The only thing in this world that gives orders... is balls.

Sosyal Medya programına dair ara güncelleme

Posted: April 2nd, 2012 | Author: | Filed under: Medya | Tags: , , , | 17 Comments »

Sosyal Medya isimli televizyon programıyla tanışmam, konuk olarak çağrılmam sayesinde olmuştu. TRT Haber kanalında Nagehan Alçı’nın sunduğu programa ilk konuk olarak Mirgün Cabas ve ben davet edilmiştik. 13 hafta sonra sunucu koltuğuna oturacağımı tahmin etmezdim elbette.

Ama oldu işte.

Sosyal Medya programına dair ara güncelleme

‘Sosyal medya’ çok geniş bir kavram. Sosyal ağları kapsadığı gibi, yepyeni bir ekolü de temsil ediyor. Teknik kısmı belki en küçük ayrıntısı. Sosyolojisi, psikolojisi, ekonomisi, yansıması, kendine has karakterleri, mecralarıyla dev bir konu. Bir yanıyla teknik bir mesele, diğer yanıyla 1 milyara yakın kullanıcıyı kapsayan dev bir akım.

Nereden baktığınıza göre değişen; körün fili tarifi gibi bir şey.

Sosyal Medya öncesi televizyon dünyasındaki üç programdan oluşan kısa tecrübem bana birkaç şey öğretmişti:

  • Herkesi mutlu edemezsiniz. Ne yaparsanız yapın memnun olmayacak birileri olacaktır.
  • İzleyicilerin tamamına yakın bir bölümü sözde şikayet ettiği program ve insanları özde çeşitli bahanelerle gayet büyük bir iştahla izler.
  • İnsanlar televizyon ekranında ünlü / tanınmış yüzler görmek istiyor. Ünlü yüzlere yönelik beklenti de tolerans da daha yüksek. Ve aynı şekilde tanınmamış yüzleri izlerken fazlasıyla sorgulayıcı ve tahammülsüzler.
  • İnsanların çoğu takdiri gizleyip eleştiriyi dillendirmeye daha meyillidirler.

Bu yazıyı yazarken bir yandan da Sosyal Medya’nın 82. bölümüne hazırlanıyoruz. Yani devraldığım 14. bölümden itibaren 68 bölümü geride bırakmışız. Büyük bir aksilik olmazsa önümüzdeki hafta yepyeni bir dekorla ekranınızda olacağız.

Read the rest of this entry »


Bir ‘başarı hikayesi’ olarak ben?

Posted: January 22nd, 2012 | Author: | Filed under: Kişisel, Video / Ses | Tags: , , , , , | 6 Comments »

BloombergHT’de Yaprak Özer’in Başarı Hikayeleri programına birkaç defa denk gelmiştim.

Böyle programlardan hep korkmuşumdur. Seyirciyken hep büyük bir başarı öyküsünün sırrına ulaşmak istersin; konukken de sürekli bir başarı anlatma stresine düşersin.

Bir başarı hikayesi olarak ben?

Eteklerinde güneş rengi bir yığın yaprak ve bir zaman bakacaksın semaya ağlayarak...

Sunumlarıma denk gelenler bilir; başarıya karşı genel kanıdan biraz farklı bir duruşum var. Çok kısa özetlemek gerekirse:

  • Bir şeyi ‘başarmak’ için çalışmaya inanmıyorum. Çalışırsan başarı ‘gelebilir’. Ama çalışma sebebin başarmak olursa aradaki pek çok detayı kaçırırsın.
  • Bıkmadan, hevesle ve severek çalışmanın başarıya ulaştırmayacağı bir işe denk gelmedim.
  • Başarının liderlikten çok alt kademelerde daha kıymetli olduğunu düşünüyorum. Liderlere atfedilen başarıyı hep abartılı buldum.
  • Özellikle eğitim ve kariyere yönelik başarı klişelerinin içi boş unvanları anlamlı kılma çabası olduğunu düşünüyorum.
  • Hayatta başarmaktan daha önemli şeyler olduğunu savunuyorum. Örneğin sağlık ve mutluluk gibi. Dünyada hiçbir şey başarmamış nice mutlu insanlar var. Bir de çok şey başarmış mutsuzlar. Tercih hakkım olursa ilkinden yana kullanırım.

Çok yansıtmak istediğim bir özelliğim olmasa da ben bir işkoliğim. Kendi yaptığım işleri en iyi şekilde yapabilmek benim için her şeyden daha önemli. Bir şey başarmış mıyımdır bilmem; bana gelinceye kadar kimler var. Ama en azından sevdiğim işleri yapıyor ve yaptıkça daha çok seviyorum. Benim için bu fazlasıyla yeterli.

İşte bu karışık kafayla Yaprak Özer beni ‘Başarı Hikayeleri’ adlı programına konuk edince tedirgin olmadım desem yeridir.

Programın yayınından sonra beni şaşırtacak kadar çok mesaj ve eposta gelince internetteki linklerden rastladığım programın video ve çözümünü buradan da paylaşmak istedim.

İzleyeceklerinizin özeti son cümlemde saklı. Eklemiş olayım:

“Başarı patron, CEO olmak değil; yaptığın işi dünyada en iyi yapan insan olma ümidi taşımaktır.”

İzleyemeyip izlemek ya da tekrar seyretmek isteyenler için.

Read the rest of this entry »