The only thing in this world that gives orders... is balls.

Sosyal medya adabı

Posted: March 17th, 2009 | Author: MserdarK | Filed under: Web Dünyası | Tags: , , , , , | 34 Comments »

Sosyal Medya terimini duymaktan kusmak üzere olduğum halde yine de epeydir kafamda birikenleri yazmak istedim. Bir ön uyarı: aklıma gelenleri ekleyip yanlış yazdıklarımı çıkararak bu listeyi güncelleyeceğim. Dolayısıyla ilk günler biraz ‘kararsız’ görünebilir. Üstelik uzun bir yazı olacak gibi. Ama eğleneceğiz.

Başlıyorum.

Özetinde sosyal medya insanlar tarafından yaratılan içerik kaynaklarını anlatıyor. Şimdiye dek hayvanlar mı hazırlıyordu; elbette hayır. Ama burada bahsettiğimiz üreticiler klasik medya zümresi (gazeteciler, dergiciler, radyocular, televizyoncular, internet haber siteleri, ajanslar, vs) değil bizzat şimdiye dek ‘tüketici’ koltuğunda oturanlar.

Bunun üç yansıması var:

  • Hukuki ve sektör içi yazılı olmayan kurallara eyvallahları yok: Bu yüzden bazen gece yarısı kapıları polis tarafından çalınıyor, savcı tarafından sorgulanıp dam kokusu alıyorlar. Şimdilik çok seyrek ama otorite gözünü ana içerikten yorumlara çevirdiğinde sarpa saracağı kesin. Öte yandan medyada kemikleşmiş ‘üstad’ hiyerarşisine de sahip olmadıklarından bazen olaylara yaklaşımlar ‘koy götüne rahvan gitsin’ modeline dönebiliyor.
  • Daha samimiler: Geleneksel medya kafayı kendi kumuna gömmüşken sosyal medya eline geçen yeni nesil yazılım ve donanımla ‘haberdar etme’ fonksiyonunu pekala yerine getirebiliyor. Kötüye kullanım, eline yüzüne bulaştırma bence olağan ve istisnai. (Farklara dair daha derli toplu bir özet)
  • Dünyayı kendilerinden ibaret sanıyorlar: Ben de bu grubun bir parçası olduğumdan rahatlıkla söyleyebiliyorum bunu. Sosyal medyanın zihindeki yapısı şudur: 10 tane kanaat önderi vardır, bunlar 10 bin kişiyi etkiler ve kartopu büyür. Bizde 100 tane kanaat önderi var, 100′ü de birbirini takip edip etkiliyor, çingen çalıyor, kürt oynuyor. Yine de bulandırmayalım suları. Güzeliz, hamdolsun.

Ama sanılmasın ki bu yeni mecraların kendine has kuralları yok. Aksine çok daha hızlı oluşturulmuş gizli yazıtlara, durumlara ve insan tiplerine sahipler. İşte benim aklıma gelenler.

Av kim, avcı kim?

