İnternet girişimcilerine dost tavsiyeleri
Posted: August 8th, 2009 | Author: MserdarK | Filed under: Web Dünyası | Tags: anadolu kaplanları, etohum, girişimcilik, işsizlik, istihdam, öss, startup, üniversite, web girişimi | 90 Comments »Girişimcilik Türkiye’nin yabancı olduğu kavramlardan değil. Hatta bir dönem Anadolu Kaplanları kalıbıyla yoğun olarak harlanan bir konu. Anadolu Kaplanları sanayi ve üretim ağırlıklıydı. Atölyeler, fabrikalar kurdular; yüzlerce, binlerce işçi istihdam ettiler; ürettiler, ihraç ettiler. Memleketin o dönem en çok ihtiyaç duyduğu şeyleri: tesisleri, istihdamı ve dövizi yarattılar.

Web tarafında ise özellikle ABD’de daha sakalları bile çıkmadan milyonlarca doları cebe indirenlerin heyecanıyla farklı bir girişimci modeli gelişti. Genç, internetle yaşayan, boşlukları zamanında gören, hızlı hareket eden ve gecesini gündüzünü bu yolda geçiren bir kitle…
Dünyanın en yoğun genç nüfusuna sahip ülkelerden biri olarak bu dalgadan etkilenmememiz düşünülemezdi. Biraz rakamlara bakalım:
- 2008 nüfus sayımına göre 71 milyon 517 bin 100 kişilik bir ülkeyiz.
- Kişi başı gelirimiz 9 bin 333 dolar. (Türkiye İstatistik Enstitüsü)
- 20-24 yaş arası 6 milyon 256 bin 558 genç var.
- 25-29 yaş arası 6 milyon 518 bin 837 genç var.
- Okul çağında 18 milyon genç var.
- Üniversiteye girebilmek için 2009 yılında ÖSS sınavına 1 milyon 350 bin 124 öğrenci başvurdu.
- Katılanların içinden 1 milyon 229 bin 800 kişinin sınavı geçerli sayıldı.
- 30 bin genç üniversite sınavından SIFIR aldı.
- Her yıl liselerden 730 bin, 143 üniversitelerden 430 bin genç mezun oluyor.
- Genç nüfusta işsizlik oranı yüzde 26,5 !!!
- 15-64 yaş grubunda bulunan çalışma çağındaki nüfus, toplam nüfusun yüzde 66.9′unu oluşturuyor.
- 27 milyon 191 bin kişi işsiz var.
Şimdi bu rakamları Türkçe’ye uyarlayalım:
- Çok kalabalık bir ülkeyiz.
- Zengin değiliz.
- Dev bir genç nüfusumuz var.
- Eğitim kalitemiz düşük.
- Birçokları için üniversite bir ümit kaynağı.
- Ancak üniversiteyi bitirmek hiçbir şeyin garantisi değil.
- Her sene yüzbinlerce mezun yaratan genç nüfusun neredeyse üçte biri işsiz.
- Bütün işsizlere iş bulabilme gibi bir seçenek matematik olarak yok.
Bütün bunları düşündüğümüzde genç nüfusun internette bir şeyler yaparak kefeni yırtma çabasını anlayışla karşılamak gerekiyor. Çok az umuda sahip bir toplum için gençlere en çok fırsatı sunan ortamın cazip gelmeyeceğini düşünmek saflık olur.
Ancak sorun şu. Biz avların değil, hep avcıların hikayelerini dinliyoruz. Bu yüzden hep başaranlara odaklanıyoruz. Gözümüzü alan birkaç tane başarı örneğinin gerisinde binlerce, on binlerce hezimeti, mağlubiyeti, kaybedeni görmüyoruz. Oysa bir konuşmamda değindiğim gibi asıl bizim odaklanmamız gereken onlar. Yani kaybedenler. Neden kaybetmişler, nerede hata yapmışlar, neyi öngörmemişler…
Kaybedenlerin öyküsü bir girişimci için kazananlarınkinden çok daha önemlidir.

İki kalas, bir heves
Peki ben bu konuda ahkam kesecek durumda mıyım?
Bilmeyenler için ben 1995 yılından bu yana bilişim ve teknoloji konusunda uzmanlaşmış bir gazeteciyim. Bu süreç içinde birçoklarından daha önce trendleri gördüm, inceledim, analiz ettim, yazdım, paylaştım. Google’dan Sahibinden.com’a kadar yüzlerce girişimin kuruluşuna, gelişimine ve batışına şahitlik ettim. Kurucularıyla tanıştım. Ülkelerinde merkezlerini ziyaret ettim. Görüş alışverişleri yapma fırsatı buldum.
Bu süreç içinde bir küçük web girişimim de oldu ama hep gazetecilik ağır bastığı için devam etmedim, sessizce kapattım. Zaten şahsi bir şeydi, tasarımdan kodlamaya, pazarlamadan desteğe kadar her şeyi ben yapıyordum (tipik bir Türk modeli) Bir şey olmayacağı belliydi.
Birçok medya sitesini kurdum, yönettim. Son olarak da Doğan TV Holding’in bu konulardaki en üst düzey yöneticiliğini yaptım. Bu ölçekteki kurumlarda bir şey yapılamayacağını görünce de istifa ederek kendi şirketimin başına geçtim. Radikal gazetesinde ilk günden bu yana yaptığım sayfayı ve köşemi hala dışardan hazırlıyorum.
Yaklaşık 2 sene önce de kurduğum MYK Medya bugün Televidyon, Yahoyt, Kaybolduk.biz , Ayakustu.TV ve Alkışlarla Yaşıyorum adlı markaların yanısıra arka tarafta birçok yaratıcı işe imza atan bir şirket. Kefeni de yırttığını düşünüyorum. 16 kadrolu çalışanı ve dışardan telifle çalıştığı birçok kişi bulunan bir yapının bir şeyleri başardığını düşünmek haksızlık olmaz. Üstelik hiçbir yatırım almadan ve müşterilerine sunduğu hiçbir hizmetten ücret almadan bu yapıyı sürdürmek gerçekten kolay iş değil. (Öyküsünü benim ağzımdan izlemek ister miydiniz?)

Eski ofisimizden bir kesit.
Etrafımda web yatırımı yapmayı planlayan birçok genç var. Geliyorlar, fikirlerini anlatıyorlar, kimisi destek istiyor, kimi fikir arıyor. Hepsine elimden geldiği kadar yardımcı olmaya çalışıyorum. Hepsinin heveslerini çok saygıdeğer ve anlaşılır buluyorum. Ama yukarıda da değindiğim gibi kafalarında yanlış rol modelleri ve yetersiz birikimle yola çıktıkları için hayalkırıklığı da kaçınılmaz oluyor. Çok istisna durumlar dışında…
Şimdi tavsiyelerimi sıralayayım:
- İş hayatında tecrübeniz yoksa sakın kendinize ait bir işe girişmeyin: Önce girin bir yerlerde çalışın. E-ticaret yapacaksanız bir tüccarın yanına gidin, boğaz tokluğuna çalışın. İçerik üretecekseniz, bu işi iyi yapan yerlerde bulunup o işin inceliklerini öğrenin. Ne yapacaksanız yapın, önce o konunun ‘puştluklarını’ belleyin. Yoksa karşınıza çıkan dişli bir rakip kısa sürede silkeler atar. Ya da zaman kaybettirir. Bir işte çalışmak size işyerlerindeki olumlu, olumsuz şartlar konusunda da fikir vereceğinden kendi şirketinizdeki kararlarınız için faydalı olur.
- İşe kimle giriştiğinize dikkat edin: Nasıl bir ekip kuruyorsunuz? Kim hangi işi yapacak? Kim neyi yapmaya muktedir? Siz ne yapacaksınız? Tercihen arkadaşlarınızla işe başlamayın. Ya da şöyle düzelteyim; sadece arkadaşınız, kafa denginiz olduğu için biriyle bir şeye başlamayın. İş yaşamı başkadır. Zor ve para oyunu bozar. Örneğin yarın bir gün o arkadışınızı işten çıkartmak zorunda kalabilirsiniz. Yapabilir misiniz? Arkadaşlığınız bozulur mu? Arkadaşlık bozulmasın diye işe devam etmeyi göze alabilir misiniz?
