Me, I want what's coming to me. The world, chico, and everything in it.

Sosyal medya detoksuna başlarken

Posted: April 30th, 2010 | Author: | Filed under: Kişisel, Web Dünyası | Tags: , , , , , | 7 Comments »

Bir gün Teknosohbet çekiminden sonra Timur odamdan çıkıp ofisin içinde kayboldu. Ne zaman düşündü, ne etti, sormaya fırsatım olmadı ama benim sosyal medyadan uzaklaşmamı kafasına takmış ve bunun üstüne bir proje geliştirmiş. O kaybolma sırasında da stüdyoya girip olayı yaymak için bir program çekmiş.

Sosyal medya detoksuna başlarkenO da kesmemiş olacak bir devam bölümü daha çekti, bloga yazdı, Yahoyt’a haber etti.

Daha bana söylemediği birçok plan da cabası…

1-10 Mayıs 2010 aralığını kapsayan bu meydan okumanın şartları şöyle:

Neler yapamayacağım:

  • Hiç bir sosyal ağda tek bir harf veya gülümseme işareti dahil hiç bir eylemde bulunamayacağım. (Twitter, FriendFeed, Gtalk, buzz, messenger, vs..)
  • Hiçbir sosyal ağ uygulaması açmayacağım. Pasif izleyici olarak dahi katılmayacağım. (Kağıt çıktı bile yok)
  • Hiç bir sitede yorum yapmayacağım. MYK Medya çalışanları ve birinci dereceden akrabalar dahil hiç kimse ile chat yapamayacağım.
  • Video konferanslara katılamayacağım.

Nelere izin var:

  • Televidyon’da yer alan herhangi bir programa katılabilirim.
  • Basın toplantılarında sosyalleşebilirim.
  • Canlı seminer veya toplantılara katılabilirim.

Sizin için ‘eh canım, ne var yani?’ olabilir ama benim için durum farklı. Size sosyal medya kullanımıma dair objektif bir fikir vereceğini düşündüğüm iki ekran görüntüsünü paylaşmak istiyorum (resimlerin büyük hallerine üstlerine tıklayarak ulaşabilirsiniz):

Google’da Twitter diye arayınca şöyle bir sonuç çıkıyor:

Sosyal medya detoksuna başlarkenYine Google’da kullandığım başka bir sosyal ağ olan FriendFeed’i arayınca da şöyle bir sonuç çıkıyor:

Sosyal medya detoksuna başlarkenDiğer sosyal ağlarda da aşağı yukarı aynı çıkan bu sonuçtan da göreceğiniz gibi sitelerin kendisinden sonra ikinci sırada benim profilim çıkıyor (?). İnternet bağımlısı olduğuma dair genel kanıyı reddedecek güçlü kanıtlarım yok ama sosyal medyanın araçları konusunda karşı çıkma şansım yok gibi.

Gerekçelere dair

Ben çok sosyal bir insan değilim. Kendi kafama denk insanlara denk gelme konusunda şansım pek yaver gitmedi. Ama internet tanışma ya da benzeri ritüelleri yerine getirmeden de küçük konu başlıkları hakkındaki benzerleri bir araya getirmeyi başarabiliyor. Yani yemek konusunda anlaşamayacağınız biriyle çizgi romanlar konusunda; işletim sistemi konusunda anlaşamadığınız biriyle kadın zevkleri konusunda anlaşabiliyorsunuz.

İnternet gerçek hayatın aksine genel ölçekte beğenmediğiniz insanları farklı platformlarda mikro beğeniler doğrultusunda sizle birleştirebiliyor.

Sosyal medyayı sevmemin nedeni biraz bu herhalde.

Üstelik sosyal mecralardaki varlığım benim hayatımdan çalınan bir zaman da değil. Aklıma gelen bir şeyi Twitter‘a yazmak, ilgimi çeken bir fotoğrafı Twitpic‘te paylaşmak, insanların ilgisini çekeceğini düşündüğüm bir şeyi Facebook sayfama eklemek, iş dünyasına yönelik önemli gelişmeleri LinkedIN‘de paylaşmak, gittiğim yerleri FourSquare‘e girmek, Youtube‘da favorilerimden arkadaşları haberdar etmek, kendimce enteresan bulduğum kesitleri Qik ile canlı yayınlamak, hoşuma giden fotoğraf karelerini Picasa ya da Flickr‘da paylaşmak, içimi kaynatan şarkıları Last.FM‘de hatırlatmak ve benzeri birçok şeyi FriendFeed gibi platformlarda topluca ilgilenen insanlara açmak benim o an içinde birkaç saniyemi almıyor bile.

