Who put this thing together? Me, that's who! Who do I trust? Me!

Yaşamın en doğal formu: anonimlik

Posted: February 13th, 2010 | Author: MserdarK | Filed under: Web Dünyası | Tags: , , , , , | 32 Comments »

Öncelikle bu yazının sebebinin internette üyesi olduğum paylaşım (ve bir şekilde tartışma) platformlarından birinde uzun zamandır aklımda olan bir konuyu yazmamın ardından ortaya çıkan fikirler olduğunu belirtmem gerek. Öncelikle oradaki kısa metni buraya da aynen kopyalayayım:

Kendi kimliğimle dile getiremediğim fikirleri takma isimlerle seslendirmek bana enerji kaybı gibi geliyor. Benim için sözler, fikirler, düşünen ve dillendirenle özdeş. Ona göre değer kazanıyor ya da kaybediyor. Lakap olayı her ne kadar internetin adabında olsa da bana hep kaçak güreş, yalancı pehlivanlık gibi geliyor. Ben böyleyim, evvveeet! Tehlikeli fikirleri varsa bunun adına yanmayı göze almalı insan. Gerekirse ezilmeyi, itilip kakılmayı, dışlanmayı… (Tartışacaksanız yazdıklarımı sakince bir okuyun. Ve bunu bir troll olarak algılamayın lütfen)
İnternetin bilinçaltımızı, toplumsal yaşamın iş, aile, çevre ve benzeri bütün baskılarından dolayı derinlere gömdüğümüz kimliklerimizi yaşayabilmek, kimi zaman da dışa vurabilmek, benzerlerimizi bularak genel baskıların bize yapıştırdığı yaftalardan arınıp normalleşmek adına benzersiz fırsat sağladığı kesin.
Bu halin genel tanımı olan ‘anonim olma’ kavramını Türk Dil Kurumu sözlüğü şöyle tanımlıyor:
Adı sanı bilinmeyen. (Örnek “Ah bir anonim olmak, kalabalık içine karışıp kaybolmak tadına kavuşabilseydik.”- F. R. Atay.)
Çok ortaklı.
Edebiyatta:  Yazanı, yapanı, söyleyeni bilinmeyen, laedri.
Read the rest of this entry »

İş başka, arkadaşlık başka

Posted: December 4th, 2009 | Author: MserdarK | Filed under: Web Dünyası | Tags: , , , , | 25 Comments »

Son günlerde Türkiye’de yeşeren yeni iş dallarından biri de sosyal medya pazarlaması. Facebook’ta sayfa aç, twitter, flickr, friendfeed gibi birkaç popüler sitede profil yarat, bir blog aç, içine birkaç ilgili yazı gir; eş dost biri iki blogda link verdir, alıntı yaptır, Google’a (bazen de Facebook’a) bütçe ayırıp trafik topla… Firmanın bütçesine göre bir iki eşantiyon hediye dağıt, sonunda da raporlama yap.

social_media_marketing_campaign

Yani aslında herkesin, her firmanın pekala kendi başına da yapabileceği (ve yapması gereken) ama bilmeyen için karmaşık gibi görünebilecek bir hizmet. Elbette burada tecrübe ve yol yordam bilme meselesini asla küçümsüyor değilim. Bazen fikrim sorulan konularda verdiğim bir cümlelik tavsiyelerin arkasında başıma gelen ve aylarca uğraştıran dertlerin sonucu oluyor. Dinleyen içinse bir cümlelik tavsiye… Yani kolay iş diye bir şey yoktur. Ama her öğrenilen iş de kolaylaşır.

Neyse; zaten konumuz bu değil.

Bu kapsamda verilen hizmetlerde 3 konu kafamı kurcalıyor:

Read the rest of this entry »


Ne kadar sık yazmalı?

Posted: October 30th, 2009 | Author: MserdarK | Filed under: Genel | Tags: , , , | 12 Comments »

Ben okumayı-yazmayı hep sevdim. 1996 yılından bu yana periyoduna göre gazete ve dergilerde haftalık, aylık sayfalar hazırlıyorum. Bu bir iş. Karşılığında para alıyorum. Benim gibi işi yazmak olan insanların yazdıklarını okumak için  okurlar da gazete ve dergilere para veriyor. Dolayısıyla ticaretin gerektirdiği bütün kriterler bu sürecin içinde. Yazar – okur – reklamveren ilişkisi bunlardan sadece biri. Basını kapsayan kanunlarla tekzip, sansür, para ve hapis cezası gibi birçok hukuki düzenlemeyi de unutmayalım.

Blog ise apayrı bir şey.

Read the rest of this entry »


Ünlülerin sosyal medyayı keşfi

Posted: June 6th, 2009 | Author: MserdarK | Filed under: Web Dünyası | Tags: , , , | 19 Comments »
Tarkan Tevetoğlu ve Bilge Öztürk

Bilge Öztürk ve Tarkan Tevetoğlu

Markaların ve halkla ilişkiler; ya da sektörde daha bilinen terimiyle PR camiasının sosyal medyayı keşfine dair yazımı hatırlıyor olabilirsiniz. O yazıdan sonra neredeyse bütün PR şirketleriyle ve bu camialarda gezinen birkaç markayla konuştum, yazıştım. Tahmin edeceğiniz gibi faydalı bir sonuca ulaşamadık. Bizde genelde insanlar görüş alışverişi ya da tartışma yapmıyor. Bunun yerine her şartta fikrini savunmayı tercih ediyor.