- Türk insanı tembeldir: Çok ırkçı ve peşin hükümlü bir tespit gibi gelmiş olabilir ama nedense hiç ‘Türk insanı çalışkandır’ diye bir genelleme yapasım yok. Bir Almanın, Japonun, Korelinin çalışma şeklini gözlemleme fırsatınız olursa ne demek istediğimi daha iyi anlarsınız. Biz çalışmayı çok seven bir millet değiliz. Bu yüzden genellikle sizin de ekibiniz böyle olacak. Sohbet etmeyi, web sitelerinde geyik yapmayı, haber sitelerinde vakit öldürmeyi, oyun oynamayı her zaman iş yapmaya tercih edecek. Bunları nasıl göğüsleyeceksiniz? Bu şartları nasıl lehinize çevireceksiniz? Onları nasıl sizin için, sizin kadar inançla çalışır hale getireceksiniz?
- Bulaşık yıkayabilir misiniz? Kendi şirketinizi kurduğunuzda kimi zaman başkalarının bulaşığını yıkamak, tuvaleti temizlemek, çay-kahve servisi yapmak, marketten alışveriş yapmak, boya badanayla uğraşmak, ağ kabloları çekmek, telefonlara cevap vermek gibi normalde akla gelmeyen birçok şeyi bunları yapacak birini alabilecek duruma gelinceye kadar siz yapmak zorunda kalacaksınız. Bunlardan gocunur musunuz? Ben zorlanmıştım örneğin.
- Parasız ne kadar dayanabilirsiniz? Türkiye’de para kazanmak zordur. Parayı kazandığınızı düşündüğünüzde bile tahsilat bile sürprizlere gebedir. Sözleşmeli ödemelerinizi bile alamayabilirsiniz. Ben MYK Medya’da kendime belirlediğim sabit bir maaş ve yıl sonu kazançtan kar payı olarak gelir elde ediyorum. Maaşımı geç aldığım; hatta alamadığım aylar oldu. Ekibe maaş verebilmek için bundan feragat etmek zorunda kaldım. Siz de böyle bir durumda kalabilirsiniz. Hiç başıma gelmedi ama hiç maaş veremez durumda kalabilirsiniz. Böyle bir durumda cephaneniz ne kadar yeterli? Çalışanlarınız bu tip bir durumda size kredi verir mi? Yoksa filikalara binip gemiyi terk mi ederler?
- Türkiye’de web alanında risk yatırımcısı yok: Yurtdışında milyonların uçuştuğu pazarlar aklınızı çelmesin. Türkiye’de o tip yatırımcı yok. Bizde genelde sitenin tamamını ya da çoğunluğunu satın alıp projeyi kökten kurutanlar ya da çok az parayla çok şey almaya programlananlar var. Yatırımcı olduğunu iddia edenler de zaten para kazanıp kendi yağıyla kavrulması garanti sistemlere para aktararak kendi riskini azaltıyor. İstisnalar olabilir ama bunlar size kaide olmasın. Burada kendi başınıza ayakta durmanız gerekiyor.
- Türkiye’de reklam pastası yok: Türkiye’nin online reklam dünyası henüz emekleme çağında. Google çorbadan kepçeyle pay alıp kaşıkla bize dağıtıyor. Dolayısıyla Google reklamlarından gelecek parayla ancak öğle yemeklerinizi garanti edebilirsiniz. Geri kalanın büyük bölümünü dev medya şirketleri ve portaller alıyor. Reklam satış ağlarının temsil ettiği büyük sitelerin payını da düşünce size pastanın ezik büzük bir dilimi kalıyor. Buna da pek bel bağlamayın çünkü binlerce siteyle paylaşacaksınız onu da. İyi ilişkileriniz yoksa reklam gelirini unutun. Benim bu tip ilişkiler ağım olmasaydı şirketi kurmam bile söz konusu olmazdı. Yukarıda saydığım markalar da bir hayal olarak kalırdı. Bu ‘öncü destekçiler’ genellikle reklam destekli modellerde her zaman, her ülkede ve her mecrada olmuştur. Bize has bir şey de değil.
- Vergi ve hukuk sistemini iyi öğrenin: Türkiye birçok alanda en yüksek vergilerin alındığı ülkelerden biri. Hangi konuda ne kadar vergi vereceğinizi iyice öğrenin. Bir sene 100 lira kazanıp bunun sadece 20 lirasının size kaldığını görebilirsiniz. Harçlar, aidatlar, vergiler derken neye uğradığınızı şaşırabilirsiniz. Hukuk için de aynı şey geçerli. Neye hakkınızın olduğunu, neye olmadığınızı çok iyi öğrenin. Çalışanlarınızın ve onlara karşı sizin haklarınızı da… Gerekiyorsa iş ortaklarınız ve personelinizle sözleşmeler yapın. İyi bir muhasebeciniz ve avukatınız olsun.
- Markalarınızın patentini alın: Ülkemizde en çok ihmal edilen konulardan biri. Çok düşük bedellerle geleceğinizi garantilersiniz. Ya da biri sizin adınıza bunu yapıp hayatınızı kabusa çevirir.
- Sürdürülebilir bir planınız olsun: Dönemsel çıkışlar, fırsatlar ve kazançlar aklınızı karıştırabilir. Yaptığınız işi büyütemeseniz de olduğu şekliyle her zaman korumaya çalışın.
- Şirkete yatırımdan vazgeçmeyin: Türk girişimcisinin maddi anlamdaki başarısını sektörüne göre aldığı Mercedes ya da Porsche’sinden anlayabilirsiniz. Bunun için telaşa gerek yok. Şirketin ihtiyaçları asla bitmez. Önce size bu imkanı sunan yapıya bedelinizi ödeyin, sonra Porsche’ye de binersiniz Maserati’ye de…
- Para kazanmaya odaklanmayın: Para denilen şey düşük maliyetlerle, uzun süre, inandığınız bir fikre yapacağınız yatırımın sonunda gelebilir. Anında parayı bulmak istiyorsanız muhtemelen aklınız yettiği kadarıyla tespit ettiğiniz başarılı modelleri taklit etmekten öteye gidemeyeceksiniz. Bu şansınızı iyice düşürür.
- Büyük ihtimalle başaramayacaksınız: Bu ihtimali hiçbir zaman unutmayın. Kimi zaman başaramadığınız 5 sene sonra ortaya çıkabilir. Buna hazırlıklı olun. Dünyanın sonu da değil. Birçok başarı öyküsünün arkasında başarısız denemeler vardır.
- Kimseden destek beklemeyin: Türklerin başarılı insanlara sempatiyle bakmadığını biliyoruz. Sizin için de bu geçerli olacak. Bir şeyleri başarmaya başladığınızda eleştirilmeye, dedikodular duymaya, hatta arkadaşlarınızın bile size tavır aldığına şahit olacaksınız. Bunları hazmetmeye hazır olun. Kafanızı takarsanız, işinizi unutur, batarsınız. İşteki başarı matematik olarak ölçülebilen bir kavramdır. Etrafınızdaki hasetlerin verileri eksikse, doğruları yansıtmıyorsa takmayın.
- İşinizi yapın: Türkiye’de benim gözlemlediğim en büyük sıkıntı web girişimcilerinin orada burada buluşup sohbet etmekten, toplantılara, seminerlere katılmaktan işiyle uğraşacak vakit bulamıyor oluşu. Konuşmanın sonu yok ama lafla da peynir gemisi yürümez. Üstelik akıllı hiçbir girişimci de sırlarını uluorta paylaşmaz. Herkes birbiriyle rakip ve ticaret denilen şeyin dostlukla arası pek yok. Onun, bunun ne yaptığını bırakın. Kendi işinize ve hedeflerinize odaklanın.