Üstelik bu alışkanlık benim yıllarca kaç defa heveslenip hep yarım bıraktığım ‘günlük tutma’ hevesini de iyi kötü gerçekleştirme fırsatı veriyor.

Farkında olmadan hayatımı bir yerlere kaydediyorum. Bu kimi blog yazılarımda bile bana güzel referanslar sağlıyor (mesela). Fakat diğer yandan hayatımı hiç tanımadığım binlerce insana da açıyor. Beni neden takip ettiklerini tam olarak bilmediğim, benden beklentilerini kestiremediğim insanlar…

Kimisi beğendiği için, kimi uyuz olduğu için takipte. Kimisi selam yolluyor, kimisi yardım edip katkı sağlıyor, kimisi laf sokuyor.

Sosyal medya detoksuna başlarken

Onları tanımadığım gibi adım gibi biliyorum öyle gelmese bile onlar da beni tanımıyor.

Bunu sosyal medyada beni takip eden ve sonradan yüzyüze benimle tanışan insanların şaşkınlıklarından daha iyi anlıyorum. Bambaşka bir ‘ben’ ile karşılaşıyorlar. Bu aşağı yukarı sanal aleme yansıyan her profil için geçerli olmalı.

Bir insanı sosyal ağlardan ne kadar tanıyabilirsiniz ki?

Üstelik bu takip edilme hissi kimi zaman korkutucu da olabiliyor. Örneğin (sahibi incelik gösterip sildiği için paylaşamıyorum) memleketten kilometrelerce ötede akşam bir barda arkadaşlarla eğlendikten sonra otele dönüp ‘Serdar Kuzuloğlu Barcelona Hotel Arts’ta şarabını içip purosunu tüttürüyor’ şeklinde bir Twitter mesajını görmek ya da KFC’de bir öğlen bir şeyler atıştırırken ofise döndüğümde aşağıdaki gibi bir mesaja denk gelmek insanı korkutmuyor desem yalan olur.

Sosyal medya detoksuna başlarken

Sosyal medya detoksuna başlarkenYine de ben her türlü dert ve keyfiyle sosyal medyayı seviyorum.

Bu yazıyı yazdığım anda baktığım son rakamlara göre beni Twitter’da 6.208, Facebook’ta 2.739, FriendFeed’de 4.449, Foursquare’de 244 kişi takip ediyor. LinkedIN’de 387 bağlantım var. Bunların aralarında mutlaka kesişenler de vardır ama şunu söyleyeyim; ben bu insanların yüzde 95′ini tanımıyorum.

Ama onlar beni birçok kişiden daha ‘fazla’ tanıyor (örneğin annem değil ama bu insanların bir kısmı gün içinde nerelere gittiğimi biliyor).

Zor, zor günler

Sosyal medyada 10 günlük yokluk benim için gerçekten zor olacak. 10 gün cidden az bir zaman değil. Aklıma paylaşacak bir sürü şey gelecek; paylaşamayacağım. Bir sürü güzel kare yakalayacağım; içime atacağım. Güzel mekanlar keşfedeceğim ama duyuramayacağım. Tamamen içime kapalı bir dönem anlayacağınız.

Ama Timur’a inat kabul ettiğim bu süreç belki de bana uzun zamandır hasretini çektiğim ‘oturup hayatımı düşünme, bir ara muhasebe yapma’ fırsatını da sunacak.

Ben 10 Mayıs’a kadar bol bol düşüneceğim. Bu kadar uzun düşünmenin sonucunda en az 2-3 proje ve yeni birçok iş fikri çıkacağına eminim. Bakarsınız radikal değişikliklerin bile fitili olur bu boşluk.

Bu bloga yazmam yasaklanmamış ama yazar mıyım bilmiyorum. Ayrıca baştan söyleyeyim Gtalk yasağına uyamam. İşimin büyük bir kısmını oradan yürütüyorum çünkü.

Ortam size emanet.

Beni özleyin anacığım. Baaay!