  • Karışılıklılık ilkesi: (Türkçe ne garip; kaç tane lık yazdım demin?) Bu en belirgin açmaz. Sosyal medyada işin raconu gereği kimin kimi takip ettiği, kimin kimle arkadaş olduğu ortada olduğu için basit bir arkadaş olma meselesi bile bir kızın bekaretini sunmasına dönüşebilir. Kimin kimi takip ettiğine yönelik çok bilinmeyenli, karmaşık algoritmalar vardır. Örneğin:
    • O kişi kimdir? Arkadaşları kim, benim arkadaşlarla arkadaş mı? Benim arkadaş olmak istediğimle arkadaş mı? Ne iş yapıyor? Popüler mi? Benim işime yarar mı? Benim işleri köpürtür mü?
    • O da beni takip eder mi? Bu ortamlarda asıl amaç sanki birisinin ne yaptığını takip etmek değil de onunla evlenmek, koyun koyuna uyumak, kırlarda coşmaktır. İnsan ister ki ben onu sevdim o da beni sevsin. Oysa ne güzel demiş Nazım: “Sen elmayı seviyorsun diye elmanın da seni sevmesi gerekmez ki?” Bu yüzden birbirine düşen arkadaşlarım oldu. (bana gönül koyanları geçtim) O onu arkadaş listesine eklemiş, o eklememiş. Sanki bir çok uluslu diplomasi turu! O eklemiş, o sonra silmiş ona hile yapmış! Cep telefonunda çaldırıp kapatma gibi bu ortamlarda da sürekli arkadaşlığı / takibi iptal edip yenileme vardır. Türkçesi: “Hşşt! Eklesene beni artık, kör müsün!” Ben de bunu geç öğrendim.
    • Kim önde? Ben mi çok tutmuşum onu, o mu beni çok tutmuş? Kim önde, kim beride?
  • Tarikatlar: Sosyal medya alanı doğası gereği PR (halkla ilişkiler), reklamcılık ve pazarlama odaklı insanlarla doludur. Bunlar aslında masonik türden yapılanmalardır. Üstleri, astları, kastları vardır. Herkesi içine almaz, herkese bulaşmazlar. Ama birçok işin merkezinde yer aldıklarından çevrelerindeki hare de hiç daralmaz. Sosyal medyada işler biraz değişir ama. Orada hem birbirleriyle iletişim kurmaları gerekir hem de muhtaç oldukları kitleyle. Kimi zaman sapla saman karışır. Bir hırgürle taşlar yeniden yerine oturur.
  • Rütbeler: Sosyal medyada olay kaç kişinin sizi takip ettiğidir. Bunun maddi karşılığını bulmak güçtür ama örneğin benim de bu ortamlarda takip ettiğim Jason Calacanis en popüler sosyal ağlardan Twitter‘ın her yeni üyesinin karşısına çıkan ‘takip etmek için tavsiye edilen kullanıcılar’ listesinde yer alabilmek için 250.000 dolar teklif etti! Peki bizde durum ne? Twitter’ın Türkiye Top100 listesi sistemin ne kadar istismar edilebileceğine dair güzel bir örnek. Nispeten  daha kontrollü bir ortam olan FriendFeed içinse bir Türk girişimi olan FFholic var. (burada ben de üst sıralarda yer alıyorum) Buradaki listede göreceğimiz gibi takip edilenler genellikle dijital dünyadaki varlıklarından dolayı tercih ediliyor. Ama bunun da bir başka tarikat olduğunu kabul edelim. Ne derin hesapları vardır o sıralamanın kimbilir ;)
  • Yalan aşklar: Sosyal ağ dediğinizi insan oluşturuyor ama insan dediğin de türlü çeşit. Üstelik bu ağların çoğunluğunda insanlar gerçek ismiyle yer alıyor. İsmini yazmasa bile paylaştığı içerikten kim olduğu anlaşılıyor. Ama bir yandan da uyuz oluyorlar birilerine? Ne yapacaklar? Doğru tahmin! Hemen bir sahte hesap; hatta vakit varsa bir iki de yalandan içerik ekleme. Sonra gelsin geçirmece! Ama ne geçirmece :) Ben bu gruptan nasibini ziyadesiyle alanlardanım ama ilk örnekten sonra umursamayı bıraktım çünkü bu grubun derdi tartışmak ya da sizi eleştirmek değil, sizi sinirlendirip yerden yere vurmak. Bir gün başınıza gelirse, gülümseyerek izleyin ve bunun da bir sosyal medya madalyası olduğunu sakın unutmayın. Herkes için girmezler bu eziyete!
  • Ezeli aşklar: Bu da önemli bir alt kültürdür. Bunlar kantinde ‘tostundan bi ıssırabilir miyim?’ kıvamına gelmiş siber arkadaşlardır. Gaz çıkartsa sever, takdir ederler. İki taraf da buna o kadar alışmıştır ki ödü kopar ‘tarzım dışı bir şey paylaşırım da insanlar muallakta kalır’ diye. Dert midir peki? Elbet değil. Didişseler daha mı hoş? Var mı sevmek gibisi…

Bütün bunlar bir yana eğer hala girmediyseniz bu ortamlara, girdiğinizde ilginç bir şekilde kimsenin aslında fikir tartışması, münazara yapmadığını göreceksiniz. Arada çıkan tartışmaların çoğunda yüzlerce mesaj bile yazılmış olsa ilk noktadan bir adım öteye gidilmediğini, insanların köprüde karşılaşan iki inatçı keçi gibi inadım inat, kıçım iki kanat hallerini göreceksiniz.

Önce binlerce kişiyi takip edip sonra çoğuna küsüp, üstüne üstlük “buralar bozuldu mirim” şekilleri elbette buralarda da var.

Bir de varlığını kendini bu ortamlarda takip eden sayısına endeksleyenler var ki o ruh halini bir başka ‘MserdarK hasta yatağından blogluyor’ gününe saklıyorum.

Bu konularla ilgili FriendFeed’de de bazı tespit çalışmalarım olmuştu (1, 2). Vaktiniz olursa bakarsınız bir ara.