- Girişimci olmak zorunda değilsiniz: Bir girişimcinin hayalleriyle yaşadığı arasındaki farkı önceden kestirebilmek güçtür. Aybaşında kirayı ve maaşları çıkarmak, vergilerden ve masraflardan kalanla gelişmeye devam edebilmek, rakiplerle boğuşmak, sürekli bir başarı baskısı altında günleri devirmek herkesin kaldırabileceği bir stres değildir. Yapmaktan hoşlandığınız bir işi kabul edilebilir bir maaşla yapabildiğiniz yerler kimi zaman hayatınızın en ideal formu olabilir. Girişimcilik bir anlamda hayatınızdan, ailenizden, sağlığınızdan bir şeyleri gönüllü olarak feda etmektir. Üstelik bedelini her zaman alamayabileceğiniz bir kumardır.
Bütün bu maddeler gözünüzü korkutmuş olabilir. Belki de böyle olması gereklidir. Ama bu listenin birçoğunda ibre sizden yanaysa ve kafanızda bir şeyler yapmak varsa, sakın çekinmeyin. Kolları sıvayın ve başlayın. Hayat çok kısa ve çoğu zaman denemek için ikinci bir fırsatınız olmayacak.
Ve unutmayın, bir şirketin oturması 2 yıldan az sürmez. Piyasada tanınması, çalışanların birbirine alışması, sistemin büyük hatalardan arındırılması, markanın oturması, mali dengenin kurulması ve algının yerleşmesi gibi konular bundan önce bitecek şeyler değildir. Sabırlı olun.
Yukarıdaki listenin uzun yıllara dayalı gözlemlerin sonucunda şu an düşününce aklıma gelenler olduğunu unutmayın. Kişilere göre farklılıklar içerebilir. Hepsi eşit derecede önemli olmayabilir. Eksik kalan noktaları da olabilir. Onları da aklıma geldikçe ekleyeceğim.
Türkiye’deki mevcut web girişimcilerinin birikimlerini takip etmek için eTohum arşivi iyi bir kaynak olabilir.
Sizin de görüşlerinizi yorumlarda beklerim.
(NOT: Bu yazıyı yazdıktan sonra Oğuz Serdar‘ın sayesinde gördüğüm bir kaynak da çok daha özet ve daha tecrübe içeren bir derleme sunuyor. Tavsiye ederim.)

Buyrun ancak bitti… Umarım faydası olur. (yazmak 3 saatimi aldı!)
This comment was originally posted on FriendFeed
Buyrun ancak bitti… Umarım faydası olur.
This comment was originally posted on FriendFeed
Güzel yazı olmuş. Başucu yazısı olmalı.
This comment was originally posted on FriendFeed
Bir yere not almamız lazım bunları, boş bir şekilde girişmek olmaz
Öngörebildiğim, b planı hazırladığım durumların yanı sıra aklıma bile gelmeyecek noktalara değinmişsiniz. Benim için çok faydalı bir yazı oldu, eminim ki bir çok kişiye de yol gösterecektir. Teşekkürler.
Çok yerinde bir yazı olmuş. Okurken çok keyif aldığımı söyleyebilirim, teşekkürler.
Harika bir yazı. Özellikle son maddeler çok vurucu olmuş. Elinize sağlık.
This comment was originally posted on FriendFeed
Hocam kusura bakmayın ama yazılanlar hep aynı geyikler… Projen iyiyse her türlü gidersin, kötüyse adım bile atmadan yok olursun ya da bir "abi" çıkar iyimiş gibi projeni bir süre pazarlar… Bu son dediğim bu aralar çok yapılıyor… Bugün iyi bir proje (girişimcisi) nin projeyi sunma kanalları önünde hiçbir engel yok. Evet bir miktar para işlerini çok hızlandırır ama bunu bulamamış olması başarısızlık için bahane değil. Yok iş planları, yok gelir-gider hesapları bunların hepsi safsata.
This comment was originally posted on FriendFeed
Serdar Bey yazınızı keyifle okudum. Ben ve çalışma arkadaşlarım da bilişim sektöründe kendi işimizi yapmaya çalışan bir ekibiz ve neredeyse bizi özetlemişsiniz. Biz işe başladığımızda çoğumuz okulu yeni bitirmiş ve çok az tecrübeliydik en fazla 4-5 yıl tecrübesi olanlarla, tamamen tecrübesizlerden oluşan bir ekiple başladık. Tahmin edersiniz ki belirttiğiniz tüm konularda zorlandık. (Arkadaş olarak dayanışması iyi, güvenilir ve çok iyi çalışan bir ekibimiz olması haricinde) Madde madde özetlediğiniz tüm süreçleri aynen yaşadık.
Tüm bunlara eklemek istediğim nokta şudur; genelde bu girişimcilik denemelerinin tamamen teknik bakış açısına sahip kişilerce başlaması da önemli bir sorun. İşin fikir, planlama ve üretme (kodlama) kısmına verilen önem pazarlama ve gelir modeli gibi can alıcı noktaların ihmal edilmesine neden oluyor. Bazen çok iyi bir proje diye aylarınızı verip keyifle bitirdiğiniz ancak bitince ürünün en baştan pazarlama sorunlu oldugunu gördüğünüz projeler büyük kayıp olmuştu ilk zamanlarda. Ancak şimdi ilk yaptığımız iş, pazarın durumunu ve gelir modelini planlamak
Biz belki bir çok firma içinde 5 yıldır ayakta kalmayı başaran nadir ekiplerden biriyiz ancak ülkemizdeki bilişim pazarının tüm sektörlerin en plansız, düzensiz ve sorunlu olanı olması, hala her attığımız adımda ciddi çabalar gerektiriyor.
Son olarak, elinize sağlık, yazınız çok güzel ve faydalı olmuş, 3 saate değmiş.
Yazıdaki çoğu şeye katılıyorum ancak bir tek şey benim yapmadığım ama sonrasında da “yapmak zaten vakit kaybıymış” dediğim birşey ki bu konuyu bence bir paragraftan daha derin tartışmak lazım. O konuda zaten sizin hemen bahsettiğiniz ilk tavsiyeniz.
Tahmin ediyorum ki, birçok kişi zaten kendi işini kurmaktan korkuyor, ancak bazı şeyleri de elinizi kirletmeden bilemiyorsunuz. (Burda bir örnek yazmıştım ama daha kısa yoldan anlatıcam) Sizde iyi bilirsiniz ki, bir işte çalışarak işe kiminle girişmeniz gerektiğini bilemezsiniz çünkü ancak o işe giriştiğinizde nasıl birine ihtiyacınız olduğunu anlayabilirsiniz. Ardından bir işte çalışarak, çalışma hukukunu öğrenebilirsiniz ama ceza hukukunu öğrenemeyebilirsiniz. Ve yine marka mı ? gibi bir soru sorabilme ihtimaliniz de yüksek.
Diğer tüm dediklerinize katılıyorum ancak yukarıdaki söylediğim ve sizinde aslında elbette bilinmesini söylediğiniz şeylerin şahsen sadece “insan başına gelince anlıyor” gibisinden bir durum ile öğrenebileceğini düşünüyorum. E bunun içinde biraz da cahil cesaretine ihtiyaç oluyor, yoksa bu kadar sorun çıkacak karşıma diye düşünüp kaç yaşına kadar hazırlanmamız lazım ki ?
Yazıdaki çoğu şeye katılıyorum ancak bir tek şey benim yapmadığım ama sonrasında da “yapmak zaten vakit kaybıymış” dediğim birşey ki bu konuyu bence bir paragraftan daha derin tartışmak lazım. O konuda zaten sizin hemen bahsettiğiniz ilk tavsiyeniz. Tahmin ediyorum ki, birçok kişi zaten kendi işini kurmaktan korkuyor, ancak bazı şeyleri de elinizi kirletmeden bilemiyorsunuz. (Burda bir örnek yazmıştım ama daha kısa yoldan anlatıcam) Sizde iyi bilirsiniz ki, bir işte çalışarak işe kiminle girişmeniz gerektiğini bilemezsiniz çünkü ancak o işe giriştiğinizde nasıl birine ihtiyacınız olduğunu anlayabilirsiniz. Ardından bir işte çalışarak, çalışma hukukunu öğrenebilirsiniz ama ceza hukukunu öğrenemeyebilirsiniz. Ve yine marka mı ? gibi bir soru sorabilme ihtimaliniz de yüksek. Diğer tüm dediklerinize katılıyorum ancak yukarıdaki söylediğim ve sizinde aslında elbette bilinmesini söylediğiniz şeylerin şahsen sadece “insan başına gelince anlıyor” gibisinden bir durum ile öğrenebileceğini düşünüyorum. E bunun içinde biraz da cahil…
This comment was originally posted on FriendFeed
Henüz okumadım ama çok fazla gecikmeyecek dediğiniz de bu kadar erken geleceğinide beklemiyordum
Şimdi de okuma vakti.
