You think you can take me? You need a fucking army if you gonna take me!

İstemem, eksik olsun!

Posted: April 3rd, 2010 | Author: | Filed under: Video / Ses | Tags: , , , , , , , | 7 Comments »

Takıntı derecesinde tutkunu olduğum iki ses var Türkiye’de: Ergun Uçucu ve Rüştü Asyalı

Asyalı, Keloğlan oynadığından beri belleklere öyle kazındı ama hepsinden önce müthiş bir ses, müthiş bir oyuncudur. Ergun Uçucu’ya da mutlaka aşinasınızdır (ve umarım bir tiyatro oyununda izleme şansına sahip olmuşsunuzdur). Bence dünyanın en ilginç ses rengi, melodisi ve vurgulama tarzı ondadır. Hele ki Adile Naşit öncesi Uykudan Önce çağını hatırlıyorsanız, Uçucu’yu bilmiyor olma ihtimaliniz yok gibi.

Onu kitlelerle esas buluşturan yapım muhtemelen Ertem Eğilmez’in Namuslu filmidir. Hadi biraz hatırlatmış olayım (05:10‘de başlıyor sahnesi):

Twitter’da bu iki isimden dem vururken aklıma Asyalı’nın sesiyle can verdiği en etkileyici eserlerden biri geldi. Edmond Rostand‘ın meşhur Cyrano De Bergerac oyunundaki tiraddan bahsediyorum bilenlerin çoktan tahmin ettiği üzere:

Ne yapmak gerek peki?

Sağlam bir arka mı bulmalıyım?
Onu mu bellemeliyim?
Bir ağaç gövdesine dolanan sarmaşık gibi
Önünde eğilerek efendimiz sanmak mı?
Bilek gücü yerine dolanla tırmanmak mı?
İstemem!

Herkesin yaptığı şeyleri mi yapmalıyım Le Bret?
Sonradan görmelere övgüler mi yazmalıyım?
Bir bakanın yüzünü güldürmek için biraz şaklabanlık edip,
Taklalar mı atmalıyım?
İstemem! Eksik olsun!

Her sabah kahvaltıda kurbağa mı yemeli?
Sabah akşam dolaşıp pabuç mu eskitmeli?
Onun bunun önünde hep boyun mu eğmeli?
İstemem! Eksik olsun böyle bir şöhret!
Eksik olsun!

Ciğeri beş para etmezlere mi “yetenekli” demeli?
Eleştiriden mi çekinmeli?
“Adım Mercuré dergisinde geçse” diye mi sayıklamalı?
İstemem!
İstemem! Eksik olsun!

Korkmak, tükenmek, bitmek…
Şiir yazacak yerde eşe dosta gitmek.
Dilekçeler yazarak içini ortaya dökmek?
İstemem! Eksik olsun!
İstemem! Eksik olsun!

Ama şarkı söylemek, düşlemek, gülmek, yürümek…
Tek başına…
Özgür olmak…
Dünyaya kendi gözlerinle bakmak…
Sesini çınlatmak, aklına esince şapkanı yan yatırmak…
Bir hiç uğruna kılıcına ya da kalemine sarılmak…
Ne ün peşinde olmak, para pul düşünmek,
İsteyince Ay’a bile gidebilmek.
Başarıyı alnının teriyle elde edebilmek.

Demek istediğim asalak bir sarmaşık olma sakın.
Varsın boyun olmasın bir söğütünki kadar.
Yaprakların bulutlara erişmezse bir zararın mı var?

Kelimeler ne güçlü şeyler, değil mi? İnsanın hayatının akışını bile değiştirebiliyor.

İlgili olabilecek diğer yazılar

  • 05/14/2010 -- Küçük adam olmak
    Küçük, sessiz, farkedilmeyen olabilmek... Şeytanın en sevdiği günahın şehvetine rağmen......
  • 10/08/2010 -- Sen mi büyüksün? Hayır, BEN!
    Bizim unuttuğumuz ama milyarderlerden, fabrika sahiplerinden daha büyük Yaşar Usta'nın hatırlattığı bazı şeyler....
  • 10/14/2010 -- Sana kara yazıldı sanma, insanın kaderi böyle
    Günlere bakarsın katı katı, üzerine çekersin perde. Yoldan geçenler var da her akşam gelenler nerde? Kara yazı yazıldı sanma insanın kaderi böyle......
  • 05/16/2010 -- Çocuklar bizim çocuklarımız değil
    Siz yaysınız, çocuklarınız ise sizden çok ilerilere atılmış oklar. Okçu, sonsuzluk yolundaki hedefi görür ve o yüce gücü ile yayı eğerek okun uzaklara uçmasını sağlar. Okçunun önünde kıvançla eğilin. ...
  • 05/13/2010 -- Deniz Baykal’ın hatırlattığı bir detay
    Geçen haftasonu AKP'nin en namlı bakanlarından birinin oğluyla sohbet ediyordum. Dedi ki "Deniz Baykal ile Nesrin Baytok arasında yaşanan şey onları ve eşlerini ilgilendirir. Başka kimseye de bir şey ...
  • 01/29/2010 -- Çocuk dünyasına dair
    Popüler konuları çok tazeyken yazmayı çok tercih etmiyorum ama son günlerde hakkında epey konuşulan şu video bana Rıfat Ilgaz'ın bir şiirini hatırlattı.Önce videoyu izleyelim:httpvh://www.yout...
  • 01/23/2010 -- Kadınlar… Öküzden sonra gelen.
    Kadınlar, bizim kadınlarımız: korkunç ve mübarek elleri ince, küçük çeneleri, kocaman gözleriyle anamız, avradımız, yarimiz......
  • 01/01/2010 -- Ahmed Arif için
    Bu topraklarda binbir türlü sebeple yakılmış milyonlarca kurşunun içinden otuz üç tanesinin öyküsü....
  • 06/17/2009 -- Dilin, anadilin, ana sütü gibi senin
    Şiiri severim. Hepsini değil ama. Romantik heveslerle hiç değil. Kelimelerin nasıl da kırbaca, ana kucağına ya da korkuya dönüşebildiğini gösterebildikleri için. Bir davası, kavgası, iddiası olan şiir...
  • 06/07/2009 -- Robotun elleri
    Bülent Ecevit'in 1940 yılında yazdığı 'Robot' adlı bir şiir. Can Dündar'ın da değindiği gibi, dönem daha robotların bilimkurgu malzemesi olduğu dönem. Üstelik Ecevit henüz 15 yaşında.İlginç......