Ha; bu kadar tespit yaptık sıyırdık mı kendimizi cendereden? Elbet hayır! Nasıl birikti sanıyorsunuz bunca not :) Çoğu zaman beni göreceksiniz yukarda saydığım bu insani zaaflarda. Baştan dedik, insanız; bunlar da en basit açıklamasıyla: insanlık hali :) Hepimiz böyle böyle öğreneceğiz işte.

Önemli olan iyileştirmek için gayret etmek. Ve de ne yapıyorsak, keyif için yapmak.

Gönlünüz kimi istiyorsa takip edin, kimi sevmiyorsa terkedin. Ortamın keyfini sürün. Ama yeter ki beni like edin dostlarım!

İlgili olabilecek diğer yazılar


34 Comments on “Sosyal medya adabı”

  1. 1 Volkan Yılmaz ٩(●̮̮̃•̃)۶ said at 20:14 on March 17th, 2009:

    hastalığı bile pozitif yönde kullanabilen değerlendiren acayip hasta adam bu yahu :) hepsi gerçek, en çok yalan aşklar kısmına gerçekten ahabu gerçek dedim.

    This comment was originally posted on FriendFeed

  2. 2 Volkan Yılmaz ٩(●̮̮̃•̃)۶ said at 20:14 on March 17th, 2009:

    hastalığı bile pozitif yönde kullanabilen değerlendiren acayip hasta adam bu yahu :)

    This comment was originally posted on FriendFeed

  3. 3 Eren Bostan said at 20:15 on March 17th, 2009:

    Serdar abinin yazası gelmiş (:

    This comment was originally posted on FriendFeed

  4. 4 Volkan Yılmaz ٩(●̮̮̃•̃)۶ said at 20:20 on March 17th, 2009:

    ayrıca şu "tarikatlar" maddesine de direk örnek vermek isterdim ama burada olmaz şimdi. kendi blogumda yazıyorum zaten.

    This comment was originally posted on FriendFeed

  5. 5 Fırat Batuhan İçöz said at 20:39 on March 17th, 2009:

    güzel bir yazı, hastalık çok verimli bende sitemi aylardır bitiremedim (ayda 1 saatten 3 ay..) şuan hastayım 2 site yaptım localhost’ta domain yok. kendi sitemide bitiriyorum. hep hasta olmak var! off! telefon çalıyor çok uzak yataktan kalkamıyorum..

    This comment was originally posted on FriendFeed

  6. 6 A. Kıvanç Tanrıkulu said at 20:55 on March 17th, 2009:

    Benim geleneksel medyada "Twitter benim neyime gerek!" diye başlık atmışlığım var ama şimdi FriendFeed’den ayıramıyorum gözümü. Sosyal medya buluyor kendini, daha da bulacak.

    This comment was originally posted on FriendFeed

  7. 7 Onder Eren said at 21:47 on March 17th, 2009:

    bolca gülerek okudum :) teşekkürler.

    This comment was originally posted on FriendFeed

  8. 8 Ömer Enis ŞEN said at 22:46 on March 17th, 2009:

    Bu tip yazılara iki yönlü cevaplar gelir. Ahahha geri zekalılar neler yapıyor yahuu! G.tumle güldüm.. diyen çıkar ve tam destek verir. Üstüne alınan vay bize laf sokuşturmuş diyen tam karşısında olur. Çoğu zaman öğüt istenilen kişiye ulaşamaz. O veya bu değilde ben bu mecrada çok hatalar yaptım. Saçmaladım. Dışarıdan bir göz çok faydalı oluyor. (Like edip üstüne yaptığım hatayı görmezşikten gelmek ayıp kaçar diye karaladım)

    This comment was originally posted on FriendFeed

  9. 9 Ömer Enis ŞEN said at 22:46 on March 17th, 2009:

    Bu tip yazılara iki yönlü cevaplar gelir. Ahahha geri zekalılar neler yapıyor yahuu! G.tumle güldüm.. diyen çıkar ve tam destek verir. Üstüne alınan vay bize laf sokuşturmuş diyen tam karşısında olur. Çoğu zaman öğüt istenilen kişiye ulaşamaz. O veya bu değilde ben bu mecrada çok hatalar yaptım. Saçmaladım. Dışarıdan bir göz çok faydalı oluyor. (Like edip üstüme yaptığım hataları görmezlikten gelemedim)

    This comment was originally posted on FriendFeed

  10. 10 A. Kıvanç Tanrıkulu said at 23:07 on March 17th, 2009:

    Aslında en güzeli bu ortamların oluşmasına tanıklık etmemiz. Babamın 1957 yılında ilk kez gördüğü radyoyu nasıl anlattığını bir bilseniz… Ne zaman konusu açılsa devasa pillerinden (köyde elektrik yok, pil mecbur) girer, anten düzeneğini nasıl kurduklarından çıkar! Çok da mutlu olur anlatırken. Şimdi daha iyi anlıyorum onu.