This comment was originally posted on FriendFeed
Boxer dergisinde yayınlanan şöyle bir yazım vardı:
- http://www.mtkocak.net/wp-content/uploads/2009/03/yazi.jpg (Kırpılmış versiyon)
- http://www.mtkocak.net/?p=49 (Sansürsüz)
Çok güzel bir yazı olmuş bence Türkiye’de bu işin nasıl yürüdüğü daha iyi anlatılamazdı.
Bir noktada çok iyi bir bilgi vermişsiniz. İşler tanıdıkla yürüyor.
This comment was originally posted on FriendFeed
Altan Tanriverdi, iyi projeler yuruyup gitseydi, Turkiye’de yuzlerce proje olurdu. Ben yazida tam anlatamamisim belli ki…
This comment was originally posted on FriendFeed
İyi proje olupta başaramayan şu yüzlerce proje hangileri? Bi’ hatırlatsanız…
This comment was originally posted on FriendFeed
iyi şeylerin olabilmesi için tohumun, toprağın, suyun ve pazarın da uygun olması lazım geliyor; benim bu yazıdan anladığım bu. tek başına tohumun bir etkisi yok. tohum taşlı toprağa düştü mü, gübresiz susuz yandı mı potansiyelini gerçekleştiremeden kavruluyor.
This comment was originally posted on FriendFeed
Ben birseyi merak ediyorum aslinda: FF’de herkes girisimci mi? Bana sanki bazen oyle geliyor. Herkes girisimci, herkes tasarimci, herkes programci, herkes reklamci gibi. Ya da olmaya hevesli. FriendFeed TR Girisimci Deryasi gibi. Memlekette herkes girisimci ama FF’deki kadar girisimci, girisen, fikri olan, "yapiyoruz, geliyoruz, yolda" sesleri olan bir yer gormedim. Kimse ustune almasin. Bazen iki tokat atasim geliyor, "Neye girisimcisin, neyle girisimcisin, ne yapiyorsun"..
This comment was originally posted on FriendFeed
Serdar Bey yazınızı keyifle okudum. Ben ve çalışma arkadaşlarım da bilişim sektöründe kendi işimizi yapmaya çalışan bir ekibiz ve neredeyse bizi özetlemişsiniz. Biz işe başladığımızda çoğumuz okulu yeni bitirmiş ve çok az tecrübeliydik en fazla 4-5 yıl tecrübesi olanlarla, tamamen tecrübesizlerden oluşan bir ekiple başladık. Tahmin edersiniz ki belirttiğiniz tüm konularda zorlandık. (Arkadaş olarak dayanışması iyi, güvenilir ve çok iyi çalışan bir ekibimiz olması haricinde) Madde madde özetlediğiniz tüm süreçleri aynen yaşadık. Tüm bunlara eklemek istediğim nokta şudur; genelde bu girişimcilik denemelerinin tamamen teknik bakış açısına sahip kişilerce başlaması da önemli bir sorun. İşin fikir, planlama ve üretme (kodlama) kısmına verilen önem pazarlama ve gelir modeli gibi can alıcı noktaların ihmal edilmesine neden oluyor. Bazen çok iyi bir proje diye aylarınızı verip keyifle bitirdiğiniz ancak bitince ürünün en baştan pazarlama sorunlu oldugunu gördüğünüz projeler büyük kayıp olmuştu ilk zamanlarda. Ancak şimdi ilk…
This comment was originally posted on FriendFeed
@Zoban biz hepimiz zenciyiz
This comment was originally posted on FriendFeed
Ya girişimcilere yönelik forum yok mu? pokerciler veya bahisçiler kadar organize olamadık, adamların süper paylaşımları var forumlarında
açsam iş yapar mı acaba
))
This comment was originally posted on FriendFeed
Ya girişimcilere yönelik forum yok mu? pokerciler veya bahisçiler kadar organize olamadık, adamların süper paylaşımları var forumlarında
This comment was originally posted on FriendFeed
Urkuyorum burada acikcasi. Herkesin patron-girisimci oldugu konsey salonu gibi. Acikcasi "Girisim-Girisimci" lafi duymaktan, görmekten bana gina geldi. (Sonradan edit, allah cezami vermesin Servet Cetin gibi pespese "acikcasi" demisim, dilimi isirayim…ama yasasin Türkü Baba)
This comment was originally posted on FriendFeed
Urkuyorum burada acikcasi. Herkesin patron-girisimci oldugu konsey salonu gibi. Acikcasi "Girisim-Girisimci" lafi duymaktan, görmekten bana gina geldi.
This comment was originally posted on FriendFeed
Erdal K burda olsaydi soyle derdi elinde soguk burasi ile: " Simdi bir girisecegim sana…" / Neyse civimiyim Serdar K, abi gayet guzel yazmissin. Calisarak pustluklar icinde suzgecten gecmek ve para pul olaylari ile insan tanimak Re-post etmek istedigim ayrintilar. Eline saglik.
This comment was originally posted on FriendFeed
En onemli maddeyi unutmusum esas, onu da eve donunce ekleyecegim.
This comment was originally posted on FriendFeed
elinize saglik. güzel ve oldukca bilgilendirici bir yazi olmus. basarilar.
@altan: mondus.net’i hatırlayanınız var mı bilmem? Türkiye’de Facebook’tan önce çıkan ve hızla yükselen üye profili ile çok iyi bir çıkış yakalayan bir sosyal medya sitesiydi. Çok iyi düşünülmüş bir girişimcilik projesiydi de. Ne yazık ki Facebook’un güçlü girişi karşısında bir anda gözden düştü ve şu anda para kazandırmayan bir proje olarak tarihin sayfalarında yerini aldı bile. Çok iyi bir girişimcilik projeniz olabilir ancak bu biraz da içinde bulunduğunuz koşullar, doku ya da kimya meselesi. MSK’nın yazdıklarının her biri benim deneyimlerimde de mevcut. Bunlar başına gelmeyenler kendilerini şanslı addetsinler, morallerini bozmasınlar, doğru yolda olduklarını düşünsünler. Ancak her biri geyik değil, birer ve yüzlerce vaka olarak belleklerdedir!..
This comment was originally posted on FriendFeed
@altan: mondus.net’i hatırlayanınız var mı bilmem? Türkiye’de Facebook’tan önce çıkan ve hızla yükselen üye profili ile çok iyi bir çıkış yakalayan bir sosyal medya sitesiydi. Çok iyi düşünülmüş bir girişimcilik projesiydi de. Ne yazık ki Facebook’un güçlü girişi karşısında bir anda gözden düştü ve şu anda para kazandırmayan bir proje olarak tarihin sayfalarında yerini aldı bile. Çok iyi bir girişimcilik projeniz olabilir ancak bu biraz doku ya da kimya meselesi. MSK’nın yazdıklarının her biri benim deneyimlerimde de mevcut. Bunlar başına gelmeyenler kendilerini şanslı addetsinler, morallerini bozmasınlar, doğru yolda olduklarını düşünsünler. Ancak her biri geyik değil, birer ve yüzlerce vaka olarak belleklerdedir!..