İlgili olabilecek diğer yazılar

  • 12/24/2010 -- Sosyal ağ yönetim ipuçları
    Kişi ya da kurumlar için sosyal medya hizmetleri, blog eklentileri, web hizmetleri ve ipuçları....
  • 03/17/2009 -- Sosyal medya adabı
    Sosyal Medya terimini duymaktan kusmak üzere olduğum halde yine de epeydir kafamda birikenleri yazmak istedim. Bir ön uyarı: aklıma gelenleri ekleyip yanlış yazdıklarımı çıkararak bu listeyi güncelley...
  • 07/06/2011 -- Sosyal ağların mahalle baskısı
    Sosyal mahallenin meraklı teyzeleri, ahlak bekçisi ağabeyleri, kıskanç komşuları, haset esnaflarına dair bir güzelleme....
  • 12/21/2008 -- İki okunası yazı
    Yüce Zerey daha yeni tanıştığım birisi (öylesine bir tesadüfle hem de). Daha çok uzun süre birbirimizin fikirlerinden faydalanacağımız için sevinçli ama geç tanışmış olduğum için üzgünüm. Takdir edilm...
  • 03/12/2012 -- Twitter virüslerinden korunma / arınma yolları
    Twitter kimileri için kolay para kazanma yoluna dönüştü. Bunun parçası (kurbanı) olmamak elimizde....
  • 03/08/2012 -- Yeni medyanın kazananı kim olacak?
    Yakın bir zamana dek yeni medyanın kralı eski medyanın uzantılarıydı. Bugünse kanlı bir dönüşüme şahit oluyoruz....
  • 03/06/2012 -- Paylaşsak da mı saklasak?
    Twitter'da yazdıklarımız 1 saat içinde buhar oluyor. Kalıcı hale getirmek için verdiğimiz emeklerde ise ilginç bir ayrıntı gizli....
  • 12/09/2011 -- Yeni Twitter ile neler geliyor?
    İnternetin sinir sistemi, dünyanın en popüler mesajlaşma servisi Twitter'ın yeni arayüz ve hizmetlerine yönelik bir özet....
  • 11/17/2011 -- Sosyal medyada takipçi arttırma
    Markaların reklam amacıyla neden sosyal medyaya yöneldiğine dair birkaç öngörü....
  • 08/02/2011 -- Gizli reklamdan nasıl köşeyi döndüm?
    Etrafındaki her şeye şüphe ve evhamla bakanlara şifa niyetine bir yazı....

Facebook Yorumları

7 Comments on “Sosyal medya detoksuna başlarken”

  1. 1ilyas teker said at 23:37 on April 30th, 2010:

    “Sayılı gün çabuk geçer.” sözünün doğruluğunu bu süre zarfında test etmiş olursun hem : )

  2. 2Ertugrul said at 09:24 on May 3rd, 2010:

    Merhaba Serdar Bey,

    Google a ilgili kelimeleri yazınca sizin profilinizin çıkması, google un son dönemde uygulamaya başladığı kişiselleştirilmiş arama teknolojisi ile ilgili bir durumdur diye düşünüyorum. Zira bu salt sizinle alakalı bir durum değil. Yanlışım varsa düzeltin lütfen.

    Bence asıl korkulması gereken bu kişiselleştirilmiş arama teknolojisinin nelere gebe olabileceği.

  3. 3kaan turkoğku said at 00:09 on October 10th, 2010:

    bende google da twitter diye aratıp sizi görünce şaşırdım ama sonra normal dedim:)

  4. 4sosyal medya said at 01:18 on November 19th, 2010:

    Serdar bey merhabalar,
    İyisiyle kötüsüyle twitter’da hakkınızda yazılan iletiyi konu içerisinde paylaşmanız çok güzel birşey.
    Umarım sosyal medyada hep kalıcı olursunuz…

  5. 5mehmetcanyilmaz said at 03:08 on May 2nd, 2011:

    mserdark peki iftarda ne yiyecek? ilk paylaşımı ne olacak, ilk tweet’i ne olacak? blabla :)

  6. 6mehmetcanyilmaz said at 03:10 on May 2nd, 2011:

    mserdark, 1 yıl önce bugün en son hangi tweet’le detox’a başladı, hangi tweet ile detox bitti?? nostalji.

  7. 7İnternet çağında mahremiyet | M. Serdar Kuzuloğlu said at 11:43 on April 18th, 2012:

    [...] kullanarak.İlk örnek setini aslında 2010 yılında 10 günlük sosyal medya detoksuna başlarken yazdığım yazıda vermiştim.Örneğin aşağıdaki ekran görüntüsü Türkiye’den epeyce uzakta; [...]


Leave a Reply