    This comment was originally posted on FriendFeed

  11. 11 Ahmet Alp Balkan said at 23:16 on March 17th, 2009:

    "Ezeli aşklar" bölümü çok hoşuma gitti. (seni like etmeyen ölsün :) serdar usta)

    This comment was originally posted on FriendFeed

  12. 12 İbrahim Uzun [ j ] said at 02:42 on March 18th, 2009:

    çok güzel benzetmeler ; )

    This comment was originally posted on FriendFeed

  13. 13 Mustafa Su said at 03:32 on March 18th, 2009:

    anlayana ….

    This comment was originally posted on FriendFeed

  14. 14 Ahmet Durmusoglu said at 12:02 on March 18th, 2009:

    Hocam,ağzınıza sağlık çok güzel yazı olmuş

  15. 15 Mehmet ALP said at 14:51 on March 18th, 2009:

    Sanırım bizim Türk kullanıcısı genelde şu kitleye giriyor;
    Ezeli aşklar:)
    Özellikle son zamanlarda Friendfeed’de çok karşılaşıyorum bu durumla.Kadın saçma sapan birşey söylüyor onu her zaman haklı bulan adamda tebrikelr,helal olsun muthiş fikir gibisinden saçmalıyor:))

  16. 16 Önder said at 17:50 on March 18th, 2009:

    güzel açıklamışsın serdar abi.

  17. 17 Volkan Çelik said at 15:55 on March 19th, 2009:

    Super olmus hocam, devamli takip edelim bu yaziyi…

  18. 18 Elke Schmitter said at 17:09 on March 21st, 2009:

    Bunu okumuşken Kuzuloğlu’nun feedindeki konu ile ilgili bazı yazılarına ve yapılan yorumlara da ulaştım. Aklıma gelen tek şey şu oldu. Amaç paylaşmış olmak ve benzer ilgi alanlarına sahip kişilerle birlikte farklılıkları da öğrenmek olunca sosyal ağlar bulunmaz nimet. Ancak iş efendi olma ve en çok takip edilen kaygısına dönüşünce yazıda bahsedilen her şey vücut buluyor.

    This comment was originally posted on FriendFeed

  19. 19 M. Serdar Kuzuloglu said at 17:12 on March 21st, 2009:

    Bastım ‘like’ı :)

    This comment was originally posted on FriendFeed

  20. 20 Alemsah Ozturk said at 17:12 on March 21st, 2009:

    Allah, like geldi :P

    This comment was originally posted on FriendFeed

  21. 21 Ersan Bilik said at 17:34 on March 21st, 2009:

    güzel tesbitler

    This comment was originally posted on FriendFeed

  22. 22 Bırak sosyali medyayı kaç kız tavladın onu söyle | Blog Wolkanca said at 11:38 on March 23rd, 2009:

    [...] bu neredeyse böğ ettirip bizi kusturabilecek kadar fazla duyduğumuz şu tek dişi kalmış “Sosyal Medya” dedikleri zıkkım ne iş [...]

  23. 23 Eğitişim Kariyer Enstitüsü said at 17:34 on March 23rd, 2009:

    Mükemmel olmuş açıklama. Tebrikler Serdar.

  24. 24 adeep said at 03:35 on March 24th, 2009:

    Konuyla pek alakalı değil ama, ben “Karışılıklılık” kelmesine takıldım, bu kelime TDK’da da yer almıyor ve kelime kökü “karışılık” ise o da manasız bir kelime eğer yanlış yazılmış ve “karşılıklılık” ya da “karışıklılık” ise o zaman başka tabi :) . Tabi bu, yazının güzelliğine etki etmez.

  25. 25 Okan Yüksel said at 04:46 on March 26th, 2009:

    Öncesinde Wordpress, sonrasında Blogspot ve şimdi de Bloggum! Türkiye sansüre devam ediyor. Dün, ilk defa kendi blogumda “Bu siteye erişim mahkeme kararıyla engellenmiştir.” ibaresini gördüm ve işte o zaman anladım daha öncesinde arkadaşlarımın canının ne kadar acıdığını. Canım gerçekten acıyor, bu haksızlık insanın canını gerçekten acıtıyor!