This comment was originally posted on FriendFeed
Mondus’un bir çok şeyi yanlıştı. En önemlisi zamanlaması facebook’un yaptığını yapıyorlardı yanlış hatırlamıyorsam ve açılıp daha yeni yeni kendini tanıtmaya çalışırken facebook geldi. Ve kabul etmek gerekir ki facebook mondustan çok daha iyi bir siteydi.Copy site yapmanında bazı riskleri var haliyle, orjinali gelebilir
This comment was originally posted on FriendFeed
Mondus’un bir çok şeyi yanlıştı. En önemlisi zamanlaması facebook’un yaptığını yapıyorlardı yanlış hatırlamıyorsam ve açılıp daha yeni yeni kendini tanıtmaya çalışırken facebook geldi. Ve kabul etmek gerekir ki facebook mondustan çok daha iyi bir siteydi.Copy site yapmanında bazı riskleri var haliyle…
This comment was originally posted on FriendFeed
Mondus birçok şeyden kaybetti. En önemlisi zamanlaması facebook’un yaptığını yapıyorlardı yanlış hatırlamıyorsam ve açıldıktan daha yeni yeni kendini tanıtmaya çalışırken facebook geldi. Ve kabul etmek gerekir ki facebook mondustan çok daha iyi bir siteydi.
This comment was originally posted on FriendFeed
@erkan: Size katılıyorum. Öte yandan, Mondus’un birkaç ay daha vakti olsaydı belki de birkaç özellik ve epey abone daha ekleyebilecek ve epey para kazanmış bir başarılı bir girişimcilik projesi olarak söz edilecekti. Aynı durum Yonja için de bir ölçüde geçerli. Bir zamanların milyonlarca dolarlık girişimcilik başarısı, kendisini geliştiremediği için Facebook Tsunamisi’nin altında kaldı.
This comment was originally posted on FriendFeed
@erkan: size katılıyorum. Öte yanda, Mondus’un birkaç ay daha vakti olsaydı belki de birkaç özellik ve epey abone daha ekleyebilecekti ve şimdiye epey para kazanmış bir başarılı bir girişimcilk projesi olarak sözedilecekti. Aynı durum Yonja için de bir ölçüde geçerli. Bir zamanların milyonlarca dolarlık girişimcilik başarısı, kendisini geliştiremediği için Facebook Tsunamisi’nin altında kaldı.
This comment was originally posted on FriendFeed
@ ismail hakkı polat : Evet bence de yonja’nın da tamamen kendi hatası bu durum facebook’un şuçu değil. Geçen gün yonja üzerine yazıları okuyordum eksisözlükte bir çok insan eski okul arkadaşları mı bulabiliyorum bu sitede çok faydalı diyor yıl 2004, facebook ortada yok. Kullanıcını takip etmez onlara istediklerini vermezsen veren biri çıkıyor.
This comment was originally posted on FriendFeed
yonja’nın da tamamen kendi hatası bu durum facebook’un şuçu değil. Geçen gün yonja üzerine yazıları okuyordum eksisözlükte bir çok insan eski okul arkadaşları mı bulabiliyorum bu sitede çok faydalı diyor yıl 2004, facebook ortada yok. Kullanıcısını takip etmez onlara istediklerini vermezsen veren biri çıkıyor.
This comment was originally posted on FriendFeed
Yani mondus.net girişimcilerinin, iş hayatında tecrübeleri olsaydı, iş ortakları daha iyi olsaydı, bulaşık yıkayabilselerdi, daha çok paraları olsaydı, vergi ve hukuk sistemini daha iyi bilselerdi, oturup daha iyi bir iş planı yazsalardı bu durumda olmayacaklar ve facebook’un rakibi olacaklardı…? mi acaba ? İyi projeniz varsa devamlı yazılan Girişimcinin bilmem neleri, başarıya giden yol tadında ifadelerin/önerilerin bir anlamı yok… Bu bir eliminasyon devamlı takılıp düşenler olacak ve bunu ne yaparsanız yapın engelleyemezsiniz.
This comment was originally posted on FriendFeed
@erkan: Aynen ifade ettiğiniz gibi; Yani sadece en baştaki parlak girişimcilikle iş bitmiyor. Girişimcinin gelişmeleri ve pazarı sürekli izleyerek kendini yenilmesi gerekiyor. Bu arada paranın ne kadar zor kazanıldığının bilincine vararak mevcut kazancını vergi ve hukuk sistemine kurban etmemesinde de fayda olabilir!..
This comment was originally posted on FriendFeed
Altan Tanrıverdi sizin bu kadar net ve iddialı olmanızı sağlayan girişimcilik serüveninizi, yaşadığınız başarı ve başarısızlıkları duymak isterim burada aynı netlikte. Paylaşır mısınız? (bu arada unuttuğum en önemli maddeyi de sona ekledim, ilgilenenlere duyrulur)
This comment was originally posted on FriendFeed
Elinize sağlık, gayet faydalı olmuş.
This comment was originally posted on FriendFeed
Nasıl da laf koydunuz öyle… Girişimci olarak yazdığımı kim söyledi? Biz girişimcilerin işlerini yapan işçileriz, görüşlerimiz değerli değil sanırım girişimciler kadar…
This comment was originally posted on FriendFeed
Altan Tanrıverdi: Girişimcilik hakkında, bir girişimci tarafından yazılan tespitleri bu kadar net eleştirebilmek girişim yapmadan nasıl mümkün oluyor? Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmak değil mi bu? Ben sizin pozisyonunuzda çalışırken daha SSK primleri, işgünü hesaplamalarını bile doğru dürüst bilmiyordum. Siz hangi hukuk, finans, reklam pazarlama ya da medya planlama, ticari dünya ve şirketler arası ilişkiler birikiminize dayanarak bütün bu iddiaları sarfediyorsunuz? Bunu merak etmiştim. Gerçi tam da tahmin ettiğim cevabı aldım.
This comment was originally posted on FriendFeed
Girişimcilik hakkında, bir girişimci tarafından yazılan tespitleri bu kadar net eleştirebilmek girişim yapmadan nasıl mümkün oluyor? Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmak değil mi bu? Ben sizin pozisyonunuzda çalışırken daha SSK primleri, işgünü hesaplamalarını bile doğru dürüst bilmiyordum. Siz hangi hukuk, finans, reklam pazarlama ya da medya planlama, ticari dünya ve şirketler arası ilişkiler birikiminize dayanarak bütün bu iddiaları sarfediyorsunuz? Bunu merak etmiştim. Gerçi tam da tahmin ettiğim cevabı aldım.
This comment was originally posted on FriendFeed
Gerçekten bir başucu yazısı kıvamında olmuş. Mükemmel. Ülkenin bu konudaki gerçeklerini güzel anlatıyor ve girişimcilerin ayaklarını yere basmalarını öğütlüyor.
Yaptığınız tespitleri bilmenin, bir bilişimcinin bilgi sahibi olması gereken noktaları anlamanın o projenin/girişimin kendisinden bile değerli olduğu noktada buna itiraz etmek için bu dediklerinizi bilmem gerekmiyor. Bir girişimci, projesi başarılı olmasa bile başarılı olabilir mi? Bunu mu demek istiyorsunuz? Ya da çok başarılı bir proje bu öneriler takip edilmez ise hüsrala mı biter? Ayrıca bir girişimciyi tüm yukarıda saydıklarınızı bilmek zorunda olan biri konumuna getirmek doğru mu bu işlerin uzmanları varken…
This comment was originally posted on FriendFeed
Yaptığınız tespitleri bilmenin, bir bilişimcinin bilgi sahibi olması gereken noktaları anlamanın o projenin/girişimin kendisinden bile değerli olduğu noktada buna itiraz etmek için bu dediklerinizi bilmem gerekmiyor. Bir girişimci, projesi başarılı değilse başarılı olabilir mi? Bunu mu demek istiyorsunuz? Ya da çok başarılı bir proje bu öneriler takip edilmez ise hüsrala mı biter? Ayrıca bir girişimciyi tüm yukarıda saydıklarınızı bilmek zorunda olan biri konumuna getirmek doğru mu bu işlerin uzmanları varken…
This comment was originally posted on FriendFeed
"Siz hangi hukuk, finans, reklam pazarlama ya da medya planlama, ticari dünya ve şirketler arası ilişkiler birikiminize dayanarak bütün bu iddiaları sarfediyorsunuz? Bunu merak etmiştim; tam da tahmin ettiğim cevabı aldım" Buna ne cevap aldınız bu arada? Eğitimim konusunda bir bilginiz mi var?
