You gotta make the money first. Then when you get the money, you get the power. Then when you get the power, then you get the women.

Dün dünde kaldı cancağızım, bugün yeni şeyler söylemek lazım

Posted: May 31st, 2010 | Author: MserdarK | Filed under: Kişisel | Tags: , , , , , , , , , , | 39 Comments »

Bu yazının yer aldığı kategorinin adı ‘Kişisel’. Ailemi ilgilendiren kısmı haricinde (sosyal mecraları kullanmayı bilene) hayli şeffaf bir hayatım olmakla birlikte yine de bazı şeylerin burada altını biraz daha çizmek, eşelemek istiyorum.

Hayatım fazlasıyla yoğun, malum. İş denen illet, bir habis gibi hayatımın her tarafına saçılmış durumda. Sebepsiz yere de değil aslında. Çalışarak bir şeyi başarmanın, ortaya çıkarmanın hazzı başka çok az şeyde var. Sıfırdan bir şeyleri var edebilmek, onu kabul ettirmek, geliştirmek insanın yaşadığı zaman dilimindeki tek avuntu kaynağı. Üstelik sonu da yok; iş asla bitmez.

Benim hep yoğun bir hayatım oldu. Boşlukta kalmaktan korktum. Miskinliklerim okulda teneffüs aralığında içilen kaçamak sigaraların tedirginliğinde geçti. Ki sanılanın aksine aslında çalışmayı sevmeyen; hatta özünde tembel bir insanım. Tek farkım geleneksel tembeller gibi yan gelip yatmak, ertelemek yerine inadına çalışıyor olmam.

Üstelik yakın dönemde hayatımdaki bütün parametreleri altüst eden bir gelişme oldu: baba oldum.

Read the rest of this entry »


MYK’nın ilk yatırım ortaklığı

Posted: December 31st, 2008 | Author: MserdarK | Filed under: Genel | Tags: , , , , , , | 21 Comments »

Birkaç haftadır gündemimi meşgul eden bir konuyu paylaşma için sabırsızlanıyordum, ondan da bahsedip seneyi kapatayım.

MYK olarak kurulduğumuz ilk günden bu yene hep karlı, aysonunu artıda ay kapatan, hiçbir borcu olmayan, hiçbir gün 11 çalışanının maaşını bir gün geciktirmemiş, 1 sene gibi kısa bir sürede 3 tane kendi kulvarında iddialı markayı hayata geçirmiş (televidyon, yahoyt, kaybolduk.biz), ve daha fazlasını da hazırlayıp erketede bekleten bir firma olduk. Bu Türkiye’de bir web girişimi için hiç de kolay bir şey değil.

Read the rest of this entry »