meylediyor. Kişi sayısı çok, ticaret hacmi küçük, reklam pazarı yok (gibi)…
Girişimcilik zor, internet girişimciliği çok daha zor…
Posted: December 4th, 2009 | Author: MserdarK | Filed under: Web Dünyası | Tags: reklam, sosyal ağ, sosyal medya, Sosyal medya pazarlama, sosyal pazarlama | 17 Comments »Son günlerde Türkiye’de yeşeren yeni iş dallarından biri de sosyal medya pazarlaması. Facebook’ta sayfa aç, twitter, flickr, friendfeed gibi birkaç popüler sitede profil yarat, bir blog aç, içine birkaç ilgili yazı gir; eş dost biri iki blogda link verdir, alıntı yaptır, Google’a (bazen de Facebook’a) bütçe ayırıp trafik topla… Firmanın bütçesine göre bir iki eşantiyon hediye dağıt, sonunda da raporlama yap.

Yani aslında herkesin, her firmanın pekala kendi başına da yapabileceği (ve yapması gereken) ama bilmeyen için karmaşık gibi görünebilecek bir hizmet. Elbette burada tecrübe ve yol yordam bilme meselesini asla küçümsüyor değilim. Bazen fikrim sorulan konularda verdiğim bir cümlelik tavsiyelerin arkasında başıma gelen ve aylarca uğraştıran dertlerin sonucu oluyor. Dinleyen içinse bir cümlelik tavsiye… Yani kolay iş diye bir şey yoktur. Ama her öğrenilen iş de kolaylaşır.
Neyse; zaten konumuz bu değil.
Bu kapsamda verilen hizmetlerde 3 konu kafamı kurcalıyor:
Read the rest of this entry »
Posted: February 7th, 2009 | Author: MserdarK | Filed under: Web Dünyası | Tags: basın, blog, Medya, pr, sosyal ağ, sosyal medya | 11 Comments »
Biz gazetecilerin hayatı basın toplantıları, seyahatlerle geçer durur. Şimdilerde ekonomik kriz sebebiyle duruldu ama ben bir yurtdışı toplantıdan gelip, temiz çamaşır / kıyafet alıp bir iki saat uyuyup yeniden başka birine uçtuğumu çok bilirim. Teknoloji, otomotiv ve spor basını bu konuda ekstra bir yük altındadır. Üçünün de toplantısı, seyahati eksik olmaz. Sıralama da tersidir. En çok sporcular gezer, toplanır, sonra otomotivciler sonra da teknoloji basını. Bizim avantajımız sektörümüz dolayısıyla daha nezih insan ve şirketlerle ve daha kitlesel ve ulaşılabilir şeylerle muhattap olmamızdır.
Bu seyahat / toplantı olayları ilk zamanlar çok hoşuma gitmişti. Birisi seni davet ediyor, alıyor, götürüyor, işini gücünü anlatıyor… En güzel oteller, en güzel yemekler… Sonra farkettim ki mevzu biz değiliz; markalar. O markanın benim temsil ettiğim markada yer alabilme savaşı. Daha da sonra bunun gerisinde gazetecilerin karşı taraftaki algısının sadece ‘haber makinesi’ olduğuna; PR şirketleri ve temsil ettikleri markalar açısından bir gazetecinin değerinin konu hakkındaki bilgisi, okunurluğu, saygınlığı değil kendi markaları hakkında ne kadar pohpohlama haberi yaptığı ve çalıştığı yayının tirajıyla orantılı olduğuna şahit oldum birçok örneklerle.
Read the rest of this entry »
Posted: December 21st, 2008 | Author: MserdarK | Filed under: Genel | Tags: facebook, friendfeed, konferans insanları, social network, sosyal ağ, sosyal network, takip insanları, twitter, yüce zerey | 2 Comments »Yüce Zerey daha yeni tanıştığım birisi (öylesine bir tesadüfle hem de). Daha çok uzun süre birbirimizin fikirlerinden faydalanacağımız için sevinçli ama geç tanışmış olduğum için üzgünüm. Takdir edilmesi gereken bir disiplinle güncellediği bloglarından birinden iki yazıyı biraz kendi elimin altında linki bulunsun, çokça da (eğer okumadıysanız) siz faydalanın diye tavsiye etmek istedim:
- Konferans insanları: O panel benim, o konferans senin koşturup duranların yarattığı körlerin sağır ağırlayıp; çingenin çalıp kürdün oynadığı, eski tasların küflü hamamlarda tıngırdadığı şen ortamlar.
- Takip insanları: Sosyal ağların ağa babaları. Siz rahat uyuyasınız diye onlar gece gündüz nöbette… Respect!
Şimdi düşündüm de ‘okunası yazılar’ diye bir sabit sayfa yapıp bunları orada değerlendirmek daha iyi.
Posted: November 4th, 2008 | Author: MserdarK | Filed under: Web Dünyası | Tags: google, open social, semantik web, social network, sosyal ağ | 2 Comments »Bugün Özgür Alaz‘ın friendfeed’inde Google Profili ile ilgili bir şey görünce uzun zamandır bakmadığım bu hizmete bir göz atayım dedim. Konuyla ilgili bilginiz yoksa Google Blog’da bununla ilgili gayet detaylı bir yazı var; tavsiye ederim.
Google geçtiğimiz sene link tag’i için rel=”me” formatını destekleyeceğini ve uygulamalarında kullanacağını açıklamıştı. Kabaca bir anlatımla içine rel=”me” eklediğiniz A (link) taglerinin sizinle ilgili olduğu anlaşılıyor. Semantik webin ilk adımları diyelim.