This comment was originally posted on FriendFeed
Altan Bey Eğtiminiz nedir bilmiyorum ancak Ben de 5 yıldır bilişim alanındaki bir şirketin ortağıyım. M. Serdar Kuzuloğlu’nun yazısının hemen her aşamasını tek tek yaşadık. Hatta ve hatta çevremde benzer süreçleri yaşayan yığınla örnek verebilirim. Harward mezunu da olsanız pratiğini bilmidiğiniz işlerde ahkam kesmeyin derim. Ayrıca yazıdan "her bilişimci ve girişimci bu yolu izlesin" sonucunu da nasıl çıkardınız bir fikrim yok. Yazının başlığı gayet net: "İnternet girişimcilerine dost tavsiyeleri" Beğenmiyorsanız dikkate almayın bu tavsiyeleri. Burda bilimsel bir tez yazıldığı iddia edilmiyor zaten. Tecrübelerden edinilen dersleri paylaşma fedakarlığını herkes göstermez. Bu nedenle bu yazıya yönelik yıkıcı ve olumsuz eleştirilerinize anlam veremiyorum.
This comment was originally posted on FriendFeed
Serdar Kuzuloglu’nun yazısında yazmıs oldugu girisim seruvenini yasamıs ve hatalar yapmıs birisi olarak begendigimi dile getirmek isterim.Projeniz vardır harika bir fikirdir,ancak pazarlama,satıs,yonetim(iş modeli yonetiminden tutunda eleman yonetimi,kendi hayatınızın yonetimi),müşteri hizmetleri,maddi akışı saglamak,iş yaptıgınız insanlarla diyalogunuz , ar-ge, bir işletme için gerekli daha bircok baslık,olmadan , deneyim veya fikir alışverisi olmadan olmuyor.Sadece fikirle olmuyor.Fikrinizi etkileyecek degiskenleri iyi analiz etmek ve uygulamak zorundasınız.Önemli olan fikrinizin bu degiskenlerle iyi bir sekilde işlenmesidir.Benim sahsi fikrim su ; biz genelde hep söyle dusunuyoruz sanırım.girisim = web projesi/bilişim projesi..Aslında girisim her alanda girisimdir..Önemli olan diger iş alanlarındaki gerçekleşmiş girişim modellerini iyi analiz etmek ve bilişim alanı için bu modelleri şekillendirmek gerekir.Sonucta yapılan işin ticari kısmını dusunmek gerekeceginden yonetim etkenlerinide iyi degerlendirmek gerekir.
This comment was originally posted on FriendFeed
Ben bu işi gerçekten anlayamıyorum. Neden üretilen bir teze antitez üretmek yerine tek becerdiğimiz üretileni boklamaktır??? @Altan, Serdar’ ın fikirlerinin yanlış olduğundan başka birşey yazmamışsın. Doğrusunu yaz da bilelim o zaman..
This comment was originally posted on FriendFeed
Ben de benzer bir başarısızlık süreci yaşadım. Yazılanların tamamı doğrudur. Önce bilmek sonra konuşmak lazım..
This comment was originally posted on FriendFeed
güzel bir konu, kavga ortamina donmus, yapmayın abilerim siz birbirinizle anlaşamazsanız genç girişimciler ne yapsın.
This comment was originally posted on FriendFeed
Şunu diyebiliriz sanırım bu konuda : Türkiye’de girişimci maça 3-0 yenik başlar, yurtdışındaki meslektaşlarına göre…
This comment was originally posted on FriendFeed
Bu yazıyı bundan 2-3 sene önce okusaydım "hadi be" diyebilirdim belki ama şu an benzeri bir süreci yaşıyorum ve diyebilirim ki bu yazı psikolojimi çok iyi anlatıyor. Biz türk insanı olarak, tecrübe ederek öğreniyoruz malesef; doğrusunu hep kendimiz biliyoruz zannediyoruz. işe girişip burnumuz sürtünce gerçekleri görüyoruz. Bu yazı daha başında şişirilmiş başarı hikayelerine değil de başarısızlık hikayelerine odaklanmasıyla beni tavladı zaten, Serdar Kuzuloğlu değil de bilmediğim bir başkası yazsaydı da gözlerinden öperdim. Bir de burada da yaşandığı gibi, bu konularda tecrübesi olmayan kendini okadar belli ediyor ki. Sadece bilmek de yetmiyor, işin içine girip o psikolojiyi yaşamak insanı başka bir levele taşıyor, hayata bakışını bile etkiliyor. Malesef etrafta tecrübe etmediği halde başarı hikayelerinden gaza gelip, çıkarımlar yapan, tavisyeler veren, kendi tecrübeleri gibi anlatan/yazan okadar insan var ki. Belki de tecrübe sahibi olmadan bilgi sahibi olan, bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olan, kendilerine etiketler…
This comment was originally posted on FriendFeed
Bu yazıyı bundan 2-3 sene önce okusaydım "hadi be" diyebilirdim belki ama şu an benzeri bir süreci yazıyorum ve diyebilirim ki bu yazı psikolojimi çok iyi anlatıyor. Biz türk insanı olarak, tecrübe ederek öğreniyoruz malesef; doğrusunu hep kendimiz biliyoruz zannediyoruz. işe girip burnumuz sürtünce gerçekleri görüyoruz. Bu yazı daha başında şişirilmiş başarı hikayelerine değil de başarısızlık hikayelerine odaklanmasıyla beni tavladı zaten, Serdar Kuzuloğlu değil başkası da yazsaydı gözlerinden öperdim. Bir de burada da yaşandığı gibi, bu konularda tecrübesi olmayan kendini okadar belli ediyor ki. Sadece bilmek de yetmiyor, işin içine girip o psikolojiyi yaşamak insanı başka bir levele taşıyor, hayata bakışını bile etkiliyor. Malesef etrafta tecrübe etmediği halde başarı hikayelerinden gaza gelip, çıkarımlar yapan, tavisyeler veren, kendi tecrübeleri gibi anlatan/yazan okadar insan var ki. Belki de tecrübe sahibi olmadan bilgi sahibi olan, bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olan, kendilerine etiketler yapıştırıp herşeyi…
This comment was originally posted on FriendFeed
Girşimcilik zor diğer işler çok mu kolay? 5 yıl oku 5 yılda az paraya çalış ki deneyim kazanasın o da yetmez her an işsiz kalabilirsin. Ya da o kadar yıl okuyup iş bulamaz kpss sınavlarında 1500tl ye memur olayım itfayeci olayım diye koşturur durursun, bu durumlar gençleri girişimini hayat geçirirken başına geleceklerden daha çok zorluyor. Hayallerinin peşinden gitmek zorluklarla uğraşırken bile insanları motive eder. Sevmediğin bir işte yaşamını harcamak çok daha zor değil mi?
This comment was originally posted on FriendFeed
Girşimcilik zor diğer işler çok mu kolay? 5 yıl oku 5 yılda az paraya çalış ki deneyim kazanasın o da yetmez her an işsiz kalabilirsin. Ya da o kadar yıl okuyup iş bulamaz kpss sınavlarında 1500tl ye memur olayım itfayeci olayım diye koşturur durursun, bu durumlar gençleri girişimini hayat geçirirken başına geleceklerden daha çok zorluyor. Hayallerinin peşinden gitmek zorluklarla uğraşırken bile insanları motive ede. Sevmediğin bir işte yaşamını harcamak çok daha zor değil mi?
This comment was originally posted on FriendFeed
Yola çıkarken tekrar tekrar düşünmemiz gereken birçok nokta var gerçekten. Deneyimlerinizle bunları bize gösterdiğiniz için çok çok teşekkürler.