Facebook Yorumları

7 Comments on “İstemem, eksik olsun!”

  1. 1aysegulyuksel said at 14:27 on April 3rd, 2010:

    Bu şiiri anlamak başka uygulamak başkadır.

    Şair İşçidir

    Bağırırlar Şaire:
    “Bir de torna tezgahı başında görseydik seni
    Şiir de ne?
    Boş iş.
    Çalışmak, harcınız değil demek ki…”
    Doğrusu
    bizler için de
    tüm değerlerin üstündedir çalışmak.
    Ve kendini
    bir fabrika saymaktayım ben de.
    Ve eğer
    bacam yoksa
    işim daha da zor demektir bu.
    Bilirim
    hoşlanmazsınız boş laftan
    kütük yontarsınız kan ter içinde.
    Fakat
    bizim işimiz farklı mı sanırsınız bundan:
    Kütükten kafaları yontarız biz de.
    Ve hiç kuşkusuz
    saygıdeğer bir iştir balık avlamak
    çekip çıkarmak ağı.
    Ve doyum olmaz tadına
    balıkla doluysa hele.
    Fakat
    daha da saygıdeğerdir şairin işi
    balık değil, canlı insan yakalamalıyız çünkü,
    Ve doğrusu
    işlerin en zorlusu
    yanıp kavrularak demir ocağının ağzında
    su vermektir kızgın demire
    Fakat kim aylak olduğumuzu söyleyerek
    sitem edebilir bize;
    Beyinleri perdahlıyorsak eğer
    dilimizin eğesiyle…

    Kim daha üstün, şair mi,
    yoksa insanlara
    pratik yarar sağlayan teknisyen mi?
    Ikisi de.
    Yürek de bir motordur çünkü
    ve ruh, onun çalıştırıcısı.
    Eşitiz bizler
    şairler ve teknisyenler
    Vücut ve ruh emekçileriyiz
    aynı kavganın içinde.
    Ve ancak ortak emeğimizle
    bezeriz evreni
    marşlarımızı gümbürdeterek
    Haydi!
    laf fırtınalarından
    ayıralım kendimizi
    bir dalgakıranla
    Iş başına!
    Canlı ve yepyeni bir çalışmadır bu.
    Ve ağzı kalabalık söylevci takımı
    değirmene yollansın dosdoğru!
    Unculuğa!
    değirmen taşı döndürmeye laf suyuyla!

    V. Mayakovski
    Çev: Ataol Behramoğlu

  2. 2fatih çeliker said at 22:20 on April 3rd, 2010:

    Hocam ellerine sağlık nerden geliyor onca işinin arasında bunlar aklına.

  3. 3tugra said at 00:23 on April 9th, 2010:

    merhaba serday bey
    hep merak ederdim o müthiş sesin ismi nedir diye.ergun uçucu imiş demek.aynı kişi midir bilmem ama mehmet akif şiirlerinden oluşan 2 kasetim vardı.ses aynı ses.hatırladıkça ürperti kaplar hala.bunlara bir de necip fazıl ı eklerseniz tamam demektir.

  4. 4Murat said at 18:21 on April 24th, 2010:

    Rüştü Asyalı’nın sesini beğenerek, Müşfik Kenter’i es geçmeniz kulak zevkiniz açısından ciddi bir kayıp olmuş bence.

  5. 5M. Serdar Kuzuloğlu » Blog Archive » Küçük adam olmak said at 12:51 on May 14th, 2010:

    [...] farklı bir açıdan yaklaşsa da, Edmond Rostand‘ın ‘İstemem Eksik Olsun‘ pasajı da benzer şekilde tınlamaz mı? Demek istediğim asalak bir sarmaşık olma [...]

  6. 6William Shakespeare (othello) « Kayaköylünün Dünyası said at 23:25 on October 8th, 2010:

    [...] giden bir örneğini başka bir vesileyle vaktinde paylaşmıştım. William Shakespeare’in Othello adlı eserindeki şu örneği de etkileyicidir: Tanrı sınamak [...]

  7. 7Sen mi büyüksün? Hayır, BEN! | M. Serdar Kuzuloğlu said at 01:14 on December 5th, 2011:

    [...] çekici bölümünü oluştururlar.Hoşuma giden bir örneğini başka bir vesileyle vaktinde paylaşmıştım. William Shakespeare’in Othello adlı eserindeki şu örneği de etkileyicidir:Tanrı [...]


Leave a Reply