Posted: October 27th, 2008 | Author: MserdarK | Filed under: Memleket Halleri, Web Dünyası | Tags: blogger, blogspot, digitur, filtre, sansür | 9 Comments »İnternette sansürle ilgili Çin’in meşhur filtre çalışmalarını başlattığı yıllardan bu yana yazılar yazıyorum. O süreci iyi biliyorum. Buralara nasıl gelindiğini de… Ortadoğu’daki girişimleri de neredeyse gün be gün takip ettim Türkiye’deki süreci de ister istemez seyrediyorum. Bu konuda Meclis’teki çalışma grubu toplantılarına kadar gözlemlemişliğim vardır.
Bunları böbürlenmek için anlatıyor değilim elbette; bunu yapana madalya vermiyorlar. Öte yandan bir gazetecinin işi nedir başka?
Ama bu konuda çok yazmış etmiş biri olarak artık lafı tükettiğim için dozu kendi marjım içinde en üst noktaya getirerek kapatmak istiyorum. Çünkü artık yazacak bir şeyim kalmadı. Ne buraya, ne oraya, ne de başka bir yere. Buyrun size gazetedeki köşe yazım.
Daha ötesinde ne denir bilemedim.
İlgili olabilecek diğer yazılar
- 05/15/2011 -- 2. Sansür Karşıtı Yürüyüş’ün ardından
Birçok ilke ve rekor katılıma sahne olan 15 Mayıs 2011 sansür yürüyüşünden izlenimlerim.... - 05/03/2011 -- Sansür ayıbına dair #22agustos
Devletin söylediği gibi yaptığımız sürece istediğimizi yapmakta özgürüz.... - 02/03/2011 -- Sanal Alem Podcast: 3. Bölüm
Teknoloji dünyasından gelişmeleri işlediğim Sanal Alem podcastinin üçüncü bölümü.... - 10/30/2009 -- Ne kadar sık yazmalı?
Ben okumayı-yazmayı hep sevdim. 1996 yılından bu yana periyoduna göre gazete ve dergilerde haftalık, aylık sayfalar hazırlıyorum. Bu bir iş. Karşılığında para alıyorum. Benim gibi işi yazmak olan insa... - 03/17/2009 -- Ben burada eğleniyorum
Kişisel bloglarından para kazanmaya çalışan arkadaşlarım var. Beni rahatsız eden bir yanı yok. Üstelik keşke kazanabilseler; çoğu Google reklamlarından gelecek günlük bir iki (rakamla 1-2) dolar gelir... - 12/20/2008 -- Sansürlü sitelere erişmek
Dünyadaki sansürle ilgili gelişmeleri yıllarca gazete sayfalarımda, radyo ve TV programlarımda bas bas bağırdım. Bunların bir gün bize de geleceğinden adım gibi emindim. Ama o anın bu kadar çabuk gele... - 10/29/2008 -- Sansürü tarihe gömmek için toplandık
Haber verdiğim gibi dün akşamüstü iki buçuk saatten fazla süren bir toplantıda, Türkiye internetine emek veren 21 kişiden oluşan bir grupla Nevzat'ın (yemeksepeti) ofisinde toplandık. Amacımız blogspo...
Zaten yazmak da boşuna. Seni, beni, bizi okuyanlar zaten teknoloji dünyasının içinde, interneti aktif kullanan insanlar. Biz yazıyoruz, biz okuyoruz. Her ne kadar aramızda küçük bir çıkıntı güruhu olsa da (özellikle evrim karşıtı) sansürlere, hepimiiz ortak bir fikri paylaşıyoruz.
Mesele bu bilgilerin ilgililerin eline ulaşmasında. İmza kampanyalarının sanal ve mail adresi toplamaya yönelik olmamasında. Hoş, bu kararların çok da adil verildiğine de inanmıyorum ben. Büyük patronların, hacı-hocaların yanında neyiz ki biz?
Serdar abi banamı öyle geliyo senden başka ilgilenen mi yok?