This comment was originally posted on FriendFeed
yazidaki oneriler cok gercekci olmus. buna ekleme ya da gelistirme yapmak istiyorum. zannedersem netscape’in kurucusu (simdiler de yeni bir web2.0 zimbirtisiyla ugrasiyordu sanirim) nun oneriler sundugu bir yazisi vardi. ozetle dedigi suydu : bir start-up yapmayi dusunuyorsaniz cebinizde en az 100 bin dolar kadar para, yikilmaz bir sabir, en az 1 ortalama 3 sene verecek zaman ve hepsinden onemlisi yuzde 99′luk tutturamama riskini goze alacak bir yapinizin olmasi gerekiyor. bundan farkli olarak ben bu girisimcilik isini soyle acikliyorum. Belli unsurlari tutturmak gerekiyor. Mesela zaman bir faktor. 70′lerin sonunda bir isletim sistemi yazmak sizi dunyanin en zengini yapabilirdi ama bugun yapmayacaktir. Bir digeri mekan… Bir proje vardir, efsane olacak kabiliyettedir ancak projeyi turkiye’de yapinca sonu husran, abd’de yapinca kose olmak mumkun. Kisi bir diger faktor. Zekisinizdir, herseyi bilirsiniz ancak umudunuz cabuk tukeniyordur. Ya da en hiperaktif zamandasinizdir ama once sevmediginiz bir okulu bitirip, silah altina…
This comment was originally posted on FriendFeed
Yazıda vurgulanan en önemli hata Amerika’daki başarı örneklerini Türkiye’de gerçekleştirmeye kalkmak. YCombinator Amerikalı girişimcilere bile "size Silikon Vadisinde şu kadar ay yaşayabileceğini parayı vereceğiz, buraya yerleşeceksiniz" diyor. SF Bay Area’da programcılar, Stanford Business School var, doğal bir ortam var (gittiğiniz yoğurtçuda Steve Jobs’la karşılaşabiliyorsunuz), koca bir Amerikan pazarı var, dolayısıyla yatırımcı da var. Üstelik yatırımcının da hisesini satabileceği daha büyük yatırımcı var, yani derinlikli bir pazar var. İnsan Türkiye’de ne var diye soruyor, cevap bulmakta zorlanıyor.
This comment was originally posted on FriendFeed
Maşallah herkes benzer deneyimler yaşamışken, bana bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olduğum iddiası yapılıyor. Çünkü hepsi benimle iş arkadaşıydı! Çok iyi tanıyorlar bilgi sahibi olmadığım konusunda eminler ve bu yaptıkları "bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmanın ta kendisi" değil. Ortalıkta sürü ile girişimci bıdı bıdısı yaratıp bundan nemalananlar, 4 tane fazla girilen web sitesi sahibi olunca kendilerini Steve Jobs olarak görmeye başladı sanırım. Bir arakadaş anti-tez üret diyor. Neyin anti-tezini üreteyim? Söylüyoruz işte burada yazılanlar, iş planları vs. projenizi daha başarılı hale getirmez sadece sizi daha iyi muhasebeci, vergi uzmanı, avukat, belki biraz da html uzmanı yapar… Ya da herşeyi kontrol etme çılgınlığına düşüren bir deli… Şu an Internet girişimcisi olmaya çalışanların çoğunluğunun yazılımcı, tasarımcı v.b. tarafından oluşturulduğunu inkar eden var mı aranızda? Bu insanlardan biri olmadan onlara öğütler verecekseniz; iyi hoş tamam ama bırakında o insanlardan biri olarak, sektörde girişimcilerin,…
This comment was originally posted on FriendFeed
Yazı olarak güzel bir makale. Paylaşım için teşekkürler. Herkesin bu tip makaleleri bir araya getirilip değerlendirilirse çok faydalı bir kaynak olur girişimciler için. Batan insanlar varsa neden battıklarına dair yazılar arıyorum (ama sonradan çıkış yakalamayı başarmış kişilerin) ki onların hatalarını görebilme yetenekleri var. Tekrar elinize sağlık
This comment was originally posted on FriendFeed
Yazınızın çok keyifli ve bir o kadar da tecrübelerle dolu olması bana çok şey kattı doğrusu.
Birde ihmal etmememiz gereken bir nokta farklı düşünmek. Bunu iş hayatında uyguladığımızda sonuçların pozitif yönde değiştiğini göreceksiniz.
serdar, eline, beynine saglik. "İsin cirakligi yapilmadan, patronlugu yapilmaz" saptamanin burada yer alması gercekten onemli. Yillardir soylerim. Bir isin cirakligini yapmadan o isin yoneticiligini, patronlugunu yapamazsiniz diye..
This comment was originally posted on FriendFeed
@Altan, Yazının sahibi olarak Serdar bunu cevaplasa daha iyi olur tabii ama, yazıda anlatılanları özümsemeden manasız tepkiler veriyorsun bence. Girişimci olmak risk almak demek. Serdar bu yazıda bu riskin minimize edilmesi için bazı öneriler sunuyor kendi edindiği tecrübeler doğrultusunda. Ben yazıyı okuyunca birçok şeyi anladım yararlanmaya çalıştım kendimce. Ama senin anlattıkların bana birşey anlatmadı. Hep "yanlış buluyorum" diyorsun ama çözüm de önermiyorsun! Sen de alternatif bir yazı yaz o zaman onu da okuyalım , tarışalım.
This comment was originally posted on FriendFeed
Tamam arkadaşlar haklsınız, Serdar bey sizden de özür diliyorum.
This comment was originally posted on FriendFeed
Yazılı ve görsel medyada çıkan başarı hikayeleri insanları bu mecraya sürüklüyor.
Bu bir yandan dezavantaj iken bi yandanda avantajdır. Avantajlı yanı bir çok insanın bi türlüde olsa bu mecraya girerek mecranın bilinirliğini arttırmasına sebep oluyor. İyi veya kötü bir deneyimde olsa insanlar bu mecranın içine giriyor. Bir bakıma gelecekteki projelerin hitap edeceği bir çoğunluğun oluşmasına nedne oluyor
Güzel hazırlanmış faydalı bir yazı. Teşekkürler..
This comment was originally posted on FriendFeed
Tam olarak böyle bir yazıya ihtiyacım vardı, elinize ve dilinize sağlık. Sabit bir gelirimiz olmadığından bir işe başlayıp parasız kalınca kısa sürede pes etmek zorunda kalıyoruz. Dediğiniz gibi 1-2 yıl bizi ayakta tutabilecek bir bütceye ya da 1-2 yıl aç kalabilecek bir yapıya sahip olmamız gerek.
“Üstelik hiçbir yatırım almadan ve müşterilerine sunduğu hiçbir hizmetten ücret almadan bu yapıyı sürdürmek gerçekten kolay iş değil.”
http://mserdark.com/genel/myknin-ilk-yatirim-ortakligi
Bir tezat var sanki…)
Bir de merak ettigim, MYK grubunun gelir modeli nedir? Reklam degil, premium servisler degil.. Bu is sadece sponsorluklarla da donecek bir duzen degil?
@Altan: "Bu insanlardan biri olmadan onlara öğütler verecekseniz" demişsin. 14 senelik yazılımcıyım, şimdi girişimciyim, tavsiyelerin hepsine katılıyorum. Bilgine.
This comment was originally posted on FriendFeed
bunalıma girdim galiba. :S
Çok teşekkürler bu yazı için. Samimiyetiniz tecrubenizle birleşince önemli bir klavuz olmuş…
Benim şahsi olarak en büyük çekincem, bu süre içerisinde kendimi bir şekilde geçindirebilme telaşım. Bu konuda tavsiyeniz nedir?
Ertan, TurkTicaretNet MYK Medya’ya ortak oldu. Üstelik bu operasyon bizim yatırımlarımızın neredeyse tamamlandığı döneme denk geldi. Bizim ortaklık yapımızda web dünyasında gördüğünüz klasik yatırımcı ilişkisi yok.
MYK Medya bütün sitelerinde reklam geliri üstüne gelir modelini kuruyor. Öte yandan nakit akışını sağlamak için kurumsal video prodüksiyon ve web markaları yaratma hizmeti veriyoruz.
Ayakustu.TV bunlara bir örnek…
Sevgili Serdar abi,
Benim merak ettiğim bir konu var, umarım net bir yanıt verirsiniz. (yazıda da ucundan bahsetmişsiniz.)
Bu kadar uzun zamandır teknoloji ve internet dünyasını takip etmene, birçok internet girişiminin kuruluşundan satışına kadar tüm evrelerini görmene rağmen neden internet projeleri kurma ve işletme kararını bu kadar geç aldın?