Benim eski sitemde de çok uzun bir süre kendimle ilgili bütün linkler bu şekilde işaretlenmişti. Şu anda da kişisel bilgi sayfamda linkler aynı şekilde işaretli.
Bugün Google Profil sayfama baktığımda Google’ın bunları çoktan benim adıma derleyip oraya yerleştirdiğini, benim sadece bir tıkla onu kendi sayfama ekleyebildiğimi gördüm.

MserdarK @ Google Profiles
Bir yandan hep düşündüğüm bir şeydi: Neden her üye olduğum yeni sosyal ağa tek tek bütün bilgilerimi girmeliyim? Çok yorucu, sıkıcı ve yıldırıcı bir şey.
Google buna da çözümü Open Social ile atacaktı ama hala derin bir sessizlik içindeler.
Kendi sayfalarınızdaki linkleri bu kritere göre güncellemenizi tavsiye ederim. Bir gün çok işe yarayacaklar.
Posted: October 28th, 2008 | Author: MserdarK | Filed under: Web Dünyası | Tags: arda kutsal, ffholic, friendfeed, sosyal ağ, sosyal medya, sosyal paylaşım | 3 Comments »
Türkiye’nin en fazla kullanan ülkeler arasında yer aldığı FriendFeed sitesini ben de aktif olarak kullananlardan biriyim. Konunun özeti, herkesin takip ettiği şeyi başkalarıyla paylaşması. Bu sayede siz de ilgili olduğunuz kişi ve arkadaşlarınızın nelerle ilgilendiğini, internette ne yaptığını takip edebiliyorsunuz (benim ettiklerim).
Uyuşturucu gibi bir şey. 5 sene önce anlatsak ‘teşhircilik’ denecek bir şey bugün ‘sosyalleşme’ oldu :)
Yazmadan önce Arda’nın da yazdığını fark ettim ama ben yeni keşfettim, yazayım dedim. FFholic isimli (çok zor / yanlış bir alan adına sahip) bir site var. Arda Kutsal’ın da ortağı olduğu uluslararası bir girişim. Takip sitesinin takip sitesi diyebiliriz. FriendFeed’in sunmadığı bazı hizmetleri sunarak tamamlıyorlar. İnceleyerek daha iyi anlayabilirsiniz.
Orada ilginç listeler var. Mesela Türkiye’deki FF camiası hakkında bilgi edinmek için şu linkleri kullanabilirsiniz:
Bu listeler son 24 saati içeriyor. Daha uzun ölçekli var mı bilmiyorum / bulamadım ama fikir veriyor. (Siz baktığınızda durum değişmiş olabilir ama benim en yanlış anlaşılan başlığım şu an en tartışılanlar arasında ilk sıraya yerleşmiş. Kader işte…)
FriendFeed dedim durdum, bu kadar link verdim ama Türkiye’den toplasanız 1000 üyesi vardır, yoktur. Ama en ‘kaymak’ 1000 kişi olacak ki bu kadar lafı geçiyor.
İki toplantı arası girilen blog başlıklarımdan biri daha…
Posted: October 23rd, 2008 | Author: MserdarK | Filed under: Genel | Tags: ayşen gruda, facebook, hayat sigortası, sigorta, sosyal ağ | 3 Comments »Cumhuriyet Anıtı ile aramıza gerilmeye çalışılan polis kordonuna yönelik bir Facebook grubu açıp nabız yoklayayım dedim. Ben birçok kişinin sandığının aksine Facebook’a en fazla haftada bir girip bakıyorum. Bazen daha da seyrek. Yağmur gibi mesaj birikmiş. Benimle iletişim kurmanın en kötü seçeneği olmalı…
Birinde laf dönüp dolaşıp şuraya geliyor:
Şu anda tam sevilecek zamanları olan Zeynep ve Ali’nin gelecekleri için size çok özel bir teklifim var.
Koç Allianz olarak Zeynep ve Ali’ye BÜYÜYEN ÇOCUK sigortası yapmanızı şiddetle tavsiye etmekteyim. Böylelikle Zeynep ve Ali 18 yaşına geldiğinde hayata atılacakları zaman onlara en büyük yardımı yapmış olacaksınız. Şu anda yapacak olduğunuz küçük birikimler onların geleceğini oluşturacak. Zeynep ve Ali’nin de bu fırsatlardan yaralanmalarını istiyorum.
Sizinle daha ayrıntılı olarak ,yüzyüze görüşmek isterim.
Şimdiden teşekürler
Ne diyeyim şimdi ben? Benim küçüklerin siteye eklediğim fotoğrafları meğer herkese açıkmış; hiç dikkat etmemişim. Bir sigortacı takipçim de fırsat bilmiş…
Bir zamanlar ben de sigortacılık yaptım. (yaptığım diğer işler arasında işportacılık, barda bağlama ve gitar çalmak gibi şeyler de var). O dönemde biz de böyle bulduğumuz her telefona saldırır randevu koparmaya çalışırdık.
Bir gün elime geçen bir listeden Ayşen Gruda‘nın numarasını çevirdim. Kendisine özel hayat sigortası paketinden söz ettim ve randevu istedim. Bana aynen şöyle dedi:
Ben komşumun sahip olmadığı bir şeyi istemiyorum.
Bu benim hayatımı değiştiren birkaç cümleden biridir. Gazetecilik vesilesiyle kendisiyle bir iki defa aynı ortamda bulundum ama mahçubiyetimden ve halen unutamadığım o anki utancımdan ne bunu anlatabildim; ne de başka bir şeyi.
Bir gecekondu semtinde oturuyordu. Neredeyse 20 yıl geçmiş üstünden ama, sana çok teşekkür ederim Ayşen Gruda. Benim hayatımdaki en önemli insanlardan birisin…