Yoksa çok mu karamsarım ben :/
Üstadım;
Hislerimize tercüman oldun, emeğine yüreğine sağlık. Karamsar olmamalıyız diye birbirimize moral veriyoruz, ama hızla karanlıklara çekiliyoruz. Cumhuriyet’in 85. yılını kutlayacağımız günlerde daha aydınlık, daha bilgili, daha huzurlu bir ülkede yaşama umutlarımı canlı tutmaya çalışacağım.
Sevgiyle kal…
Öncelikle blogunuz hayırlıu olsun. Siz bu blogdan taa iki yıl önceki yazılarınızda bahsediyordunuz. Şimdi anlaşıldı neden Teknosohbetin son bir haftadır aksadığı :) . Konuya dönecek olursak , devleti kendinden üstün kendisini teba gören bir halktan hakkını savunmasını beklememek lazım. Bırakın internet sansürünü, seneler önce bazı başıbüyükler ülkeyi 40 Milyar Dolar dolandırdılar ve hala ülkede gayet iyi şartlarda yaşamaya devam ediyorlar. O zaman hiç bir şey olmadıysa şimdi de pek bir şey beklemiyorum kendi adıma. Hele ampüller ülkeyi andılatırken !
Sansürü yapan kadar sansür yapılmasına karşı çıkmayanda suçludur. İnsanların fikirlerini açıkca beyan etmekten bile çekindiği ülkemize sansür yakışır. Sizi yürekliliğinizden dolayı tebrik ediyorum yine de dikkatli olmanızı tavsiye ederim. Suç ve suçluyu övmek de suç sayılır sonra doğruları konuşuyorsunuz diye problem yaşayın.
Yanlışlıkla “problem yaşayın” yazmışım doğrusu “problem yaşamayın” olacak
Son yıllarda okuduğum en güzel köşe yazısı, teşekkür ediyorum.
Serdar abi seninde değin gibi bugünlere şükretmek lazım zira yasak sitelere girmek hala yasak değil.
Şu “ampüller ülkeyi aydınlatıyorken” lafları çok popüler oldu. Hani sanki memleket önceden buram buram demokrasi ve insan hakları kokuyormuş gibi.
Açıkçası bu sansür modası hoşuma gidiyor. Sansürün önceden dokunmadığı “sessiz çoğunluk”, warez sitelerinin kapandığını, YouTube’a gaz çıkaran eşek videosu izlemek için girdiğinde sitenin kapı-duvar olduğunu gördükçe sinirleniyor.
Ben lisedeyken, bir yaşıtım sırasına orak çekiç çizdiği için mahkemeye verilmişti. Sene 90 filandı herhalde. Aynı yıllarda sürüyle film ve kitap yasaktı. 80′lerde çoğu film afişinde “danıştay kararıyla” ibaresine rastlardınız. Ben çocuk aklımla danıştayın “hoca bu film iyimidir,iyiyse gösterelim de halk kendine gelsin yahu” diye akıl danışılan bir heyet filan olduğunu sanırdım. İçinde homoseksüellik,erotizm kokusu bile olan herşey yasaktı.
Ülkede basılan kitap sayısı Japonya’nın dağ köylerinin birinde okunandan daha az olduğu için, kimse sansürün farkında değildi.
Yasaklanan filmlerden bahsedecek biryer olmadığı için, yasaklanan filmlerden de kimsenin haberi yoktu.
YouTube ve Blogspottan önce de birsürü site engellendi ama herkes “nasıl olsa bana dokunmaz, evrim gerçeğini inkar ediyorum, komünist değilim, dini ve milli bayramları eşit bir coşkuyla kutlayarak SMS ve spam yolluyorum” hissiyatı içinde olduğundan ya farkında değildi,ya da tepki göstermek yerine sağda solda etekaltı görüntülere rep vermeyi daha münasip buldular.
Birileri proxy’nin filan çözüm olmadığını anlayıp gerçek sorunu anladığında vatanı milleti filanda kurtaracağız inşallah. Durmak yok, küfür ve repe devam.