* Sence pazar olgunlaşmamış mıydı?
* Elinde sermaye ve yeterli ekip mi yoktu?
* Ailen ve başkalarına karşı sorumluluklarını riske etmek mi istemedin?
* Başka nedenler mi var?
Çünkü hatırlıyorum, 90′lı senelerde bile internet girişimlerini tanıtıyordun, televizyona çıkıyordun. Neden 2007?
sevgiler,
Vadi
Özetle cevap vereyim, gerisini bir gün yüz yüze konuşuruz:
Pazar olgunlaşma eğilimine girmişti. Kesinlikle başlangıç için iyi zamandı ancak bunun için gazeteciliği bırakıp o işlere odaklanmak gerekiyordu. Göz ucuyla yürüyecek bir şey değildi ve ben gazeteciliği daha çok seviyordum
Elimde sermaye yoktu ama bulabilirdim. Ekibi de iyi kötü kurabilirdim. Bunlar kesinlikle engel değildi.
O dönemler evli değildim. Ailem diyebileceğim anne ve babamın da kendi geçim kaynakları vardı zaten.
Herhalde hepsinin özünde benim için o dönem internet girişimci olarak içinde yer almak yerine gazeteci gözüyle takip etmenin daha heyecan verdiği bir ortam oldu.
Şu anki yaklaşımımsa biraz farklı.
Öncelik ile merhaba,
Yazdıklarınıza sonuna kadar katılıyorum. 24 yaşında kendi işimi kurdum (öncesinde çalışma dönemi var tabii) halen tek başıma elimden geldiği kadar götürmeye çalışıyorum. Ama bu yazdıklarınızın hepsi de başıma geldi. İnternet girişimcisi değilim, zaten işim kodlamak oldu artık rüyama bile girdikleri oluyor. Ama şunu eklemek isterim bizim milletimiz kadar kendini kazıklatan bir millette yok açıkçası.
Merhaba,
Madde madde katılıyorum yazdıklarınıza.
Eşimin hamile olduğunu öğrenip, bir delilikle, 30 yaşında bankacılık kariyerine reçel yapıp satma hayaliyle noktayı koyduğumdan beri 5 yıl olmuş.
Reçel için başladım ama sonuçta bir internet girişimcisi oldum.
Bütün maddeleri neredeyse yaşadım. Ama inanmak ve çalışmak belirleyici oluyor üstesinden gelmek için. Genç arkadaşlara bol bol dinlemelerini, araştırmalarını ve gereksiz sohbetlerde vakit harcamamalarını öneriyorum. Çalışmak yukarıdaki bütün maddelerin üstesinden gelmenizi sağlar. Ama önce başlamanız gerekiyor.
Son zamanların popüler kavramı networking içinde bir kaç sözüm var. Herkes networking yapıyor. eğer maaşlı çalışmak istiyorsanız yapmaya devam edin, belki faydası oluyordur, ama iş yapmak istiyorsanız çalışın. Oluşturduğunuz değer kendi networkingini zaten yapar.Heryer sizinle iş yapmak isteyen insanlar ile dolar merak etmeyin. Odağınız işiniz olsun.
Nereye gitmek için yola çıktığınız değil, vardığınız yerde mutlu olup olmadığınız önemlidir. Siz başlayın yeterki bir bakmışsınız gittiğiniz yeri çok sevmişsiniz benim gibi.
Herkese sevgiler
Elinize sağlık
harika bir yazı olmuş. Bu tecrübelerden faydalanmamak olmaz
İşsizler İçin Şiir
bütün gün oturdum yedek kulübesinde
ve bir kardeşim saf dışı kalsın diye
çay söyledim kahveden
işsizim ya
ismi naz oluverdi herkesin
temiz bir sopa istiyor şu serçe bile
isterse yalan desin
hiçbir şey gitmiyor da gücüme
şimdi tıklım tıklımdır Pariste Pastaneler
Kürkün içinde kadın, kadının kolunda yavşak
birlikte tatildeler
Oysa tatil dediğin şımarık bir çocuktur
yapışır yakamıza biraz güneş görünce
hem sermaye istiyor pişti oynamak bile
İBRAHİM TENEKECİ
Hocam yazınızı dikkatle okudum ve gördüm ki bu yazıyı sadece web girişimcileri değil herkes dikkatle okusun. Ben ilerde kendi patronum olacam, böyle maaşlı çalışılmaz diyen arkadaşlar daha bir dikkatli okusun.
Ben diyorum ki burada girişimcilerin hevesi kırılmasın diye iyimser bir havada bile yazı yazılmıştır. Daha da beterine hazırlıklı olsun herkes.
Ayrıca bir avukat olarak da sözlerinize katıldığımı belirtmek isterim. İbreti iş alemi yazısı olmuş.
Saygılarımla,
Çok güzel bir çalışma olmuş, elinize ve bilginize sağlık. Bu bilgiler bir yapının iskeleti gibi. Ne kadar dikkate alınırsa proje o kadar sağlam temeller üzerine oturtulmuş olur. Teşekkürler.
→_→ Harika tespitler : “İnternet girişimcilerine dost tavsiyeleri” ( http://bit.ly/ArafR )
This comment was originally posted on Twitter
Hele şükür birileri millete ahkam kesip gaz vermeyi bırakıp işlerin hiç de sanıldığı kadar kolay olmadığını anlatmış. Uykusuz gecelerin, gelecek kaygısının, hukuki zorlamaların, maddi yetersizliğin vs. vs. bir sürü sorunun tek tek hakkından gelip ekmeği taştan çıkarmanın kolay olmadığını anlattığınız için sağolun. Tabii birilerinin babası petrol kuyusu sahibi olabilir, onlara lafım yok, merak etmesinler bu kadar çok zorluk çekmezler.
Tabi birde şu var :
- Ortada bir bebek vardır ve üretilmesi gerekiyordur….
- 9 kadinin, 1 bebegi 1 ayda dogurabilecegini soyleyen kisiye PROJE MUDURU denir.
- 1 bebegin, 18 ayda ancak dogacagini soyleyen kisiye URETIM MUDURU denir.
- 1 kadinin, 1 ayda, 9 bebek dogurabilecegini soyleyen kisiyePLANLAMA MUDURU denir.
- 1 bebegin uretim seklinin ille de yanlis oldugunu soyleyen kisiye KALITE KONTROL MUDURU denir.
- Dunyada hic kadin ve erkek kalmasa o bebegin kendini dogurabilecegini soyleyen kisiye PAZARLAMA MUDURU denir.
- 1 kadindan, 1 bebegi, 1 ayda dogurmasini bekleyen kisiye GENEL MUDUR denir.
- 9 bebegin 1 ayda, 9 ayda ise 81 bebegin dogabilecegini soyleyen kisiye de ARGE MUHENDISI denir.
- 1 ayda,dokuz doguran kisiye İŞÇİ denir.
- Bebek falan istemedigini soyleyen kisiye ise MÜŞTERİ denir.
Merhaba.Yazınızı pcnet dergisinden gordum.Para kazanmaya odaklanmayın ve surdurulebilir bir planınız olsun bölümlerini çok beğendim.Gercekten yararlı bilgiler vermissiniz.
PC.NET Dergisi’nin 150 ‘inci sayısını dün aldım ve orada sizin hakkınızdaki röportajı okudum. İnternet sektöründeki hayat hikayenizi başarı bir şekilde aktardığınız için teşekkür dileklerimi iletmek istedim. Ayrıca, İstekli gençler olarak önümüzü görmemiz açısından önemli bir faktör oldu. Bilgi ve birikimiz için tekrardan teşekkür eder, iyi çalışmalar dilerim.
Sitenizdeki yazıları okudum.Çok çok faydalı bilgileri içermekte.Ümit ederim yeni yetişen gençlik daha bilgili daha müteşebbis yetişir.Saygılarımla.
[...] uykusuzluk, vicdan azabı… Ama buna karşılık toplanan ve değeri her gün artan birikim. Küçücük bir ofiste, 3 kişi çıktığımız yolda büyüdük, büyüdük; Türkiye [...]