    21. yüzyıldayız, muasır medeniyet seviyesi temel hedefimiz, demokratikleşiyoruz, özgürleşiyoruz diyoruz ama hepsi lafta kalıyor. Bugün Türkiye sansüre devam ediyor! Bugün Türkiye’de basın özgürlüğü yok! Bugün Türkiye’de söz söyleme hakkımız yok! Bugün Türkiye’de binlerce blog yok, biz yokuz! Ama sizler varsınız dostlar, Wordpress var, Blogspot var, Blogcu var.. Bizim yokluğumuzda lütfen varlığınızı gösterin ve Bloggum sansürünü yazın! Türkiye’nin artık daha özgür olması gerektiğini yazın. Basının engellenemeyeceğini, sesinin kısılamayacağını yazın. Muasır medeniyet seviyesine giden yolun sansürden geçmediğini yazın! Sansürün bir suç olduğunu yazın! Biz yazamıyoruz, lütfen sizler yazın.

    Okan Yüksel

  26. 26 Altuğ Gürkaynak said at 11:36 on March 26th, 2009:

    Çok eğlenceli bir yazı olmuş. Üslubunuzu çok sevdim, gayet akıcı gidiyor okurken :) elinize sağlık.

  27. 27 Silik10 said at 12:54 on March 31st, 2009:

    Dedikleriniz güzel tespitler.Bir Dünya kurulmuş ve bu dünya sadece 10-15 kişiden ibaret olarak lanse ediliyor.Yakın zamanda Blogkume isminde bir zımbırtı çıktı.Adamlar kendi sitelerini ekleyip birde Blogdestek’ten tema yaptıranların(temalar 1500tl’den başlıyormuş) sitelerini eklediler.Kendileri çalıp kendileri oynuyorlar.

  28. 28 ayşegül yüksel said at 15:20 on April 7th, 2009:

    “Gönlünüz kimi istiyorsa takip edin, kimi sevmiyorsa terkedin. Ortamın keyfini sürün. Ama yeter ki beni like edin dostlarım!”

    Bu kısmını çok beğendim. İnternet Dünyasının çok yerde görülebilinen ama : en samimi, karşılıksız (lık tek tikkat :) en çocuk ruhu ile takip edilip like edilmeyi bekleyen Sayın Serdar Kuzuloğlu’nun en kendi gibi, arka bahçesi burası

    Malum herkes “dağarcığı kadar” bilgi belge video eklemesi yapıyor internete ama Savcıları allah kimseye göstermesin, blogların bloglanmasını da,
    Tabi : malum konular dışında ki bunlar tez temizlensin dilerim (Atatürk’e hakaret ve bebek tecavüzü, nasıl cinayet işlesem anketleri… vb.)

    Blogunuzu, arada sırada uğrayıp okuyorum. Ancak ; internet derya deniz:) Hem Zeki Müren bizi görüyor hem zeki müreni biz.. :)

    Uğradım like ettim.

    Hoş etkileşimlere… selamlar.

  29. 29 ayşegül yüksel said at 15:22 on April 7th, 2009:

    Televizyonun “interaktive’ lisidir :)

  30. 30 eylos said at 21:37 on April 26th, 2009:

    Güzel ve yeride bir tespit.

  31. 31 Tunahan E. Bilgin said at 21:02 on May 26th, 2009:

    MSerdarK hocam klavyenize sağlık.Okurken çok eğlendim ve keyif aldım.Çok güzel ve doğru tespitler.Güncelleştirmenizi ilgiyle takip edeceğim.

  32. 32 Şirket Rehberi: Ortak Kullanım —Creates Social Brands Sosiale said at 18:52 on February 14th, 2010:

    [...] Strateji: Kullandığınız sosyal ağlarda çapraz pazarlama yapabilmeniz için uygulamanız gereken birkaç şey var. Size üç [...]

  33. 33 Şirket Rehberi:Marka tutarlığını sağlamak —Creates Social Brands Sosiale said at 14:31 on February 18th, 2010:

    [...] Düzey Strateji: Çok sayıda sosyal ağ olduğunu düşününce işler biraz karmaşıklaşır ve hangilerinin popülerleşip hangilerinin [...]

  34. 34 Şirket Rehberi: Ortak Kullanım | Sosiale said at 23:56 on February 23rd, 2010:

    [...] Strateji: Kullandığınız sosyal ağlarda çapraz pazarlama yapabilmeniz için uygulamanız gereken birkaç şey var. Size üç [...]


Leave a Reply

  • Spam Protection by WP-SpamFree