Neyse…

Bugünlerde sosyal medyayı ilgilendiren bir diğer konu da ünlülerin yavaştan bu ortamda (da) yer almaya başlaması.

Bu temsiliyeti kabaca üçe ayırabiliriz:

  1. Gerçekten sosyal mecraları kullananlar.
  2. Sosyal mecralara teşne birisine kendileri adına bir şeyler yazdıranlar.
  3. Ünlüler adına sahte hesap açıp varlık gösterenler.

Üçüncü grubu kestirmek güç. Sonuçta kimsenin DNA örneği alınmıyor bu sitelere girmek için. Ancak ben yazımda amacını asla anlayamayacağım bu son grubu tamamen yok sayarak ilk iki grubu eşeleyeceğim.

Read the rest of this entry »


Sosyal medya adabı

Posted: March 17th, 2009 | Author: MserdarK | Filed under: Web Dünyası | Tags: , , , , , | 34 Comments »

Sosyal Medya terimini duymaktan kusmak üzere olduğum halde yine de epeydir kafamda birikenleri yazmak istedim. Bir ön uyarı: aklıma gelenleri ekleyip yanlış yazdıklarımı çıkararak bu listeyi güncelleyeceğim. Dolayısıyla ilk günler biraz ‘kararsız’ görünebilir. Üstelik uzun bir yazı olacak gibi. Ama eğleneceğiz.

Başlıyorum.

Read the rest of this entry »


Marka ve PR şirketlerinin sosyal medyayı keşfi

Posted: February 7th, 2009 | Author: MserdarK | Filed under: Web Dünyası | Tags: , , , , , | 9 Comments »

Blogcular görev başındaBiz gazetecilerin hayatı basın toplantıları, seyahatlerle geçer durur. Şimdilerde ekonomik kriz sebebiyle duruldu ama ben bir yurtdışı toplantıdan gelip, temiz çamaşır / kıyafet alıp bir iki saat uyuyup yeniden başka birine uçtuğumu çok bilirim. Teknoloji, otomotiv ve spor basını bu konuda ekstra bir yük altındadır. Üçünün de toplantısı, seyahati eksik olmaz. Sıralama da tersidir. En çok sporcular gezer, toplanır, sonra otomotivciler sonra da teknoloji basını. Bizim avantajımız sektörümüz dolayısıyla daha nezih insan ve şirketlerle ve daha kitlesel ve ulaşılabilir şeylerle muhattap olmamızdır.

Bu seyahat / toplantı olayları ilk zamanlar çok hoşuma gitmişti. Birisi seni davet ediyor, alıyor, götürüyor, işini gücünü anlatıyor… En güzel oteller, en güzel yemekler… Sonra farkettim ki mevzu biz değiliz; markalar. O markanın benim temsil ettiğim markada yer alabilme savaşı. Daha da sonra bunun gerisinde gazetecilerin karşı taraftaki algısının sadece ‘haber makinesi’ olduğuna; PR şirketleri ve temsil ettikleri markalar açısından bir gazetecinin değerinin konu hakkındaki bilgisi, okunurluğu, saygınlığı değil kendi markaları hakkında ne kadar pohpohlama haberi yaptığı ve çalıştığı yayının tirajıyla orantılı olduğuna şahit oldum birçok örneklerle.

Read the rest of this entry »


FriendFeed’in ‘en’leri

Posted: October 28th, 2008 | Author: MserdarK | Filed under: Web Dünyası | Tags: , , , , , | 2 Comments »

Türkiye’nin en fazla kullanan ülkeler arasında yer aldığı FriendFeed sitesini ben de aktif olarak kullananlardan biriyim. Konunun özeti, herkesin takip ettiği şeyi başkalarıyla paylaşması. Bu sayede siz de ilgili olduğunuz kişi ve arkadaşlarınızın nelerle ilgilendiğini, internette ne yaptığını takip edebiliyorsunuz (benim ettiklerim).

Uyuşturucu gibi bir şey. 5 sene önce anlatsak ‘teşhircilik’ denecek bir şey bugün ’sosyalleşme’ oldu :)

Yazmadan önce Arda’nın da yazdığını fark ettim ama ben yeni keşfettim, yazayım dedim. FFholic isimli (çok zor / yanlış bir alan adına sahip) bir site var. Arda Kutsal’ın da ortağı olduğu uluslararası bir girişim. Takip sitesinin takip sitesi diyebiliriz. FriendFeed’in sunmadığı bazı hizmetleri sunarak tamamlıyorlar. İnceleyerek daha iyi anlayabilirsiniz.

Orada ilginç listeler var. Mesela Türkiye’deki FF camiası hakkında bilgi edinmek için şu linkleri kullanabilirsiniz:

Bu listeler son 24 saati içeriyor. Daha uzun ölçekli var mı bilmiyorum / bulamadım ama fikir veriyor. (Siz baktığınızda durum değişmiş olabilir ama benim en yanlış anlaşılan başlığım şu an en tartışılanlar arasında ilk sıraya yerleşmiş. Kader işte…)

FriendFeed dedim durdum, bu kadar link verdim ama Türkiye’den toplasanız 1000 üyesi vardır, yoktur. Ama en ‘kaymak’ 1000 kişi olacak ki bu kadar lafı geçiyor.

İki toplantı arası girilen blog başlıklarımdan biri daha…